<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Total Kalça Protezi &#8211; Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</title>
	<atom:link href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/total-kalca-protezi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.omerfarukbilgen.com</link>
	<description>Diz Protezi, Kalça Protezi, Ayak Protezi ve Omuz Protezi Ameliyatları, Protez Cerrahisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 May 2020 19:55:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8.2</generator>

<image>
	<url>https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2019/12/cropped-ofb-logo-200x39-1-32x32.png</url>
	<title>Total Kalça Protezi &#8211; Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</title>
	<link>https://www.omerfarukbilgen.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Enfekte Total Kalça Protezi Tedavisinde Çift Aşamalı Revizyon</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/enfekte-total-kalca-protezi-tedavisinde-cift-asamali-revizyon/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=enfekte-total-kalca-protezi-tedavisinde-cift-asamali-revizyon</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2020 19:53:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Revizyon Artroplastisi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde total kalça protezi (TKP) uygulamasının artmasıyla birlikte, nedenden bağımsız olarak revizyon yapılan hasta sayısı da artmaktadır. Primer total kalça protezinde periprostetik eklem enfeksiyonu (PEE), başarısız sonuçta üçüncü sıklıkta (%15) görülmekteyken, revizyon vakalarında ilk sırayı almaktadır. Enfeksiyon insidansı Birleşik Krallık’ta %1, Birleşik Devletler’de %2,2’dir. Revizyon total kalça protezinde ise derin enfeksiyon oranı Birleşik Krallık, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/enfekte-total-kalca-protezi-tedavisinde-cift-asamali-revizyon/">Enfekte Total Kalça Protezi Tedavisinde Çift Aşamalı Revizyon</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünya genelinde total kalça protezi (TKP) uygulamasının artmasıyla birlikte, nedenden bağımsız olarak revizyon yapılan hasta sayısı da artmaktadır. Primer total kalça protezinde periprostetik eklem enfeksiyonu (PEE), başarısız sonuçta üçüncü sıklıkta (%15) görülmekteyken, revizyon vakalarında ilk sırayı almaktadır. Enfeksiyon insidansı Birleşik Krallık’ta %1, Birleşik Devletler’de %2,2’dir. Revizyon total kalça protezinde ise derin enfeksiyon oranı Birleşik Krallık, Kanada ve İsviçre için sırasıyla %12, %14,5 ve %12,9’dur.  Enfekte Total Kalça Protezi Tedavisinde Çift Aşamalı Revizyon.</p>



<p>Total kalça
protezinden sonra görülen enfeksiyon, nadir bir komplikasyon olsa da tedavisi
zor ve tedavi maliyeti yüksektir. Enfeksiyon tipi, implantlar, konak kemik
durumu ve hastaya bağlı faktörler göz önüne alınarak tedavi planlanmalıdır.
Kurt ve ark. yaptıkları çalışmada, enfekte total kalça protezi tedavi
maliyetinin enfekte olmayan total kalça protezine göre 1,76 kat fazla olduğunu
bildirmiştir. Başka bir çalışmada da, septik total kalça protezi revizyonunun
aseptik revizyona göre maliyeti 2,8 kat iken, primer total kalça protezine göre
4,8 kat olarak hesaplanmıştır.</p>



<h2><strong>Çift Aşamalı Revizyon Sınıflandırma</strong></h2>



<p>İlk cerrahiden
sonra enfeksiyon bulgularının saptandığı zamana kadar geçen süre, tedavi
planlamasında önemlidir. Filtzgerald ve arkadaşları tarafından yapılan
sınıflandırma, Toms ve arkadaşları tarafından modifiye edilmiştir. Tsukayama ve
arkadaşları tarafından da dördüncü evre tanımlanmıştır (Tablo 1).</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="835" height="487" src="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/periprostetik-eklem-enfeksiyonu.png" alt="" class="wp-image-3612" srcset="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/periprostetik-eklem-enfeksiyonu.png 835w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/periprostetik-eklem-enfeksiyonu-300x175.png 300w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/periprostetik-eklem-enfeksiyonu-768x448.png 768w" sizes="(max-width: 835px) 100vw, 835px" /></figure>



<h2><strong>Çift Aşamalı Revizyon Tanı</strong></h2>



<p>Enfekte total
kalça protezinde, stafilokok türleri en sık izole edilen mikroorganizmalardır.
Ancak, izole edilen bakteri türü ve antibiyotik direnci bölgeden bölgeye
farklılık gösterebilir. Bu da evrensel bir tedavi protokolü belirlemeyi
zorlaştırmaktadır. Ülkelerin ulusal artroplasti kayıtlarına baktığımızda,
koagülaz negatif stafilokok insidansı artmaktayken, gram negatif bakteri
insidansı azalmaktadır (Tablo 2).</p>



<p>Metisilin
dirençli S.aureus (MDSA), metisilin dirençli S.epidermitis (MDSE) ve vankomisin
dirençli enterokok (VDE) gibi yüksek dirençli mikroorganizmaların tedavisi
zordur. Saureus türlerinin metisilin direnci %30–35 iken sefalosporin direnci
%5’tir. S.epidermitis metisilin direnci %30–41, enterokokların vankomisin
direnci ise %30 olarak bildirilmiştir.</p>



<p>Vücuttaki
tüm yabancı cisimlerde olduğu gibi total kalça protezinde de, kolonize olmuş
mikroorganizmalar tarafından biyofilm tabakası oluşturulmaktadır. Biyofilm
tabakası içindeki bakteriler organize bir yapı sergiler. İmplant üzerindeki
biyofilm oluşumu dakikalar içinde başlayabilir. Bu biyofilm tabakası,
glikokaliks matriksten meydana gelir ve bakteriler bu tabaka içinde durağan
büyüme fazına girer, burada organize olup çok hücreli bir organizma gibi
davranır. PEE tedavisinde biyofilm önemli bir sorun oluşturur. İlk olarak,
hücresel savunma ve antibiyotik tedavisi yetersiz kalır. Bunun nedeni,
biyofilmin bakteriyi fiziksel olarak korumasından ve biyofilm içindeki
bakterinin yavaş çoğalmasından dolayı, antibiyotik etkinliğinin azalmasındandır.
İkinci olarak da, biyofilm tabasından ayrılan parçacıkların çevre dokulara
bakteriyi ekip enfeksiyonu yaymasıdır.</p>



<p>PEE için,
hiçbir test %100 duyarlılık ve özgünlüğe sahip değildir (Tablo 3). Doğru tanı
için, klinik şüphe, dikkatli fizik muayene, laboratuvar tetkikleri ve
radyolojik tetkikler gerekir. Etkenin eklemden izole edilmesi “altın standart”
değildir. Bunun yerine, Kas-iskelet Sistemi Enfeksiyon Derneği <em>(Musculoskeletal
Infection Society) </em>tarafından geliştirip PEE üzerine Uluslararası Konsensus
Toplantısında <em>(International Consensus Meeting) </em>revize edilen ve
Hastalık Kontrol Merkezi <em>(Center for Diesase Control)</em> tarafından kabul
edilen kriterlere göre PEE tanısı konmaktadır. Buna göre, aşağıdaki
kriterlerden en az biri olmalıdır:</p>



<p><strong>1-</strong> Periprostetik doku veya sıvılardan
alınan iki farklı kültür aynı mikroorganizmanın izole edilmesi.<br>
<strong>2-</strong> İmplantla ilişkisi olan sinus ağzı.<br>
<strong>3-</strong> Aşağıdaki minör kriterlerden en az üçünün olması:<br>
<strong>a- </strong>Serum C-reaktif protein (CRP) ve eritrosit sedimentasyon hızının (ESH)
artması.<br>
<strong>b- </strong>Sinoviyada beyaz kan hücreleri sayısının artması veya sinoviyal sıvı
lökosit esteraz (LE) strip testinde ++ değişiklik.<br>
<strong>c-</strong> Sinoviyal sıvıdaki polimorfonükleer nötrofil yüzdesinin artması
(PMN).<br>
<strong>d- </strong>Periprostetik dokunun histopatolojik incelenmesinde, en az beş alanda
(400 kez büyütülmüş) beşten fazla PMN görülmesi.<br>
<strong>e- </strong>Periprostetik doku veya sıvıdan alınan bir kültürde üreme olması.</p>



<p>Yukarda
verilen kriterlerin alt sınırları Tablo 4’te özetlenmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="835" height="491" src="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-kullanılan-testlerin-duyarlılık-ve-özgünlük-düzeyleri.png" alt="" class="wp-image-3613" srcset="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-kullanılan-testlerin-duyarlılık-ve-özgünlük-düzeyleri.png 835w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-kullanılan-testlerin-duyarlılık-ve-özgünlük-düzeyleri-300x176.png 300w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-kullanılan-testlerin-duyarlılık-ve-özgünlük-düzeyleri-768x452.png 768w" sizes="(max-width: 835px) 100vw, 835px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="403" height="226" src="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-minör-kriterlerin-alt-sınırları.png" alt="" class="wp-image-3614" srcset="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-minör-kriterlerin-alt-sınırları.png 403w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-minör-kriterlerin-alt-sınırları-300x168.png 300w" sizes="(max-width: 403px) 100vw, 403px" /></figure>



<p>PEE tanısı
için biyomarkırlar üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Lökosit esteraz (LE),
enfeksiyon durumunda aktive nötrofillerden salgılanan bir enzimdir. Sinoviyal
sıvıya uygulanan basit idrar strip testi ile LE düzeyi belirlenebilir. Eğer
sonuç (++) ise, test müspettir. Bu durum sinoviyal lökosit sayımına eşit kabul
edilir ve minör kriterler arasındadır. LE testi basit, ucuz, hızlı ve etkili
bir testtir. ESH, CRP, sinoviya WBC sayımı, sinoviya PMN % ile LE arasında
yüksek korelasyon vardır. Üzerinde çalışılan bir başka biyomarkır ise, alfa
defensindir (a-defensin). Sinoviyal sıvıdaki nötrofillerden salgılanan
a-defensin, patojen organizmanın hücre duvarına yapışarak antimikrobiyal etki
gösterir. İmmünoassay testi ile sinoviyal sıvıdaki düzeyi belirlenir ve 5,2
mg/L üzerindeki düzeyler pozitif kabul edilir. Test sonuçları, antibiyotik
tedavisinden veya sistemik inflamatuvar hastalıklardan etkilenmez. Duyarlılığı
ve özgünlüğü %100’e yakındır. Sinoviyal CRP ile birlikte PEE tanısı için,
a-defensinin gelecekte önemli bir markır olacağı düşünülmektedir.</p>



<h2><strong>Çift Aşamalı Revizyon Tedavi</strong></h2>



<p>Kalça
protezi sonrası oluşan PEE tedavi seçenekleri arasında; antibiyotik
baskılaması, cerrahi debridman, tek aşamalı revizyon, çift aşamalı revizyon ve
rezeksiyon artroplastisi/ampütasyon sayılabilir.</p>



<h3><strong>Antibiyotik Baskılaması</strong></h3>



<p>Cerrahi yapılmadan
sadece antibiyotik ile enfeksiyonu baskılama, ancak yandaş hastalıklardan
dolayı cerrahi yapılamayan hastalarda, cerrahi tedaviyi kabul etmeyen
hastalarda, cerrahinin teknik olarak mümkün olmadığı durumlarda ve ağızdan
alınacak toksik olmayan antibiyotik ile enfeksiyonun baskılanabileceği
durumlarda uygulanabilir. Burada amaç, enfeksiyonun eradikasyonu değil
baskılanmasıdır. Her ne kadar medikal tedavi ile enfeksiyon baskılansa ve
hastaların ağrılarında gerileme görülse de, uzun dönemde fonksiyonel durumlar,
revizyon cerrahisi yapılan hastalara göre daha kötüdür. Debridman ve
İmplantların Korunması</p>



<p>Total kalça
protezinden sonra akut başlayan PEE’de debridman yapılıp implantların
korunması, sadece mobil parçaların değiştirilmesi için, birçok koşulun beraber
sağlanması gerekir. Öncelikle enfeksiyon akut başlamalıdır (Evre I veya Evre
III), implantlar stabil olmalıdır, yumuşak doku bütünlüğünün bozulmamış olması
gerekir ve etken olan mikroorganizmanın biyofilme geçen antibiyotiklere
(rifampisin, siprofloksisin, fosfomisin) karşı dirençli olmaması gerekir.
Tedavide, artrotomiden sonra, geniş sinoviyektomi, radikal debridman,
irrigasyon ve mobil parçaların değişimi yapılır. Tekrar enfeksiyon oranı,
tecrübeli ellerde bile %18, %29 ve %74 olarak bildirilmiştir. Özellikle etkenin
antibiyotik direnci fazla ise, tekrar enfeksiyon riski de çok fazladır.</p>



<h3><strong>Tek Aşamalı Revizyon</strong></h3>



<p>Son
zamanlarda, tedavi maliyetlerini düşürdüğü, fonksiyonel sonuçların daha iyi
olduğu ve hasta memnuniyeti fazla olduğu için, tek aşamalı revizyon cerrahisine
ilgi, özellikle Avrupa’da giderek artmaktadır. Başarı oranının %75–100 arasında
olduğunu bildiren birçok çalışma vardır. Ancak, önceden iki kez tek aşamalı
revizyon yapılmış ve nüks olmuşsa, hastada sistemik sepsis semptomları varsa,
etken mikroorganizma izole edilememişse, polimikrobiyal ve/veya MRSA gibi
yüksek dirençli enfeksiyon, hastada ciddi yumuşak doku bozukluğu varsa,
kontrendikedir.</p>



<p>Cerrahide,
kalçadaki tüm protez materyalleri çıkarılır. Enfekte yumuşak dokular
temizlendikten sonra, yeniden implantasyon yapılır. Ameliyat esnasında yeniden
kültür alınıp çıkarılan implantlar, sonikasyona gönderilir. Antibiyotik
tedavisine üç ay devam edilir.</p>



<h3><strong>Çift Aşamalı Revizyon</strong></h3>



<p>Çift aşamalı
revizyon Kuzey Amerika ve başka birçok merkezde PEE tedavisi için en etkili
metod ve altın standart olarak kabul edilmektedir. Başarı oranı %88–96 iken, 12
yıllık takipte antibiyotik yük-lü çimento <em>spacer (Prosthesis of Antibiotic
Loaded Acrylic Cement –PROSTALAC) </em>ile uzun dönem başarı oranı</p>



<p>%90’dır.
Cerrahide tüm implantlar çıkarılır, enfekte dokular debride edilir, kültür
alınır, antibiyotik yüklü <em>spacer </em>konur. Altı–on iki hafta sonra ikinci
aşamaya geçilip, yeniden implantasyon yapılır. Aradaki bekleme süresinde,
hastaya genelde altı hafta antibiyotik tedavisi uygulanır. Antibiyotik tedavisi
sonunda, iki hafta antibiyotik verilmeden hasta izlenir, CRP ve ESR düzeylerine
bakılır. Eğer inflamatuvar markırlar yüksek ve hastada enfeksiyon bulgusu
varsa, ponksiyon yapılabilir. İdeal bekleme süresi 10–12 haftadır.</p>



<p>Antibiyotik
tedavisinin süresi hakkında tartışmalar devam etmektedir. Uzun dönem ve kısa
dönem antibiyotik tedavisinin farklı olmadığını söyleyen çalışmalar varken,
birçok çalışmada birinci ve ikinci aşama arasında altı hafta parenteral
antibiyotik tedavisinin devam edilmesi gerektiği bildirilmiştir.</p>



<p>İki aşamalı
revizyonda, yumuşak doku bozukluğu, hastada cerrahilere bağlı daha fazla
fonksiyonel kayıp olması ve uzun dönem verilen antibiyotiklerin toksisitesine
bağlı mortalite ve morbidite daha fazla görülür. Ancak bu durum, hastaların
yandaş hastalıklarına ve daha kompleks enfeksiyonla yapılan mücadeleye de bağlı
olabilir.</p>



<p>Hastalarda,
birinci aşmada debridman yapıldıktan sonra antibiyotikli <em>spacer</em>’lar
kullanılır. Böylece, aşırı skar dokusunun oluşumu engellenir, ekstremite
uzunluğu, eklem stabilitesi ve yumuşak doku dengesi sağlanır. Bunun yanı sıra,
erken mobilizasyona izin verdiğinden ve rehabilitasyonu daha kolay olduğundan,
hasta memnuniyeti de fazla fazladır. Ayrıca, ikinci aşamada cerrahi yaklaşım
daha rahat olur. Genel pratikte, <em>spacer</em>’larda yüksek doz antibiyotik
bulunur ve böylece intravenöz yolla verilemeyecek kadar yüksek dozda bir
konsantrasyon sağlar. Eklemleşmeyen (statik) ve eklem yapan (dinamik) olmak
üzere iki tip <em>spacer </em>vardır. Statik tipte eklem hareketi olmaz; buna
bağlı kemik kaybı, kas atrofisi, artrofibrozis gelişir. Bunun yanı sıra,
dinamik <em>spacer</em>’lar eklem hareketine izin verir; böylece daha az kemik
kaybı ve skar oluşumu gerçekleşir, ikinci aşama cerrahi kolaylaşır. Dinamik <em>spacer</em>’larda
hasta memnuniyeti daha fazladır, ancak kırılma ve dislokasyon gibi komplikasyonlara
neden olabilir. Dinamik <em>spacer</em>’ların, hazır olanlar ve ameliyat
esnasında hazırlanmanlar olarak iki tipi vardır. Çimentodaki antibiyotik
konsantrasyonu yüksektir (paket başına &gt;1 gr). Vankomisin, teikoplanin ve
gentamin veya tobramisin kullanılır.</p>



<p>İkinci aşama
cerrahinin ne zaman yapılacağı, ayrı bir tartışma konusudur. Tekrar
implantasyon için, laboratuvar bulgularının, radyolojik ve klinik bulguların
düzelmiş olması gerekir. Antibiyotik tedavisi sırasında ESH ve CRP haftalık
olarak izlenmeli, kademeli olarak düştüğü ve normal değerlere döndüğü
görülmelidir. Ancak, inflamatuvar markırlar enfeksiyonun eradikasyonunu
tespitte yetersiz kalabilir. Yara yerinin kuru ve hiperemik olmaması da önemli
bir faktördür. Tedavi sonunda iki hafta antibiyotik verilmeden beklenip, ERH ve
CRP düzeylerinin normal değerlerde kaldığı teyit edilir. Bu aşamadan sonra,
ikinci aşama planlanabilir. Eğer CRP yüksek devam ediyorsa, enfeksiyon
dışındaki nedenler araştırılmalıdır. Genelde, yüksek CRP’nin nedeni
inflamatuvar artrittir. Eğer hastanın kalçasında ağrı yoksa ve CRP
yüksekliğinin enfeksiyona bağlı olmadığı düşünülüyorsa, hastaya uygun tedavi
verilmeli ve ikinci aşamaya CRP normale döndükten sonra geçilmelidir. Tedaviye
rağmen CRP yüksekliği devam ediyorsa, altı hafta daha antibiyotik tedavisi
uygulanmalıdır. Eğer bu ikinci altı hafta sonunda da CRP normale gelmezse veya
enfeksiyon bulguları mevcutsa, hastada birinci aşama tekrar yapılır. Yine
bulgular düzelmezse veya tedavi edilemeyen dirençli bir enfeksiyon varlığında, <em>spacer</em>’lar
çıkarılıp Girdlestone artroplastisi yapılır. İkinci aşamada hastanın <em>spacer</em>’ları
çıkarılıp, genelde çimentosuz revizyon total kalça protezi uygulanır. Eğer
hastada makroskopik olarak enfeksiyon bulguları mevcutsa, birinci aşama
tekrarlanmalıdır. Hastanın doku ve sıvı kültürleri alınır, çıkarılan <em>spacer</em>’lar
da kültüre ve sonikasyona gönderilir. İkinci aşamadan sonra kültürler
negatifse, oral antibiyotiğe geçilir; eğer kültürlerde üreme olursa, intravenöz
antibiyotik tedavisine devam edilmelidir.</p>



<h2><strong>Tartışma</strong></h2>



<p>Kalça PEE
tedavisinde birçok metod tanımlanmıştır. Her hasta ve her enfekte total kalça
protezi farklı olduğundan, hastaya uygun tedavinin belirlenip uygulanması
gerekir. Tedavinin en önemli kısmı, enfekte dokuların uygun şekilde debride
edilmesi ve etkenin izole edilip enfeksiyon hastalıkları uzmanı tarafından
uygun tedaviye başlanmasıdır. Debridman yeterli olmazsa, enfeksiyon eradikasyonu
sağlanamaz. Akut başlangıçlı enfeksiyonlarda, komponentler stabil ise debridman
yapılabilir. Etken izole edilmiş ve hastanın yumuşak doku sorunu yoksa, tek
aşamalı revizyon planlanabilir.</p>



<p>Çift aşamalı
revizyon, kalça PEE tedavisinde altın standarttır. Oussedik ve arkadaşları
yaptıkları çalışmada, 52 hastanın 12’sine tek aşamalı revizyon, geri kalan
39’una çift aşamalı revizyon yapmışlardır; tek aşamalı revizyon yapılan
hastalarda tekrar enfeksiyon görülmezken, çift aşamalı revizyon yapılan
hastaların ikisinde tekrar enfeksiyon gözlenmiştir. Fonksiyonel sonuçlar ve
hasta memnuniyeti, tek aşamalı grupta anlamlı olarak fazla bulunmuştur. Ancak,
çift aşamalı grupta hastalar ya daha virülan etkenlerle enfekte olmuşlar veya
polimikrobiyal enfeksiyonlar görülmüş. Bu çalışmada iki grup eş değer olmadığı
için, birbiri ile karşılaştırılamaz ve kesin bir sonuç çıkarmak mümkün
değildir. Son zamanlarda bu konu ile ilgili iki derleme yayımlanmıştır. Beswick
ve arkadaşları tek aşamalı revizyon ile tedavi edilen 1225 hastanın %8,6’sında
tekrar enfeksiyon saptamışken, çift aşamalı revizyon yapılan 1188 hastanın
%10,2’sinde tekrar enfeksiyon görülmüştür. Diğer derlemede ise, Leonar ve
arkadaşları enfeksiyon eradikasyonunu ve fonksiyonel sonuçları değerlendirmiş,
enfeksiyon tekrarlama oranını, tek aşama ve çift aşamalı revizyonlarda, sırayla
%16,8 ve %10,6 bulmuştur. Her iki grupta da fonksiyonel açıdan anlamlı fark
saptamamıştır. Her iki çalışmada da, yazarlar, çalışmaların genel kalitesinin
düşük olduğunu, randomizasyon yapılmadığını, tanımların ve metodolojinin
farklılıklarından dolayı sonuçları karşılaştırmanın zor olduğunu
belirtmişlerdir. Ayrıca, çalışmaların çok azında klinik sonuçların değerlendirilmesi
yapılmıştır. Engesæeter ve arkadaşları Norveç artroplasti kayıtlarına dayanarak
yaptıkları çalışmada, tek aşamalı revizyon ile tedavi edilen hastalardaki
tekrar revizyonun rölatif riskini, çift aşama revizyon ile tedavi edilen
hastalarla karşılaştırmışlardır. Buna göre, herhangi bir nedenden dolayı
revizyon riski 1,4 kat fazla, enfeksiyondan dolayı revizyon riski ise iki kat
fazla bulunmuştur.</p>



<p>Sonuç olarak, PEE’de ideal bir tedavi üzerinde uzlaşılamamıştır. Tek aşamalı revizyon, belirtilen kriterlere uyan seçilmiş hasta grubunda uygulanabilir, ancak bunun da uzun dönem sonuçları bilinmemektedir. Çift aşamalı revizyon, günümüzde en sık tercih edilen tedavidir. Dinamik <em>spacer </em>kullanılarak yapılan revizyonlarda, uzun dönemde fonksiyonel sonuçların iyi ve enfeksiyon eradikasyonunun başarılı olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Özellikle polimikrobiyal enfeksiyonlarda, dirençli etkenlerde, tek aşamalı revizyonun kontrendike olduğu durumlarda, çift aşamalı revizyon seçilecek tek tedavidir.</p>



<p>Yazarlar: Ömer Faruk Bilgen, Osman Yaray, Müren Mutlu</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/enfekte-total-kalca-protezi-tedavisinde-cift-asamali-revizyon/">Enfekte Total Kalça Protezi Tedavisinde Çift Aşamalı Revizyon</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğumsal Kalça Çıkığının Total Kalça Protezi İle Tedavisi</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/dogumsal-kalca-cikiginin-total-kalca-protezi-ile-tedavisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=dogumsal-kalca-cikiginin-total-kalca-protezi-ile-tedavisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2020 16:44:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Çıkıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğumsal Kalça Çıkığının Total Kalça Protezi İle Tedavisi: Asetabulumun femur başını örtme yetersizliğinden tam çıkığa kadar geniş bir yelpazeyi içeren, çocukluk döneminde tedavi uygulanmış veya uygulanmamış doğumsal kalça displazisi veya çıkığı, sekonder osteoartrit oluşumunda etkili en önemli faktörlerden birisidir. Bu olgularda, endikasyonu ileri derecede ağrı ve buna bağlı günlük aktiviteleri yapamama olan total kalça protezi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/dogumsal-kalca-cikiginin-total-kalca-protezi-ile-tedavisi/">Doğumsal Kalça Çıkığının Total Kalça Protezi İle Tedavisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğumsal Kalça Çıkığının Total Kalça Protezi İle Tedavisi: Asetabulumun femur başını örtme yetersizliğinden tam çıkığa kadar geniş bir yelpazeyi içeren, çocukluk döneminde tedavi uygulanmış veya uygulanmamış doğumsal kalça displazisi veya çıkığı, sekonder osteoartrit oluşumunda etkili en önemli faktörlerden birisidir. Bu olgularda, endikasyonu ileri derecede ağrı ve buna bağlı günlük aktiviteleri yapamama olan total kalça protezi (TKP) uygulamalarında teknik güçlükler ve komplikasyonlar, standart uygulamalara göre daha fazladır. Anatomik bozuklukları fazla olmayan doğumsal kalça displazili olgularda total kalça protezi uygulamasında önemli sorunlar yaşanmaz iken, ileri derecede displazili veya çıkıklı olgularda asetabuler veya femoral rekonstrüksiyonla ilgili sorunlar artmakta ve çözümleri güçleşmektedir. Ülkemizde standart total kalça protezi uygulamalarındaki artışa parelellik göstererek kalça displazili veya çıkıklı olgularda da total kalça protezi uygulamaları artmıştır. Bu nedenle çalışmada, bu olgulardaki; sınıflama, ameliyat öncesi değerlendirme, ortaya çıkan teknik güçlüklerin çözümündeki yaklaşımlar ve total kalça protezi uygulamalarının sonuçlarını literatür incelemesi ile sunulması amaçlandı.</p>



<h2><strong>Anatomi</strong></h2>



<p>Doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında anatomik
bozukluklar displazi veya çıkığın şiddetine ve önceden geçirilmiş ameliyatlara
bağlı olarak yumuşak doku ve kemik yapıda değişiklikler gösterir. Bu
değişiklikler klinik ve radyolojik olarak belirlenip, ameliyat sırasında dikkat
edilmesi bu olgulardaki başarılı sonucu olumlu yönde etkiler. Sublukse
olgularda, asetabulum sığ, geniş ve ovaldir. Anteromedial duvarı ince ve
yetersiz iken posterior bölümünde oldukça iyi kemik stoğu vardır. Yüksek
çıkıklı olgularda ise aynı taraf pelvis bölümü diğer tarafa göre daha küçüktür.
Küçük ve atrofik olan asetabulumun tüm duvarları ince ve yumuşak olup birçok
olguda anteversiyonu artmıştır. Femurda anatomik bozukluk olarak; kısa boyun,
küçük baş, boyun cisim açısında artma, belirgin anteversiyon ve büyük
trokanterin posteriorda yer alması ile birlikte isthmus bölgesinde medüller
kanal ince, düz ve dardır. Sugano ve arkadaşlarının çalışmalarında displastik
femurun proksimal bölgesinde antero posterior çapın, mediolateral çaptan büyük
olduğunu bildirmişlerdir. Kemik yapıdaki anatomik bozuklukların sonucu yumuşak
dokularda da sekonder değişiklikler gelişir. Femurun proksimale yer değiştirme
derecesine bağlı olarak hamstring, adduktor, quadriceps adaleleri kısalır ve
ilipsoas tendonunun yönü değişir. Asetabulum kenarından başlayan ve femur boynu
distal bölümü etrafında sonlanan kalınlaşmış eklem kapsülü iliopsoas adalesinin
basısı ile kumsaati görünümünü alır. Siyatik sinir ve a. profunda femoriste
lokalizasyon değişikliği olabilir ve ameliyat sırasında (özellikle ekstremite
uzatılması sırasında) direkt travmaya uğrayabilir.</p>



<h2><strong>Sınıflama</strong></h2>



<p>Doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında antomik
bozuklukların derecesinde farklılıklar bulunması, bu olgulardaki total kalça
protezi uygulamalarında seçilecek cerrahi yönteme yardımcı olması, klinik ve
radyolojik sonuçların değerlendirilmesinde ve literatürde bildirilen sonuçların
tartışılmasında standart oluşturması için birçok sınıflama yapılmıştır.
Literatürde en sık kullanılan sınıflamalar Crowe ve arkadaşları, Hartofilakidis
ve arkadaşları, Eftekhar’ın yaptığı sınıflamalardır.</p>



<p>Crowe ve arkadaşları, femur başının proksimale yer
değiştirmesini radyolojik olarak 4 gruba ayırarak kalçaları sınıfladıkları ve
femur başı yüksekliğinin normalde pelvis yüksekliğinin %20’si kadar olduğunu
belirledikleri çalışmalarında; normal olarak aynı seviyeden geçmesi gereken teardropları
birleştiren horizontal çizgi ile femur baş-boyun birleşme yerinde belirlenen
yükseklik değişikliklerini ölçerek, bu uzaklığın pelvisin veya femur başının
yüksekliğine oranı hesaplanarak gruplandırmalarını yapmışlardır &nbsp;Grup I’de femur başının proksimale yer
değiştirmesi pelvis yüksekliğinin %10’undan daha az olup, subluksasyon derecesi
femur başı yüksekliğinin %50’sinden daha azdır. Grup II’de femur başının
proksimale yer değiştirmesi pelvis yüksekliğinin %10-15’i kadar olup,
subluksasyon derecesi femur başı yüksekliğinin %50-75’idir. Grup III’de femur
başının proksimale yer değiştirmesi pelvis yüksekliğinin %15-20’si kadar olup
subluksasyon derecesi femur başı yüksekliğinin %75-100’ü kadardır. Grup IV’de
femur başının proksimale yer değiştirmesi pelvis yüksekliğinin %20’sinden fazla
olup femur başı yüksekliğinin %100’ünden daha fazladır.</p>



<p>Hartofilakidis ve arkadaşları, kalça displazisi ve çıkıklı
olguları; displazik, subtotal dislokasyon ve total dislokasyon olarak üç gruba
ayırmışlardır. Displazik grupda asetabulum, yetersiz olup iç bölümünde gelişen
osteofit nedeni ile sığ hale gelmiştir. Subtotal dislokasyon grubunda; femur
başı, gerçek asetabulumun üst bölümü ile ilişkisi olan yalancı asetabulumda
yerleşmiştir. Asetabulum dar ve derinliği az olup antero-posterior segmental
yetersizliği vardır. Bu olguların birçoğunda asetabuler anteversiyon artmıştır.
Total dislokasyon grubunda ise; femur başı asetabulumun süperoposterioruna yer
değiştirerek iliak kanadın altına gelir. Gerçek asetabulumun tüm kenarları
yetersiz olup oldukça dar, aşırı antevert ve yetersiz derinliktedir.</p>



<p>Eftekhar yaptığı sınıflamasında; doğumsal kalça displazisi
ve çıkığı olgularını 4 gruba ayırmıştır. Grup A’da; asetabulum displazik olup
süpero-inferior bölümü hafifçe uzamıştır. Femur başında bazı deformasyonlar
bulunabilir. Grup B’de; gerçek asetabulum rudimanter veya az gelişmiş olup
asetabulumun yüksekliği orta derecededir. Grup C’de ise; Grup B’den farklı
olarak yüksekte yalancı asetabulum vardır. Grup D’de femur başı asetabulumun
tamamen dışında olup ileum ile ilişki yoktur. Doğumsal kalça displazisi veya
çıkığı olgularının sınıflamasında sık kullanılan bu sınıflamaların içerisinde
Crowe ve arkadaşlarının yaptığı sınıflama kantitatif ve uygulaması en kolay
olanıdır.</p>



<h2><strong>Hastanın Değerlendirilmesi ve Ameliyat Öncesi Planlama</strong></h2>



<p>Doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında total
kalça protezi uygulaması hastalığın şiddetine, sekonder osteoartritik
değişikliklere, kemik stoğun kullanılabilirliğine, hastanın yaşı ve fonksiyonel
beklentisine bağlıdır. Birçok hastada belirgin aksama, alt ekstremite uzunluk
farkı, bel ve diz ağrısı olmasına karşın, birincil semptom kalça ağrısıdır.
Bazı olgularda ilk bulgu olarak aşırı kompansatuar lomber lordoz sonucu bel
ağrısı ortaya çıkabilir. Ağrı total kalça protezi uygulamasında en önemli
endikasyon olup, ameliyat öncesi konservatif yöntemlerle tedavisi denenmelidir.
Bilateral kalça çıkıklı birçok olgu aşırı aksama bulgusuna karşın çok şikayetçi
olmadıkları ağrı ile yaşamlarını fonksiyonel olarak devam ettirebilirler. Crowe
tip II ve tip III olgularda, tip I ve tip IV olgulara göre degeneratif
değişiklikler ve semptomlar erken dönemde başlayarak daha genç yaşta total
kalça protezi uygulama gereği ortaya çıkar. Ameliyat öncesi hastaların
nörolojik, vasküler veya protez uygulaması ile ilgili komplikasyonlar yönünden
ve ekstremite uzunluk farkının veya aksama bulgusunun tamamen
düzelemeyebileceği konusunda uyarılması gereklidir.</p>



<p>Ameliyat öncesi planlamada ekstremite uzunluk farkının
giderilmesi için yapılacak ölçüm ve cerrahi uygulama kararının doğru
verilmesinde; pelvik tilt, lumbosakral fleksibilite, kalça ekleminin sabit
deformiteleri ve gerçek veya görünen uzunluk farkının tespit edilmesi oldukça
önemlidir. Daha önce geçirilmiş ameliyatlar veya uygulamaların bilinmesi,
cerrahi yaklaşım yönünün belirlenmesine ve yumuşak doku disseksiyonunun güç
olabileceğinin göz önüne alınmasına yardımcı olur. Bu ameliyatların kalça
displazili veya çıkıklı olgularda uygulanan total kalça protezi sonuçlarına
etkisi açık değildir. Periasetabuler osteotomiler asetabuler örtünmeyi
artırarak asetabuler komponentin örtünmesi için gerekli kemik stoğun oluşmasına
yardımcı olur. Önceki ameliyata ait implant varlığı oldukça önemli olup, femur
proksimalinde büyüme sonucu kemik içerisine gömülen implantların çıkarılması
ile ameliyatın morbiditesinde artış olabilir. Implantın çıkarılabilmesi için
metal kesme cihazı, çeşitli uç özelliklerinde tornavida, vida çıkarıcısı,
yüksek devirli tur gibi aletlere gereksinim olabilir. Bazı yazarlar femoral
osteotomi sonrası total kalça protezi uygulamalarında komplikasyon ve revizyon
oranının yüksek olduğunu bildirmişlerdir. Boos ve arkadaşları, bu olgularda
ameliyat süresinin uzun, cerrahi disseksiyonun güç olduğunu belirtirken,
komplikasyon oranında primer olgulara göre artış olmadığını bildirmişlerdir.</p>



<p>Ameliyat öncesi planlama, uygun ekipman oluşturulması ve
protez temini için oldukça önemlidir. Asetabulum ve femurun radyolojik değerlendirilmesinde
standart olarak kullanılan ön-arka pelvis ve kalça grafisiyle birlikte
asetabuler kemik stoğun yeterliliğini daha iyi değerlendirmek için Judet
grafisi de çekilebilir. Ayrıca komputerize tomografi incelemesi, femoral
anteversiyon ve asetabuler örtünme derecesi hakkında bilgi edinmek için
kullanılabilir. </p>



<p>Kim ve arkadaşları çalışmalarında, dislokasyonun redükte
edilip edilemediğini belirlemek ve böylece ameliyat sırasında ortaya
çıkabilecek sorunlar hakkında bilgi edinmek için kurbağa pozisyonunda yan grafi,
yüksek çıkıklı olgularda yumuşak dokulardaki anatomik bozuklukların
değerlendirilmesinde ise MRI kullandıklarını belirtmişlerdir. Kalça displazisi veya
çıkığı olgularında kullanılacak protezin seçiminde veya uygulanmasında
değişikliklerin yapılabileceği göz önüne alındığında ameliyat öncesi protez
setinin hazırlığının önemi ortaya çıkmaktadır. Asetabulumun
rekonstrüksiyonunda; küçük asetabuler komponent kullanılarak, komponentin
gerçek asetabuluma yerleştirilmesi ve femur başının asetabuler komponente
destek olması için greft olarak kullanılabileceği gibi çok önemli faktörlerin
dikkate alınması ve bu yönde hazırlıkların yapılması ameliyatın başarısında
önemlidir. Femurun rekonstrüksiyonunda ise, meduller kanalın darlığı, önceden
geçirilmiş ameliyatlar ve ekstremite uzunluk farkını gidermek için kısaltma
osteotomisi yapılabileceği düşünülerek; küçük düz stemli femoral komponent, 22
mm büyüklüğünde baş ve bunun için 22 mm iç çapı olan polietilen komponent ve
osteotomi yapabilecek materyalin bulunması gereklidir.</p>



<h2><strong>Ameliyat Tekniği</strong></h2>



<h3><strong>Cerrahi Yaklaşımlar</strong></h3>



<p>Kalça displazisi veya subtotal çıkıklı olgularda
anterolateral veya posterolateral yaklaşımlar kullanılırken yüksek çıkıklı ve
kısaltma osteotomisi veya abduktor mekanizmanın onarılması gereken olgularda,
transtrokanterik veya subtrokanterik yaklaşımlar kullanılabilir.
Transtrokanterik yaklaşım; femur cismine kolayca ulaşılarak osteotomi
yapılmasına veya önceki ameliyatlarda kullanılan implantların çıkarılmasına,
asetabulumun iyi bir şekilde ortaya konulmasına ve femur başının greft olarak
kullanılmasında kolaylık temin eder. Ayrıca trokanterik parçanın proksimale
veya distale yer değiştirmesine olanak sağlayarak, ekstremite uzunluk farkının
giderilmesine ve abduktor mekanizmanın oluşturulmasında yardımcı olur.
Subtrokanterik yaklaşımda ise, transtrokanterik yaklaşımda olduğu gibi
osteotomi sonrası proksimal parça süperior veya anteriora kaydırılarak
asetabulumun yeterli şekilde ortaya konulması temin edilebilir. Anatomik kalça
merkezi elde edilen olgularda, transtrokanterik yaklaşım sonucu oluşabilecek
trokanterik kaynamama ve aşırı yer değiştirme sorununu önlemek için
subtrokanterik yaklaşım tercih edilmelidir.</p>



<h3><strong>Asetabulumun Rekonstrüksiyonu</strong></h3>



<p>Doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında ameliyatın
en önemli bölümü asetabuler rekonstrüksiyon olup, asetabuler komponentin
laterale yerleştirilmeden yüksek yerleşimi kabul edilmesine karşın, mümkün
olduğunca gerçek asetabuluma yerleştirilmesi önerilmektedir. Delp
çalışmalarında asetabulumun yukarı yerleşimi sonucu oluşan abduktor güç
yetersizliği, femoral komponent boyunun uzatılması ile kompanse edilip
giderilirken, süperolateral yerleşimde kompanse edilemediğini bildirilmektedir.
Bazı olgularda asetabuler komponent gerçek asetabuluma konulurken, pubis ve
iskion kolları arasındaki kemik stoğun kullanılması, asetabuler komponentin
süperior bölümüne destek olması için gerçek asetabulumun süperior bölümündeki
(yalancı asetabulumun inferior bölümü) skleroze subkondral kemiğin korunmasının
komponent stabilitesi için önemlidir.</p>



<p>Paavilainen olguluk çalışmasında asetabuler komponenlerin
21’ini (%31.3) gerçek asetabuluma, 46’sını (%68.7) gerçek asetabulumun biraz
aşağısına yerleştirildiğini belirtmiştir. Asetabuler komponentin kabul
edilebilir kemik örtümünü elde edebilmek rekonstrüksiyonun en önemli
aşamasıdır. Asetabuler komponentin gerçek asetabuluma yerleştirilmesinde kabul
edilebilir kemik örtümü yeterli stabilitenin temini için oldukça önemli olup,
çimentolu veya çimentosuz (poroz yüzeyli ve vida tesbitli) birçok uygulamada bu
gereklilik; küçük asetabuler komponent kullanılması, derin reamer yapılması
veya medial kortekste kontrollü kırık oluşturulması ile protezin medializasyonu
temin edilerek sağlanabilir.</p>



<p>Bunların yanı sıra özellikle Crowe tip III ve bazı tip II ve
IV olgularda asetabulumun yetersiz süperoposterior bölümüne femur başı otogreft
olarak kullanılır veya asetabuler kompomentin gerçek asetabulumun bir miktar
yukarısına yerleştirilmesi gerekebilir. Doğumsal kalça çıkığı veya displazili
olgularda asetabuler komponentin olabildiğince gerçek asetabuluma
yerleştirilmesi; yeterli abduksiyon gücü elde ederek pelvisi dengede
tutabilmek, ekstremite uzunluk farkını giderebilmek ve özellikle çimentosuz
uygulamalarda protezin kabul edilebilir stabilitesi için önerilmektedir.
Çimentolu asetabuler komponent uygulamalarının sonuçları yaşlı kişilerde
çimentosuz uygulamalara benzer sonuçlar verirken, gençlerde çimentosuz
asetabuler komponent uygulama sonuçları daha iyidir.</p>



<h3><strong>Asetabuler Komponentin Yüksek Yerleştirilmesi (Yüksek
Kalça Merkezi)</strong></h3>



<p>Doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında,
asetabuler komponentin gerçek asetabuluma yerleştirilemediği durumlarda kalça
rotasyon merkezindeki değişiklikler kalça biomekaniğini önemli düzeyde
değişikliğe uğratarak, yapılan rekonstrüksiyonun dayanıklılığını olumsuz yönde
etkileyecektir. Johnston ve arkadaşları matematik model geliştirerek yaptıkları
çalışmalarında; kalça eklemine gelen kuvvete, kalça merkezi anterior, inferior
ve özellikle mediale doğru yer değiştirdiğinde belirgin azalma olurken,
lateral, posterior ve süperiora olan yer değişikliklerinde ise önemli derecede
artış ortaya çıktığını belirtmişlerdir.</p>



<p>Delp ve arkadaşları geliştirdikleri üç boyutlu kompüterize model
ile yaptıkları çalışmalarında; kalça merkezinin süperiora yer değiştirmesinin
abduktor güç üzerindeki olumsuz etkisinin femur boynunun uzatılması ile
kompanse edilirken, süperolateral yer değişiminde kompanse edilemeyeceğini
göstermişlerdir. Yapılan klinik çalışmalarda asetabuler komponentin anatomik
yerleşimi elde edilemeyecek olgularda, lateral yerleşim olmaksızın süperior
yerleşiminin iyi sonuçları bazı yazarlar tarafından bildirilmiştir.</p>



<p>Russotti ve Harris, sadece süperior yer değişikliği olan
olgularında komponent gevşemesinin kalça merkezinin yüksek olmasıyla
ilişkisinin olmadığını bildirdikleri 37 olguluk çalışmalarında, 1’ine revizyon
uyguladıkarı 6 (%16) olguda asetabuler gevşeme bildirmişlerdir.</p>



<h3><strong>Asetabuler Komponentin Kemik ile Örtünmesi</strong></h3>



<p>Asetabuler komponentin %70-80’inin sağlam asetabuler kemik
ve geriye kalan %20-30’unun da morsalize otogreft veya allogref ile örtümünün
temin edilmesinin uygun olduğu önerilmektedir. Bazı yazarlar ise asetabuler
komponentin %75-80’inin asetabuler kemik tarafından örtünmesi halinde anterior
ve posterior kemik stok yeterli stabiliteyi temin edebiliyorsa destek için
greft kullanmaya gerek olmadığını bildirmişlerdir.</p>



<p>Linde çalışmasında asetabuler komponentin gevşemesinde belirleyici
faktörleri; çıkığın derecesine bağlı olarak gelişen lateral kemik desteğin
olmaması ve asetabuler komponentin gerçek asetabuluma göre yüksek
yerleştirilmesi olarak bildirmiştir. Süperolateral örtünme yetersiz olduğunda;
asetabuluma gelen kuvvet posterosopestor bölümde yoğunlaşır kemik çimento veya
kemik asetabuler komponent arasında olumsuz etki yapar. Asetabuler komponentin
%20-30’undan daha fazlasının asetabuler kemik ile örtünmediği durumlarda femur
başı asetabuler komponente destek için greft olarak kullanılabilir. </p>



<p>Greftin asetabuler komponenti örtme miktarı oldukça önemli
olup, bu oran %50’den daha fazla olmamalı ve hatta %40’ı geçmemelidir.
Asetabuler komponentin greftle örtüm oranı arttıkça protezin gevşeme oranı da
artmaktadır</p>



<p>&nbsp;Mulory ve Harris’in
serisinde çimentolu asetabuler komponentin greftle örtümü %40 veya daha fazla
(%40-70) olan olgularında gevşeme oranı %67 iken, greftle örtünmenin %40 veya
daha az (%20-40) olduğu olgularda bu oran %21 olarak belirtilmiştir.</p>



<p>Iona ve Matsuno 20 olguluk çimentolu asetabuler komponent
uyguladıkları çalışmalarında greft örtümünü ortalama %26 (%11-39) ve gevşeme
tesbit edilen üç olguda ise greft örtümünü %28 olduğunu belirtip, gevşeme ile
greft örtümü arasında anlamlı ilişki olmadığını belirtmişlerdir. Morsi ve arkadaşları
asetebuler komponentin 13’ü çimentolu (ortalama takip 9.7 yıl), 17’si
çimentosuz (ortalama takip 6.6 yıl) uygulanan total kalça protezi olgularının
radyolojik incelenmesinde greft örtümünü ortalama %28 (%20-40) olarak belirtip
çimentolu grupta 2 (%15.4), çimentosuz grupta ise 1 (%5.8) olguda gevşeme
nedeni ile revizyon uygulandığını belirtmiştir.</p>



<p>Hasegawa ve arkadaşları ortalama 58 ay takipli
çalışmalarında, çimentosuz asetabuler komponentin greft ile örtümünün ortalama
%27 (%14-44) olduğunu ve gevşeme ile ilgili sorun gelişmediğini
bildirmişlerdir.</p>



<h3><strong>Küçük Asetabuler Komponent Kullanılması</strong></h3>



<p>Asetabuler kemik stok korunarak, asetabuler komponentin
yeterli kemik örtümünü elde edebilmek amacı ile çimentolu veya çimentosuz küçük
asetabuler komponent kullanılması önerilmektedir. Asetabuler kemik stoğu
yetersizliği çok fazla olmadığında, asetabulum apeksinin lateral kenarın
süperiorunda olduğundan emin olunması asetabuler komponentin laterale
yerleştirilme riskini azaltır ve komponentin mediale yerleştirilmesine kolaylık
sağlayarak lateral duvarın korunmasını temin eder. Medializasyon için aşırı
reamer, kemik stoğu azaltarak komponentin aksiyel migrasyonuna, pozisyonunun
kaybına ve asetabulemda kırıklara neden olur. Çimentolu veya çimentosuz
asetabuler komponent kullanıldığında, yeterli polietilen kalınlığı olabilmesi
için femoral başın 22 veya 26 mm olarak kullanılması uygun olacaktır. Sochart
ve Porter66 60 olguluk 20 yıllık takibi olan çalışmalarında 43 (%72) olguda 38
mm veya daha küçük çimentolu asetabuler komponent kullandıklarını ve 22 (%37)
olguda revizyon uyguladıklarını bildirmişlerdir. Sochrat ve Porter uzun dönem
(244 ay) total kalça protezi sonuçlarını bildirdiği çalışmasında 44 doğumsal
kalça displazisi ve çıkıklı olgunun 60 kalçasının 43’ünde (%72) küçük (38 mm)
çimentolu asetebuler komponent kullandığını, Bobak ve arkadaşları ise 45
olguluk çalışmalarında gerçek asetabuluma yerleştirdikleri çimentolu asetabuler
protezlerin 31’inin 40, 5’inin 43, 9’unun 38 mm olduğunu belirtmişlerdir.
Hasegawa ve arkadaşları çimentosuz total kalça protezi uyguladığı 25 olguluk
çalışmasında kullanılan asetabuler komponent büyüklüğünü 44-52 mm arasında
bildirirken tercih edilen büyüklüğün 46 mm olduğunu, Cameron ve arkadaşları
ise, 71 olguluk çalışmalarında kullandıkları en büyük asetabuler komponentin 48
mm olduğunu bildirmişlerdir.</p>



<h3><strong>Asetabulum Medialinde Kontrollü Kırık Oluşturulması
(Kotiloplasti)</strong></h3>



<p>Asetabuler komponentin gerçek yerine konulmasında yetersiz
kemik stoğun oluşturacağı sorunun çözümlenmesinde, asetabulumun medial duvarında
kontrollü kırık oluşturularak komponentin medialize edilmesiyle kemik örtümü ve
stabilitenin artırılması önerilmektedir. Çimentolu veya çimentosuz asetabuler
komponent yerleştirilmeden önce asetabulumun kontrollü kırık oluşturulan medial
duvarı greftle desteklenmelidir. Asetabuler komponentin mediale
yerleştirilmesine olanak sağlayan bu yöntemde; komponentin anterior ve
posterior örtünmesi temin edilirken asetabulumun merkezi biraz aşağıya yer
değiştirebilir.</p>



<p>Hartofilakidis ve arkadaşları çalışmalarında, en az 2 en çok
15 yıllık takibi olan 86 olgunun 81’inde (%94) çok iyi ve iyi sonuç aldıklarını
ve sadece 2 olguda asetabuler revizyon uyguladıklarını bildirmişlerdir.
Sağkalım oranını ise 5 yıllık takipte %100, 10 yıllık takipte %93 olarak
belirtmişlerdir. Kotiloplasti tekniğini kullanarak, Symenoides ve arkadaşları
çimentolu, Paavilainen ve arkadaşları çimentosuz uygulama yaptıkları
olgularında iyi sonuç aldıklarını bildirmişlerdir.</p>



<h3><strong>Femoral Rekonstrüksiyon</strong></h3>



<p>Doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında, femoral
rekonstrüksiyon femoral hipoplazi, dar medüller kanal, gelişimsel ve rotasyonel
bozukluklar ve geçirilmiş subtrokanterik veya intertrokanterik osteotomiler
nedeni ile oldukça zordur. Ayrıca, kalça redüksiyonu elde edebilmek ve ekstremite
uzunluk farkını giderebilmek için kısaltma osteotomisi gereken olgularda,
osteotomi yerinin, şeklinin, kısaltma miktarının belirlenmesi de standart
primer total kalça protezi uygulamalarına göre teknik güçlükler oluşturmaktadır.
Önceden femoral osteotomi uygulanmış olgularda, femoral stemin uygun pozisyonda
yerleştirilebilmesi için düzeltici osteotomiler gerekebilir. Dar femoral
kanalın hazırlanması veya çimentosuz protez yerleştirilmesi sırasında femur
proksimal bölgesinde kırık veya perforasyon olasılığı gözönünde bulundurularak
çok dikkatli olunmalıdır. Bazı olgularda femoral kanal darlığı nedeni ile
femoral komponent yerleştirilemediğinde femur proksimalinin 8-10 cm’lik
bölümünde antero-posterior doğrultuda fissür hattı oluşturularak gerekli yer
temin edilebilir. Fissür hattı greftle desteklenerek stabilitesi için vida ile
tesbit gerekir. Femurun anatomik yapısı nedeniyle birçok olguda metafizer
osteotomi sonrası küçük, kısa, düz stemli çimentolu veya çimentosuz femoral
komponent doğrudan femur şaftı içerisine yerleştirilerek rekonstrüksiyon temin
edilebilir.</p>



<p>Crowe ve arkadaşlarıadaşları, Crowe tip I, tip II, tip III
olgularda normal ölçülerde üretilmiş küçük femoral komponentlerin, Crowe tip IV
olgularda ise femurun kalkar bögesini içeren boyun kesimi yapılarak, medial
kenarı küçültülmüş, dar ve düz femoral komponentlerin kullanılmasıyla
rekonsrüksiyonun yapılabileceğini bildirmişlerdir. </p>



<p>Asetabuler komponent gerçek asetabuluma yerleştirildiğinde
kalça redüksiyonunun temini ve ekstremite uzunluk farkını giderilebilmesi için
birçok olguda femoral kısaltma osteotomisi gerekmektedir. Osteotomiler,
rotasyon deformitesinin düzeltilmesine ve femurda kısalık oluşmasına karşın alt
ekstremitede uzunluk elde edilmesine olanak sağlar. Rotasyon deformitesi
(anteversiyon) 40°’den fazla olduğunda kısatma osteotomisi gereği olmasa bile
rotasyon deformitesinin düzeltilmesi için osteotomi uygulaması veya özel
yapılmış implantlar kullanılması önerilmektedir. Femoral kısaltma osteotomisi
trokanterik veya subtrokanterik bölgeden yapılabilir. Subtrokanterik osteotomi
step-cut, Chevron veya oblik osteotomi şeklinde olabilir. Subtrokanterik
osteotomi; femurun yapısını normale daha yakın hale getirilmesine, metafizyel
bölgede daha iyi fiksasyon temin edilmesine ve çok ince femur medullası olan
bazı olgularda o bölümün çıkarılmasına olanak sağladığı için son yıllarda
trokanterik osteotomiye tercih edilmektedir. Genel olarak, siyatik sinir
hasarına neden olabileceği için ekstremite uzatılmasının 4 cm’den fazla
olmaması önerilmektedir. Hartofilakidis siyatik sinirde oluşabilecek hasarı
önlemek için, ameliyat sonrası rutin olarak kalça ve diz ekleminin birkaç gün
süreyle 25-30° fleksiyonda tutulmasının uygun olacağını belirtmiştir. Cameron
ve arkadaşları çimentosuz total kalça protezi uyguladıkları 71 olguluk
çalışmalarında sadece 2 olguda (Crowe tip IV) femoral komponentte poroz yüzeyli
olmayan bölgede düşük dereceli radyolusensi ve 1 olguda femoral, 2 olguda ise
siyatik sinir tutulumu geliştiğini bildirmiştir. Subtrokanterik femoral
osteotomi sonrası kısaltma osteotomisinin miktarına karar vermek için
rekonstrüksiyonu tamamlanan asetabuler komponente deneme protezi yerleştirilmiş
proksimal femur redükte edilir ve osteotomi distaline traksiyon uygulanarak
prosimal bölgenin distaline gelen bölümü belirlenir. Daha sonra ostetomi
yapılır ve femoral komponent yapılan hazırlığa göre çimentolu veya çimentosuz
olarak uygulanır. Osteotomi sonrası ortaya çıkan femur parçaları osteotomi
bölgesine, tel veya kablo yardımı ile tesbit edilerek vaskülarize otogeft
olarak kullanılabilir.</p>



<p>Woolson ve Harris çimentolu total kalça protezi uygulanan 55
olguluk çalışmalarında ortalama 4.8 yıllık takipte 4 olguda (%7) femoral
komponentte gevşeme bildirmişlerdir. Sochart66 ortalama 244 aylık takibi olan
çimentolu total kalça protezi uygulanan 60 doğumsal kalça çıkığı olgusunda 74
çimentosuz total kalça protezi olgusunun ortalama 7.2 yıllık takibinde,
olguların 1’inde enfeksiyon 3’ünde asetabuler gevşeme nedeni ile revizyon
uyguladıklarını ve femoral komponentle ilgili komplikasyon olmadığını
bildirmişlerdir.</p>



<p>Hasegawa çalışmasının komplikasyonlarını belirtiği bölümünde
çimentosuz komponentle ilgili bir sorundan bahsetmemiştir. Matsui ve arkadaşları
çimentosuz (tüm yüzeyi poroz kaplı) total kalça protezi uyguladıkları 51
olgunun değerlendirmeye aldıkları 47’sinin 5-9 yıllık takibinde %63 çok iyi,
%37 iyi sonuç ve asetabuler komponent etrafında osteolizis tesbit etmez iken
femoral komponent etrafında 1 olguda osteolizis tesbit ettiğini bildirmiştir.</p>



<p>Osteotomi sonrası kalça abduktor mekanizmasının yeniden
oluşturulması ameliyatın başarısı ve kalça fonksiyonlarının kazanılması için
oldukça önemlidir. Trokanterik osteotomi sonrası trokanterin mobilizasyonu; çok
iyi kapsüler gevşetme, m. Iliopsoas ve m.gluteus maksimus insersiosu
değiştirilerek yapılır ve abduksiyonda fiksasyon yapılarak hastanın üç ay yük
vermemesi ve aktif abduksiyon yapmaması önerilir. Subtrokanterik osteotomi
yapıldığında genellikle reduksiyon için abduktor adele grubu ve trokanterik
bölgeye gevşetme için müdahele etmeye gerek kalmaz. Bazı olgularda femoral
kısaltma osteotomisi sonrası kalça redüksiyonu elde edilemediğinde; abduktor
adele tendonlarına z-plasti veya ileum kanadına yapışma yerlerinden
serbestleştirme yapılarak boyları uzatılabilir. Böyle olgularda ameliyat
sonrası kalçada stabilite sorununu önlemek için 6 hafta süreyle kalçanın tesbit
edilmesi gereklidir. Anatomik olarak trokanteri çok küçük veya parçalı
olgularda, osteotomi sonrası trokanterin redüksiyonu elde edilemediğinde,
trokanterin tensor fasia lata’ya tespit edilmesi uygun olur. Bu durumda çok iyi
ve uzun süreli rehabilitasyon gerekir.</p>



<h2><strong>Komplikasyonlar</strong></h2>



<p>Displazi veya çıkığın derecesinin total kalça protezi uygulama
sonuçlarına etkisi çok açık olmayıp, genelde dislokasyon derecesi yükseldikçe
kalça değerlendirme puanında düşme, revizyon ve ameliyat komplikasyonlarında
artma olduğu belirtilmektedir. Cameron ve arkadaşları, Crowe ve arkadaşlarının
yaptığı sınıflamanın, sonuçlara etkisini inceledikleri, ortalama 3.5 yıl takibi
olan 71 kalça displazili olgu ve 22 kontrol grubunu içeren prospektif
çalışmalarında, Crowe tip I ve kontrol grubu olgular arasında klinik, fonksiyonel
sonuçlar ve komplikasyonlar açısından anlamlı farklılık olmadığını
göstermişlerdir. Buna karşın Crowe tip IV olguların 1’inde femoral, 2’sinde
siyatik sinir hasarı, 1’inde femoral kırık ve 1’inde osteotomi bölgesinde
bozulma gibi komplikasyonların geliştiğini ve bunların Crowe tip II ve tip III
olgulardakinden anlamlı ölçüde fazla olduğunu belirtmişlerdir. Sochart ve
Porter66 ise 244 ay takibi olan 60 olguluk çalışmalarında elde edilen
sonuçların Crowe sınıflamasına göre değerlendirilmesinde olgular arasında
farklılık olmadığını belirterek, asetabuler komponentin 10 ve 25 yıllık
sağkalım oranını sırasıyla %97 ve %58, femoral komponentin sağ kalım oranını
ise %97 ve %54 olduğunu bildirmişlerdir.</p>



<p>Numair ve arkadaşları 182 total kalça protezi uygulanan
olgularının ortalama 9.9 yıl takibinde Crowe tip IV (46 olgu) olgularda
asetabuler komponentte %17, Crowe tip I-II-III (136 olgu) olgularda ise %10
revizyon bildirirken, femoral komponentte sadece 5 (%3) olguda revizyon
uyguladıklarını ve bunun dislokasyon derecesi ile arasında ilişki olmadığını
belirtmişlerdir.</p>



<p>Cameron ve arkadaşları çalışmalarında Harris kalça
değerlendirme kriterlerine göre Crowe tip II ve tip III olgularda %75, tip IV
olgularda %59 çok iyi sonuç bildirmiştir. MacKenzie ve arkadaşları en az 10 en
çok 21 yıl takibi olan 59 olguluk çalışmalarında Crowe tip II’de 2, tip III’de
3 olguda revizyon gerektirmeyen asetabuler gevşeme ve tip IV’de 2’sine revizyon
uygulanan 4 olguda gevşeme olduğu belirtmiştir.</p>



<p>Sinir hasarı primer TKP uyugulanan olgularında %0.5-2 iken
(75-80) doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında %3-15 olarak
bildirilmektedir. Sinir hasarının oluşmasını önlemek için ekstemitenin uzatma
miktarında farklı görüşler vardır.</p>



<p>Garvin ve arkadaşları ekstremite uzatılmasının 2 cm ile
sınırlanmasının sinir hasarını önlemek için uygun olacağını belirtmelerine
karşın Nercessian ve arkadaşları ekstremite uzatılmasının femur boyunun %10’u
kadar olmasının sinir hasarı yönünden güvenli olabileceğini bildirmişlerdir.
Cameron ve arkadaşları total kalça protezi uygulanan 106 olgunun incelenmesinde
3’ü femoral 3’ü siyatik sinir tutulumu olan olguların hepsinde ekstremite
uzatılmasının 4 cm’den fazla olduğunu tesbit etmişlerdir.</p>



<p>Doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında total
kalça protezi uygulaması sonrası dislokasyon oranı %511’e kadar yükselmektedir.
Trokanterik nonunion oranı ise en yüksek, %10-29 olarak tespit edilmiştir. Total
kalça protezi uygulaması sonrası en sık dislokasyon nedeni olarak; trokanterik
nonunion, asetabuler komponentin yükseğe yerleştirilmesi veya aşırı medializasyonu
sonucu oluşan impingement gösterilmektedir. Kalçanın fleksiyon ve iç
rotasyonunda femoral komponent asetabulumun ön bölümüne, ekstansiyon ve dış
rotasyonda ise iskium ve asetabulumun posterior bölümüne temas ederek
dislokasyona neden olur. Bu durumun önlenmesi için; femoral komponentin ofset’i
artırılabilir veya rectus femoris adelesinin gevşetilmesi, anterior inferior
iliac çıkıntının veya iskium’un femoral komponente temas eden bölümünün
rezeksiyonu gerekebilir.</p>



<p>Femur proksimal bölümünün hazırlanmasında kırık veya
meduller kanalda perforasyon oluşabilir18,88. Proksimal femurda oluşan kırık
tel veya kablo yardımı ile greftli veya greftsiz, meduller kanalda oluşan
perforasyon ise perforasyon bölgesinin distaline geçen uzun stemli femoral
komponent veya tel veya kablo yardımı ile greft kullanılarak onarılabilir.</p>



<p>Ameliyat sonrası kalça abdüksiyon mekanizması yeterince
onarılamayan olgularda Trendelenburg bulgusu devam eder5. Fredin ve arkadaşları
ortalama 7.5 yıl takibi olan 21 olguluk çalışmalarında ameliyat sonrası
Trendelenburg bulgusunun 7 olguda negatif, 7olguda pozitif, 7 olguda
değerlendirilemediğini bildirmektedirler. Hartofilakidis ve arkadaşları55 takip
süresi ortalama 7.1 yıl (2-20 yıl) olan 73 olguluk çalışmalarında ameliyat
öncesi tüm olgularında Trendelenburg bulgusu pozitif iken, ameliyat sonrası 41
(%61) olguda negatif, 26 (%39) olguda ise hafif derecede pozitif olduğunu tespit
etmişlerdir.</p>



<p>Doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında; ameliyat
süresinin uzun olması, fazla disseksiyon gerektirmesi, greft kullanılması gibi
nedenlerden dolayı enfeksiyon primer total kalça protezi uygulamalarına göre
daha fazladır.</p>



<h2><strong>Sonuç</strong></h2>



<p>Doğumsal kalça displazisi veya çıkığı olgularında sekonder
osteoartrit sonucu gelişen konservatif tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen ağrı
ve fonksiyon kaybının cerrahi tedavisinde total kalça protezi uygulamalarının
sonuçları oldukça iyidir. Genç ve beklentisi oldukça fazla olan bu hastalar
genellikle artrodez uygulamasını kabul etmezler. Orta derecede bozukluğu olan
olgularda (Crowe tip I, Tip II) total kalça protezi uygulaması özel bir
deneyimi gerektirmez iken ileri derecedeki olgularda (Crowe tip III, tip IV)
rekonstrüksiyon sırasında cerrahi teknik güçlükler ortaya çıkmaktadır. Genelde
dislokasyon derecesi yükseldikçe (özellikle Crowe tip IV) ameliyat sonrası
kalça değerlendirme puanında azalma ve revizyon oranında yükselmenin olması
anatomik bozukluğun derecesi ile yakından ilişkilidir. Crowe tip III ve tip IV
olgularda total kalça protezi uygulamalarının morbiditesi ve kötü sonuçları
primer total kalça protezi sonuçlarına göre daha fazladır. Asetabuler
rekonstrüksiyonda uygulanan yöntemlerin kabul edilmesinde tartışma olmasına
karşın ilk fiksasyonu vida ile temin edilen çimentosuz asetabuler komponentin
gerçek asetabuluma yerleştirilmesinde fikir birliği oluşmuştur. Eğer asetabuler
komponentin konak kemik ile örtümü %70’den az ise femur başı destek amacı ile
otogreft olarak kullanılır. Greftin asetabuler komponenti örtme miktarı oldukça
önemli olup, bu oran %50’den daha fazla olmamalı ve hatta %40’ı geçmemelidir.
Asetabuler komponentin konak kemik ile örtünmeyen kısmı %30’dan az ise bu
bölümün desteklenmesi için çimento, morsalize otogreft veya allogreft
kullanılabilir. Kotiloplast ve kabul edilebilir yüksek kalça merkezi uygulaması
ile asetabuler komponentin yerleştirilmesinin sonuçları üzerinde henüz fikir
birliğine varılmamış olup bu uygulamalar ile elde edilen sonuçların
değerlendirilmesi devam etmektedir.</p>



<p>Femoral rekonstrüksiyon asetabuler rekostrüksiyon kadar
tartışmalı değildir. Ameliyat öncesi yapılan iyi hazırlık ve planlama ile bir
çok güçlük proksimal (trokanterik) veya sutrokanterik osteotomi yapılarak ve
modüler veya özel yapılan implantlar kullanılarak çözülebilir. Femoral
komponent seçimi genel olarak, femurun boyu, yapısı ve gerekli olan
osteotomiler veya kısalığın miktarı ile ilgilidir. Subtrokanterik osteotomi;
femurun yapısını normale daha yakın hale getirilmesine, metafizyel bölgede daha
iyi fiksasyon temin edilmesine ve çok ince femur medullası olan bazı olgularda
o bölümün çıkarılmasına olanak sağladığı için son yıllarda trokanterik
osteotomiye tercih edilmektedir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/dogumsal-kalca-cikiginin-total-kalca-protezi-ile-tedavisi/">Doğumsal Kalça Çıkığının Total Kalça Protezi İle Tedavisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eklem Kireçlenmesine Bağlı Protez Cerrahisi</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/eklem-kireclenmesine-bagli-protez-cerrahisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=eklem-kireclenmesine-bagli-protez-cerrahisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Feb 2020 09:50:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Diz Kireçlenmesi (Gonartroz)]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Ayak Bileği Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Diz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Omuz Protezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’in, Yeliz Cengiz moderatörlüğünde yayınlanan, Olay Sağlık adlı programda yaptığı bilgilendirici program üzerinden kaleme aldığımız makale serisine devam ediyoruz. Bu yazımızda, Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’in, “Eklem Kireçlenmesine Bağlı Protez Cerrahisi” konulu bilgilendirmelerini paylaşacağız. Eklem Kireçlenmesi Olan Hastalar Protez Cerrahisi Öncesinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/eklem-kireclenmesine-bagli-protez-cerrahisi/">Eklem Kireçlenmesine Bağlı Protez Cerrahisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’in, Yeliz Cengiz moderatörlüğünde yayınlanan, <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/">Olay Sağlık</a></strong> adlı programda yaptığı bilgilendirici program üzerinden kaleme aldığımız makale serisine devam ediyoruz. Bu yazımızda, Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’in, “<strong>Eklem Kireçlenmesine Bağlı Protez Cerrahisi” </strong>konulu bilgilendirmelerini paylaşacağız.</p>



<p><strong>Eklem Kireçlenmesi Olan Hastalar Protez Cerrahisi Öncesinde İyi
Hazırlanmalı</strong></p>



<p>Ortopedi Doktoru Prof. Dr. Bilgen; eklem kireçlenmesi olan hastaların, enfeksiyon ve damar tıkanıklığı (pıhtı atması) riski barındıran protez cerrahisi ameliyatlarına iyi hazırlanması gerektiğini vurgulamaktadır. Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, enfeksiyon riskini iki şekilde sınıflandırmaktadır. Bunlardan birincisi, hastanın kendisinden kaynaklanan riskler, ikincisi ise çevresel risklerdir. Hastanın vücudunun herhangi bir yerinde, örneğin dişinde, idrar yolunda ya da tırnak batması sebebiyle ayak parmağındaki enfeksiyonlar ve benzeri enfeksiyon odakları, hastanın kendisinden kaynaklı riskler olarak sıralanabilir. Bu odaklar, ameliyat öncesi sorgulanmalı ve varsa ameliyat öncesi mutlaka tespit edilerek tedavi edilmelidir. Enfeksiyon riskini oluşturan ikinci etken ise çevresel faktörlerdir. Ameliyathane şartlarının protez ameliyatı için elverişli olması, sterilizasyonun tam anlamıyla sağlanmamış olması gibi faktörler, enfeksiyon riskini oluşturan çevresel faktörler arasında sayılabilir.</p>



<p>Protez cerrahisinin yapılacağı ameliyathanelerde, partikül ve mikro organizma sayısının, sıcaklığın, nem oranının, taze hava miktarının, ortam hava basıncının, hava hareketlerinin ve buna benzer parametrelerin, “Laminer Air Flow” adı verilen sistem ile kontrol altında tutulması gerektiğini belirten Bilgen, “Dünyada literatüre baktığımızda kabul edilebilecek enfeksiyon sınırı, yüzde 0 ile 2, bazı merkezlerde biraz daha yüksek olabilir. Yani 100 ameliyattan 1 veya 2 tanesinden daha fazlası enfekte olduğu zaman sorun var demektir. Ayrıca bazen hastalar, “benim vücudum protezi kabul etmiyormuş”, diyor. Ancak vücudun protezi kabul etmemesi, yani metal alerjisi gibi bir durumun yaşanma oranı çok azdır.”, bilgisini paylaşıyor. Prof.Dr.Bilgen, &#8220;primer olgularda bizim enfeksiyon oranımız %0&#8217;dır.&#8221;, diye belirtti.</p>



<p>Eklem kireçlenmesine bağlı protez cerrahisi konulu yazımızı burada sonlandırıyoruz. Kireçlenme ile ilgili diğer yazılarımıza, <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/">buradan</a></strong> ulaşabilirsiniz.</p>



<p><strong>NOT:</strong> Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.</p>



<div class="schema-faq wp-block-yoast-faq-block"><div class="schema-faq-section"><strong class="schema-faq-question">Protez cerrahisinde ne tür riskler vardır?</strong> <p class="schema-faq-answer">1- Hastanın kendisi kaynaklı riskler.<br/>2- Çevresel riskler.</p> </div> <div class="schema-faq-section"><strong class="schema-faq-question">Protez cerrahisinde hastanın kendisi kaynaklı riskler nelerdir?</strong> <p class="schema-faq-answer">Örneğin hastanın dişinde, idrar yolunda  ya da tırnak batması sebebiyle ayak parmağındaki enfeksiyonlar ve benzeri  enfeksiyon odakları, hastanın kendisinden kaynaklı riskler olarak  sıralanabilir. </p> </div> <div class="schema-faq-section"><strong class="schema-faq-question">Protez cerrahisinde çevresel riskler nelerdir? </strong> <p class="schema-faq-answer">Ameliyathane şartlarının protez ameliyatı için elverişli olması,  sterilizasyonun tam anlamıyla sağlanmamış olması gibi faktörler,  enfeksiyon riskini oluşturan çevresel faktörler arasında sayılabilir. </p> </div> <div class="schema-faq-section"><strong class="schema-faq-question">Protez ameliyatlarında kabul edilebilir enfeksiyon oranı nedir?</strong> <p class="schema-faq-answer">Protez cerrahisinde kabul edilebilir risk oranı, %1-2 arasındadır.</p> </div> </div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/eklem-kireclenmesine-bagli-protez-cerrahisi/">Eklem Kireçlenmesine Bağlı Protez Cerrahisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Protez Cerrahisi Nasıl Yapılır?</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi-nasil-yapilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=protez-cerrahisi-nasil-yapilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Feb 2020 16:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Total Ayak Bileği Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Diz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Omuz Protezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı ve Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’in, Bursa Olay TV’de yayınlanan Olay Sağlık Programı’nda verdiği bilgileri paylaştığımız makale serisinin üçüncüsünde, “Protez cerrahisi nasıl yapılır?” sorusunun cevabını açıklayacağız. Ortopedi doktoru Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, diz protezi ameliyatını şu şekilde açıklıyor: “Diz açılır ve buradaki bozulmuş kıkırdaklar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi-nasil-yapilir/">Protez Cerrahisi Nasıl Yapılır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı ve Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’in, Bursa Olay TV’de yayınlanan Olay Sağlık Programı’nda verdiği bilgileri paylaştığımız makale serisinin üçüncüsünde,<strong> </strong>“Protez cerrahisi nasıl yapılır?” sorusunun cevabını açıklayacağız. </p>



<p>Ortopedi doktoru Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, diz protezi ameliyatını şu şekilde açıklıyor: “Diz açılır ve buradaki bozulmuş kıkırdaklar kemik dahil kullanılacak protez şekline göre kesilir. Bu işlem, ameliyat öncesinde belirlenen protez numarasına göre, özel olarak üretilmiş kesi aletleriyle yapılarak bu bölgeye belirlenen protez yerleştirilir. Ameliyatta en önemli nokta diyebileceğimiz aşama, protezlerin uygun ve kabul edilebilir sınırlarda düzgün yerleştirilmesidir. Protez yerleştirildikten sonra, hastayı sanki rutin muayene ediyormuşuz gibi diz muayenesi yapılır. Her şeyin yolunda olduğundan emin olduktan sonra da kapatma merhalesine geçilir. Aynı durumların kalça protezi ameliyatı için de geçerli olduğunu söylemek mümkündür.&nbsp;Kalça protezinde kesinin büyüklüğünün hastanın kilosuna, boyuna göre değişiklik göstereceğini de belirtmek doğru olacaktır.’’</p>



<h2>Protez Ameliyatından Sonra Kaşılaşılan En Önemli Sorun Nedir?</h2>



<p>30 yılı aşkın bir süredir <strong>protez cerrahisi </strong>ve diğer bir tanımı ile<strong> artroplasti </strong>ile uğraşan Ortopedi Doktoru Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, kalça protezi işleminden sonra karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin, ameliyattan sonra çıkık olması olduğunu belirtiyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilgen: “Bu durumun yaşanma oranına baktığımızda, daha önce bahsettiğimiz enfeksiyon oranlarında olduğu gibi yüzde 1 ila 3 arasında değişir. Çıkık, yaptığınız işlemin bozulması anlamına geldiği için tehlikeli bir durumdur. Ancak redükte edilebilir. Yani kalça tekrar yerine konulabilir. Kalçada çıkık durumu, dizden daha fazla görülmektedir. Bu nedenle kalça protezinin çok uygun ve iyi şartlarda yerleştirilmesi gerekir.”, ifadelerini kullanıyor.</p>



<p>Serinin dördüncü
yazısında, “Eklem Kireçlenmesine Bağlı Olarak Uygulanan Protez Cerrahisi”,konusunda
bilgilendirme yapacağız. Okumak için buraya tıklayınız.</p>



<div class="schema-faq wp-block-yoast-faq-block"><div class="schema-faq-section"><strong class="schema-faq-question">Protez cerrahisi nasıl yapılır?</strong> <p class="schema-faq-answer">1-  Problemli alan açılır ve buradaki bozulmuş kıkırdaklar kemiğe kadar kesilir.<br/>2-  Ameliyat öncesinde belirlenen protez numarasına göre, bu iş için özel olarak üretilmiş kesi aletleriyle kesi yapılarak bu bölgeye belirlenen  protez yerleştirilir.<br/>3-  Protezlerin uygun ve kabul edilebilir sınırlarda düzgün yerleştirilmesine geçilir.<br/>4-  Hastayı sanki rutin muayene ediyormuşuz gibi muayenesi yapılır.<br/>5- Her şeyin yolunda olduğundan emin olduktan sonra kapatma merhalesine geçilir.</p> </div> <div class="schema-faq-section"><strong class="schema-faq-question">Kalça protezi ameliyatından sonra karşılaşılan en önemli problem nedir?</strong> <p class="schema-faq-answer">Kalça protezi işleminden sonra karşılaşılan en önemli problem, ameliyat sonrası çıkık olmasıdır. Bu durumun yaşanma oranı, %1-3 arasındadır.</p> </div> </div>



<p> <strong>NOT: </strong>Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Teşhis ve tedavi için mutlaka hekiminize müracaat ediniz. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi-nasil-yapilir/">Protez Cerrahisi Nasıl Yapılır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Protez Cerrahisi Kimlere Uygulanabilir?</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi-kimlere-uygulanabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=protez-cerrahisi-kimlere-uygulanabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jan 2020 12:56:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Total Ayak Bileği Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Diz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Omuz Protezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3148</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir önceki makalemizde, Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı, ortopedi ve travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’in Bursa Olay TV’de yayınlanan Olay Sağlık Programı’nda verdiği bilgiler ışığında protez cerrahisinin tanımını yapmıştık. (Okumak için buraya tıklayın.) Bu makalede ise “ Protez Cerrahisi kimlere uygulanabilir? ”, sorusunun cevabını vereceğiz. Protez Cerrahisinde Alt Yaş Sınırı Yoktur Bursa [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi-kimlere-uygulanabilir/">Protez Cerrahisi Kimlere Uygulanabilir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir önceki makalemizde, Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı, ortopedi ve travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’in Bursa Olay TV’de yayınlanan Olay Sağlık Programı’nda verdiği bilgiler ışığında protez cerrahisinin tanımını yapmıştık. (Okumak için <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/blog/protez-cerrahisi/">buraya</a></strong> tıklayın.) Bu makalede ise “ Protez Cerrahisi kimlere uygulanabilir? ”, sorusunun cevabını vereceğiz.</p>



<h2><strong>Protez Cerrahisinde Alt Yaş Sınırı Yoktur</strong></h2>



<p>Bursa Özel Medicabil Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde
hasta kabul eden Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, genel anlamda protez cerrahisinin,
eklemleri bozulmuş hastalara uygulanabileceğini belirtmektedir. Prof. Dr.
Bilgen, protez cerrahisi uygulanabilmesi için herhangi bir alt yaş sınırının
bulunmadığını ifade ederken, çocukluk çağına uygun ebatlarda protezlerin de
üretildiğini, operasyonlarda bu protez çeşitlerinin uygulandığını dile
getirmektedir. Bu konuyu ayrı bir başlık altında değerlendireceğimizi vadetmekle
birlikte, bu yazımızda genç, orta ve ileri yaştaki hastaların eklemleri
içerisine yerleştirilecek olan protez uygulamasından ve eklemin kendisinin
değiştirilmesinden bahsedeceğiz.</p>



<p>Ortopedi doktoru Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, ağrısı olan, yürüme zorluğu çeken, günlük aktivitelerini yapamayan ve yaşı da elverişli olan hastaların, ameliyat için uygun aday olduğunu belirtmektedir. Hastaların biraz daha dayanıp, sabredip, yaşlandıktan sonra ameliyat olmayı beklemelerine gerek yoktur. Ancak, bu ifadeden, her ağrısı olan hastanın protez ameliyatı olması gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. Hastanın klinik bulguları ile radyolojik tahlillerinin, bu ameliyatın yapılabilme sınırları içerisinde olması ile birlikte, hastanın günlük yaşam aktivitelerini ne derece yapabildiğinin de hekim tarafından değerlendirilmesi icap eder. Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’e göre, bir hastanın eklem ağrıları, kalça ağrıları ya da diz ağrıları olabilir; fakat protez cerrahisi (artroplasti) bu noktada yapılacak en son iş, başka bir ifade ile en son çare olarak düşünülmelidir. Çünkü protez uygulaması, dönüşü olmayan ve hastayı kalan ömrü boyunca etkileyecek bir ameliyattır. Ameliyatın zamanlaması uygun olmalıdır. Gerekmedikçe ameliyat önerilmemelidir. Cerrahi tekniğin en iyi şekilde uygulanması ile başarılı bir netice alınabilir.</p>



<p>Protez cerrahisi ile alakalı olarak sırasıyla “Protez cerrahisi nedir?” ve “Protez cerrahisi kimlere uygulanır?” konulu yazılarımızı takiben, üçüncü makalemizde “Protez cerrahisi nasıl yapılır?” meselesine gireceğiz. Okumak için <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi-nasil-yapilir">buraya</a></strong> tıklayınız.</p>



<figure class="wp-block-embed-facebook wp-block-embed is-type-video is-provider-facebook"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div id="fb-root"></div><script async="1" defer="1" crossorigin="anonymous" src="https://connect.facebook.net/tr_TR/sdk.js#xfbml=1&amp;version=v6.0"></script><div class="fb-video" data-href="https://www.facebook.com/profdromerfarukbilgen/videos/476586309690374/" data-width="800"><blockquote cite="https://www.facebook.com/profdromerfarukbilgen/videos/476586309690374/" class="fb-xfbml-parse-ignore"><a href="https://www.facebook.com/profdromerfarukbilgen/videos/476586309690374/">Protez cerrahisi kimlere uygulanabilir?</a><p>Protez cerrahisi kimlere uygulanabilir?Ortopedi doktoru Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, ağrısı olan, yürüme zorluğu çeken, günlük aktivitelerini yapamayan ve yaşı da elverişli olan hastaların, ameliyat için uygun olduğunu belirtmektedir. Ancak, bu ifadeden, her ağrısı olan hastanın protez ameliyatı olması gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. Hastanın klinik bulguları ile radyolojik tahlillerinin, bu ameliyatın yapılabilme sınırları içerisinde olması ile birlikte, hastanın günlük yaşam aktivitelerini ne derece yapabildiğinin de hekim tarafından değerlendirilmesi icap eder. Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’e göre, bir hastanın eklem ağrıları, kalça ağrıları ya da diz ağrıları olabilir; fakat protez cerrahisi (artroplasti) bu noktada yapılacak en son iş, başka bir ifade ile en son çare olarak düşünülmelidir. Çünkü protez uygulaması, dönüşü olmayan ve hastayı kalan ömrü boyunca etkileyecek bir ameliyattır. Örneğin diziyle ilgili şikâyeti olan bir hasta için yapılan/yapılacak menüsküs düzeltme operasyonu ya da benzer nitelikteki diğer operasyonlardan bir netice alınamamışsa, protez cerrahisi seçeneği o aşamadan sonra düşünülmeye başlanmalıdır.Daha detaylı bilgi için: www.omerfarukbilgen.com#ProtezCerrahisi #Artroplasti #Ortopedi</p><a href="https://www.facebook.com/profdromerfarukbilgen/">Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen</a> paylaştı: 1 Şubat 2020 Cumartesi</blockquote></div>
</div></figure>



<p><strong>NOT:</strong> Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Teşhis
ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi-kimlere-uygulanabilir/">Protez Cerrahisi Kimlere Uygulanabilir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Protez Cerrahisi</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=protez-cerrahisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jan 2020 12:36:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Total Ayak Bileği Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Diz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Omuz Protezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Olay TV’de yayınlanan Olay Sağlık adlı programa katılan Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı, ortopedi ve travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, Protez Cerrahisine dair detaylı bilgiler vererek, kendisine yöneltilen soruları cevaplamıştır. Prof. Dr. Bilgen’in verdiği bilgiler çerçevesinde, protez cerrahisinin tanımını yapacağız. Videonun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Protez Cerrahisi Nedir? Ortopedi doktoru Prof. Dr. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi/">Protez Cerrahisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bursa Olay TV’de yayınlanan Olay Sağlık adlı programa katılan Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı, ortopedi ve travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, Protez Cerrahisine dair detaylı bilgiler vererek, kendisine yöneltilen soruları cevaplamıştır. Prof. Dr. Bilgen’in verdiği bilgiler çerçevesinde, protez cerrahisinin tanımını yapacağız. Videonun tamamına <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/">buradan</a></strong> ulaşabilirsiniz.</p>



<h2><strong>Protez Cerrahisi Nedir?</strong> </h2>



<p>Ortopedi doktoru Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, protez cerrahisini şu şekilde tanımlamaktadır: Yürümesinde sıkıntı olan, kalçasında veya dizinde ağrısı olan ve günlük yaşam aktiviteleri azalmış hastalara suni eklem yapılması işlemine, protez cerrahisi denmektedir. Prof. Dr. Bilgen’e göre, sağlıklı bir eklemin benzer hareketlerini yerine getirebilen, modern ve dayanıklı bir materyalin yerleştirilmesiyle amaçlanan durum, hastanın günlük yaşam aktivitelerini daha kaliteli hale getirmektir. Protez cerrahisinin ehemmiyetine de değinen Prof. Dr. Bilgen, Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın neticesinde elde edilen çıkarıma göre, günlük yaşam aktivitelerini yapamayacak duruma gelmiş insanlar için protez cerrahisinin, bypass ameliyatından daha faydalı bir operasyon olduğunu ifade etmektedir. Ortopedi ve travmatoloji gibi geniş bir sahanın artroplasti (protez cerrahisi) dalında 30 yıllık bir tecrübeye sahip olduğunu ifade eden Bilgen, yapılacak ameliyatın hastaya ne oranda fayda sağlayacağı konusunda hekimin bilinçli olmasının çok önemli olduğunu ve bunun da hastaya tüm detaylarıyla açıklanması gerektiğini dile getirmektedir. Protez ameliyatı öncesi bazı soruların net bir şekilde cevaplanmış olması gerekmetedir. Buna göre: Ameliyatın yapıldığı ortamın yeterli olması, ameliyatın yapılış şeklinde problem olmaması ve hastanın vücudunda operasyona engel teşkil edecek başka problemlerin olmaması, operasyonun sıhhati açısından oldukça önemlidir.</p>



<figure class="wp-block-embed-facebook wp-block-embed is-type-video is-provider-facebook"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div id="fb-root"></div><script async="1" defer="1" crossorigin="anonymous" src="https://connect.facebook.net/tr_TR/sdk.js#xfbml=1&amp;version=v6.0"></script><div class="fb-video" data-href="https://www.facebook.com/profdromerfarukbilgen/videos/618379115612914/" data-width="800"><blockquote cite="https://www.facebook.com/profdromerfarukbilgen/videos/618379115612914/" class="fb-xfbml-parse-ignore"><a href="https://www.facebook.com/profdromerfarukbilgen/videos/618379115612914/">Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen &#8211; Protez Cerrahisi Nedir?</a><p>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen &#8211; Protez Cerrahisi Nedir?&quot;Yürümesi sıkıntılı olan, kalçasında ya da dizinde ağrısı olan ve günlük yaşam aktiviteleri azalmış hastalara suni eklem yapılması işlemine protez cerrahisi diyoruz.&quot;Daha detaylı bilgi için: https://www.omerfarukbilgen.com/</p><a href="https://www.facebook.com/profdromerfarukbilgen/">Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen</a> paylaştı: 31 Ocak 2020 Cuma</blockquote></div>
</div></figure>



<p>Bir diğer makalemizde ise Protez cerrahisinin kimlere uygulanabileceği konusunu işleyeceğiz. Okumak için <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi-kimlere-uygulanabilir/">buraya</a></strong> tıklayınız.</p>



<p><a><strong>NOT:</strong> Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Teşhis ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.</a></p>



<div class="schema-faq wp-block-yoast-faq-block"><div class="schema-faq-section"><strong class="schema-faq-question">Protez cerrrahisi nedir?</strong> <p class="schema-faq-answer">Yürümesinde sıkıntı olan, kalçasında veya dizinde ağrısı olan ve günlük  yaşam aktiviteleri azalmış hastalara suni eklem yapılması işlemine,  protez cerrahisi denmektedir </p> </div> <div class="schema-faq-section"><strong class="schema-faq-question">Protez uygulamasıyla amaçlanan nedir?</strong> <p class="schema-faq-answer">Hastanın günlük yaşam aktivitelerini daha kaliteli hale getirmektir. </p> </div> </div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi/">Protez Cerrahisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jan 2020 09:41:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Diz Revizyon Artroplastisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Revizyon Artroplastisi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Ayak Bileği Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Diz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Omuz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3138</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeliz Cengiz (Sunucu): Merhabalar, günaydınlar dileyerek Olay Sağlık’tan bugün de sizlere merhabalar diliyoruz tekrardan. Bugün protez cerrahisi ve komplikasyonlarını işleyeceğiz. Konuğumuz Medicabil’den Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, bizlerle birlikte olacak. Kendisi ortopedi ve travmatoloji cerrahi alanında uzmanlık yapmış. Sayın Bilgen, yayınımıza hoş geldiniz. Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Hoş bulduk. İyi seneler diliyorum. Sizlere ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/">Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube aligncenter wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Prof. Dr. Ömer Faruk BİLGEN, Protez Cerrahisi, MEDICABIL (Part 1)" width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/j-jcjZOWa2Y?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Merhabalar, günaydınlar dileyerek Olay Sağlık’tan bugün de sizlere merhabalar diliyoruz tekrardan. Bugün protez cerrahisi ve komplikasyonlarını işleyeceğiz. Konuğumuz Medicabil’den Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, bizlerle birlikte olacak. Kendisi ortopedi ve travmatoloji cerrahi alanında uzmanlık yapmış. Sayın Bilgen, yayınımıza hoş geldiniz.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Hoş bulduk. İyi seneler diliyorum.
Sizlere ve seyircilerimize</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <strong><em>Nasılsınız?</em></strong></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Teşekkür ederim. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Protez cerrahisi dedik ama tanımlamasından gidersek, protez cerrahisi nedir? Kimlere uygulanır?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Daha önceki programlarımızda bu konuyu
işlemiştik ama daha çok yürümesi sıkıntı olan, kalçasında dizinde ağrısı olan
ve günlük yaşam aktiviteleri azalmış hastalara suni eklem yapılması işlemine
protez cerrahisi diyoruz. Hastanın ya da insanın vücudunun içerisine konulan
eklem yerine hareket edebilen bir cihaz, bunu yerleştiriyoruz ve günlük
yaşamını daha kaliteli hale getirmeye çalışıyoruz. Daha önce konuşmuştuk
bunları ama burada sanki hep iyi tarafları anlatıldı. Ne güzel bir şey protezi
yapalım insanlar yürüsün günlük yaşamları iyileşsin, ağrıları geçsin. Fakat
tabi bunun sorunları da var. Belki bunlardan biraz bahsetmek gerekebilir.
Protez cerrahisine gidecek, ameliyat olacak hastanın bilinçlenmesi adına ya da
yakınlarının bu konuda bilgi sahibi olmaları adına önemlidir. Çünkü bu işin
başarılı olmasında çok ciddi bir etken bilinçli olmak, nerede ameliyat
olacağız? Nasıl ameliyat olacağız? Bununla ilgili sorunlar var mı? Ameliyat
olacak insanla ilgili kendi vücudunda ne gibi sorunlarımız var? Bunların
hepsinin bilinmesi lazım. Ben biraz bunlardan bahsedersek daha iyi olur diye
düşündüm. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu): </strong><em>Öncelikle tanımlamasından gitmek istiyorum. Modern tıbbın bize kazandırdıklarıyla protez cerrahisinde getirmiş olduğu yeniliklere de değinelim. Örneğin hastanenizde ne gibi yenilikleri uyguluyorsunuz? Bu cerrahi yöntemi hangi hastalara uygulanmakta sıklıkla?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi daha çok bu eklemleri bozulmuş
hastalarda öncelikle ve burada yaş sınırı yok. Bu sınır yok derken çocukluk
çağında da uygulanır ama onların özel protezleri var. Bizim burada
konuşacağımız genç, orta yaş ve ileri yaş hastalarda eklemler içerisine
yapılacak, eklemin kendisinin değiştirilmesi ile ilgili bir işlem. Bu, günlük
yaşamları sıkıntıya girmiş insanlar için uygulandığında gerçekten 20. yüzyılın
bypass ameliyatından daha çok fayda sağlayan bir ameliyat olduğu ABD’de yapılan
bir araştırma sonucu ortaya çıkmıştır. Hasta adına fayda sağlayan bir ameliyat,
ben 25 yıldır bu iş ile uğraşıyorum. Ortopedi ve Travmatoloji alanı içerisinde
bizim üniversitede bütün branşlarına yıllar önce ayrıldık. Bizim hocalarımız
daha önceki programlarda bahsettik. Bizi ayırdı ve herkesin kendi branşı var
dedi. Uzun yıllar protez cerrahisi ve diğer bir tanım ile artroplasti cerrahisi
ile uğraşıyorum. Buradaki hastaların seçimi oldukça önemlidir. Kime nasıl bir
ameliyat yapacağınız ve bundan ne kadar fayda sağlayacağını az çok ameliyat öncesinde
bilmeniz ve bunu hastaya anlatmanız gerekir. Ağrısı olan, yürüme zorluğu olan,
günlük aktivitelerini yapamayan bu tür hastalara yaşı da uygunsa beklemeden
ameliyat yapılabilir. Fakat bu şu demek değil, hastanın birazcık ağrısı oldu
hemen gel sana bir ameliyat yapalım değil. Hastanın klinik, radyolojik
bulguları, günlük yaşam aktiviteleri bunlar hepsinin bu ameliyat olabilme
sınırları içerisinde olması gerekir. Şununla karışmasın, eklem, kalça, diz
ağrısı olabilir, protez cerrahisi en son iştir. Geri dönüşü olmayan bir
ameliyattır. Bu söylediğim çok önemlidir. Bir diz için söyleyeyim; menüsküs,
düzeltme, başka bir takım cerrahi yöntem yapılabilir. Ama en sonunda her şey
yapılmış, bitmiş ondan sonra protez cerrahisi yapılabilir. Yani bir önceki
aşama yapılacak hastaya tutup hadi gel sana protez ameliyatı yapalım demek
yanlış bir uygulamadır. Bunu da hastaya anlatmak lazım. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Sayın Bilgen, sizin de söylediğiniz gibi sosyal hayatı olumsuz etkileyen bir rahatsızlıkla karşı karşıyayız. Geçtiğimiz programdan da Olay sağlık izleyicileri de mutlaka hatırlayacaktır. Biz sizinle kalça çıkığına da değinmiştik. Bu konuyu geniş kapsamlı ele almıştık. Dilerseniz bu doğumsal kalça çıkığında da görülen protez cerrahisi uygulanmakta mıdır? Yaş skalası olmadığını söylemiştiniz.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yaş şöyle bu protez cerrahisi
uygulanacak hastalarda yaş nerede en çok önemli oluyor. 25, 23, 30 yaşında bir
hasta geliyor. Şikâyetim var diyor. Biraz irdeliyorsunuz. Bazen psikolojik
sıkıntılar da olabilir. Psikolojikten kastım, hasta aksayarak yürümek istemiyor
kalça çıkığında ben toplum içerisinde hoşuma gitmiyor diyor. Mutsuz bir hasta
ile karşı karşıya kalıyorsunuz ve o zaman çok iyi düşünmeniz lazım. Ben bu işi
ne kadar iyi yapıyorum hekim olarak diye düşünmeniz lazım. Bu çok önemli, ben
bu işi ne kadar iyi yapıyorum diye öz eleştirinizi yapmanız lazım. Bu çok iyi
yapıyorum demek hata yapmayacağım ve yanlış olmayacak demek anlamına gelmesin.
Kesinlikle değil. Burada hastaya durumu çok iyi anlatmak lazım. Ama ağrıyı
oluşturan unsurları siz muayene sırasında tespit ederseniz, hastanın
hareketleri kısıtlı, muayene sırasında ağrıları oluyor, radyolojik olarak
röntgeninde ağrıyı oluşturan unsurları görüyorsunuz, kıkırdak azalmasını, orada
oluşan kireçlenmeleri ve deformiteleri görüyorsunuz ve bunların varlığı söz
konusu ise ve hasta da size söylüyorsa yapacak bir şey yok. Ağrısı var ameliyat
yapmak lazımdır. Kalça çıkığında sadece kalça bölgesindeki ağrının oluşturacağı
sıkıntı veya ileride oluşturacağı sıkıntı göz önüne alınarak ameliyat etmek
yetmez. Bunun yanı sıra kalça eklemi, insanın belini ve diz eklemini de çok
yakından etkileyebilir. Buradaki eklemlerin, beldeki ve dizdeki eklemelerin
bozulmasına sebep olarak ileriki yaşamında ağrılara sebep olacaktır. Ameliyatı
erken yapmanın bir nedeni de budur. Bu ameliyatları uygun hastalara, zamanında
yapmanın faydaları budur. Bir, kalça çıkığı bir hastayı ameliyat yaptığınız
zaman mümkün olduğunca düzgün yürümesini sağlayacaksınız. İki, belinde ve
dizinde oluşacak ileriye yönelik bozuklukların gelişmesini engelleyeceksiniz.
Bunları hastaya çok iyi anlatmak lazım, bunlar çok önemli şeylerdir. Burada
genel olarak bakacak olursak yani diz ve kalça protezi yapılacak hastalara,
hastanın ameliyat öncesi değerlendirilmesi, yani bu hasta kimdir? Bizim
karşımıza geldi ama ne gibi sorunları var ek bir hastalığı var mı? Kaç yaşında?
Ek hastalık değerlendirilirken, kalp, diyabetik olabilir, romatizmal bir hasta
olabilir ya da sistemik lupusu olabilir. Bunların çok iyi değerlendirilmesi
lazım. Neden değerlendirilmesi lazım? Örneğin diyabetik hastaya siz protez
ameliyatı yapacaksınız. Örneğin diz ameliyatı yapacaksınız, bunun damarları
nasıl? Hastanın yaşına göre bozukluklar değişebilir elbette. Mesela 3-5 yıllık
diyabet hastalığı olan biri ile 30 yıldır diyabet olan hastanın sorunları,
vücudunda oluşacak sıkıntılar ve bu hastalığın yapmış olduğu bozukluklar farklı
olacaktır. Biz de hekim olarak bunu ameliyat edeceksek eğer, bunun bilincinde
olmamız lazım ve hastaya bunu anlatmamız lazım. Örneğin, bir hastada film
çektiğiniz zaman diz filmi, orada onun arterlerinin, yani atardamarlarının
kireçlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Şimdi siz bu hastayı alıp ta biz genelde
turnike kullanarak yapıyoruz. Son 10-15 yıldır turnike kullanılmadan yapılıyor.
Yani hastanın bacağına bir manşon sarıyoruz ve dolaşım olmasın orada ameliyat
sırasınca rahat ve temiz, kansız ortamda ameliyat yapılsın istiyoruz. Başka
yöntemler de gelişti anestezide, mesela hipotansip anestezi dediğimiz,
anestezinin en aza indirilerek ameliyat sırasında yapılması ile kansız bir
ortam sağlanıyor. Sonuç olarak diyabetik bir hastada (şeker hastalığı olan
birinde), eğer bu durumu dikkate almadan yaklaşırsanız, ortaya çıkacak
sorunlarla mücadele etmesini de bilemezsiniz. Onun için hastaya bunu anlatmak
lazım. Örnek olarak, sertleşmiş bir damara manşonu sıkarsanız, damarı bir
yerinden sıkıntıya uğratırsınız. Ameliyatta sorun yaşayabilirsiniz. Oranı çok
azdır; ama başımıza gelebilir, dikkat edilmelidir. Şeker hatalarında, dokular
bozulduğu için, hastalık damarları etkilediği için enfeksiyon oranı yüksek
olur. Normal romatizmal bir hastalıkta, normal osteoartrit, yani bizim
kireçlenme ile ilgili bir hastalığı olan kişi ile kıyasladığınızda dört beş
katı oranda enfeksiyon gelişme riski vardır. Bu riski hastaya anlatmanız lazım,
anlatmadığınız takdirde olmaz.&nbsp; Hasta da
başına ne geleceğini bilmelidir. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Efendim müsaadenizle geçtiğimiz aylarda bize konuk olduğunuzda bir izleyicimizin maili vardı. Ancak süremiz yetmediği için o soruyu yöneltememiştim. Konumuz ile de alakalı olduğunu düşünüyorum. Adnan Sönmez ablası için soru yöneltmiş bize; “Ablam bir buçuk yaşında çift kalça çıkığı tedavisi oldu ve tamamen iyileşti. Şu an hamile ona normal doğum mu? Sezaryen yöntemle mi doğum yapmasını önerirsiniz?”</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bir buçuk yaşındayken yapılan tedavi
yönteminin büyük ihtimalle pelvisin çıkışını bozmayacak şekilde ameliyat
yapılmıştır. Tabi bir röntgeni görülse veya çocukluk döneminde o süreçte
yapılan bir röntgeni görülse kalça filmi, oradan bunu rahatlıkla doğumun nasıl
yapılacağı konusunda bilgi verilebilir. Bazı ameliyatlar var; kalça çıkığında
çocukluk döneminde yapılan, pelvisin çıkışını daraltan ameliyatlar. Eğer iki
tarafına birden yapıldıysa daralmıştır. Doğal olarak normal doğumu yapmasında
sıkıntı olabilir. O zaman sezaryen önerilir. Ama pelvis çıkışını daraltamamış
ise normal doğumunu yapabilir. Bunun da röntgen filmini görmek lazım, öbür
türlü bir şey söylemek yanlış olur. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Teşekkürler, umarım izleyicimizi aydınlatmışızdır. Peki efendim. Bu hasta profillilerine göre tedavi yöntemlerine değineceğiz. Dilerseniz biraz da eklem kireçlenmesine bağlı olarak uygulanan protez cerrahisinden bahsedelim.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi burada tabi bu, şöyle söylemek
lazım; romatoid artit, diyabet hastalar bunlarda oluşacak sorunlar hastanın
kendisine spesifik sorunlar, yani özel. Genel olarak baktığımızda hastanın
şişmanlığı, sigara içmesi de birer sorundur. Genel olarak kireçlenmesi olan
hastalarda yapılacak tedavide bunun için hastaların ameliyat öncesinde iyi
hazırlanmaları lazımdır. Genel olarak enfeksiyon riski, damar tıkanıklığı,
hastalara hep böyle söylenir. Damarınız tıkanabilir, ameliyattan sonra sorun
yaşayabiliriz. Öncelikle enfeksiyondan bahsedelim. Burada hastanın kendisine
ait bir takım faktörler vardır. Burada vücudunun herhangi bir yerinde
enfeksiyon odağı varsa hastamızın; ne gibi? Dişinde bir şey olabilir, kadın hastalıklarından
ya da idrar yolu enfeksiyonu olabilir veya ayağında tırnak batması olabilir. Bu
da enfekte bir ortam yaratabilir. Bu hastaların sorgulanıp, ameliyattan önce
enfeksiyon odağı olup olmadığı mutlaka tespit edilmesi gerekebilir. Hastaların
bazıları bilinçli bir şekilde geliyor bize ve “benim dişimde enfeksiyon var. Önce
bunu mu halletsem?” diyor. İnsanın hoşuna gidiyor. Bilinçli hasta konuştuğu
zaman. Enfeksiyon oranı dünyada nedir dediğimizde, bütün herkes bununla
uğraşıyor. Mücadele bu. Enfeksiyon oranını aşağıya indirmek, yani yüzde 0’a
çekebilirsek ne güzel. Ama bu bazen mümkün olmuyor. Dünyada bazı merkezlerde
artık bunları yıllık verilmeye başlandı. Bu yıl enfeksiyonum yok. Önümüzdeki
yıl var. Toplamını verdiğiniz zaman mutlaka bir şeyler çıkıyor. Büyük
merkezlerde bu oran 0’a kadar inebiliyor. Ama normal şartlarda kitabi olarak
baktığımızda, yüzde 1 ila 2, bazı merkezlerde 3’tür. Kabul edilebilecek sınır
budur. Yani 100 tane ameliyat yaptığınızda 3 tanesi. Daha fazlası enfekte
olduğu zaman sorun var demektir. Ne gibi sorun var? Ya hastayı iyi
hazırlamıyorsunuz ya da cerrahinizdeki uzamalar veya çevresel faktörlerde
sıkıntı vardır. Ne gibi? Ameliyathane şartlarınız iyi değildir. Hastayı
ameliyathanede iyi hazırlamamışsınızdır. Sterilizasyonunuzda sorun vardır.
Bunların hepsini göz önüne alıp bakmak lazım. Bazen benim vücudum protezi kabul
etmiyormuş deniliyor. Vücudun protezi kabul etmemesi gibi bir olay çok az bir
şeydir. Metal alerjisi olabilir ancak. Ama enfeksiyon varsa, sebepleri
sırasıyla hastaya ait faktörler, hastayla ilgili sıkıntılar, yapılan cerrahi
ile ilgili sıkıntılar ve çevresel faktörler, yani ameliyathane şartlarıdır. Ne
yapıyoruz? Nasıl bir işlem uyguluyoruz? Aletlerimiz steril mi? Bunların hepsi
bununla ilgilidir. Ameliyathanede protez cerrahisinde hava akımı düzgün olan,
yani laminer air flow denilen hava akımının düzgün olduğu ameliyathanelerde
bunların yapılması lazım. Yoksa ameliyattan sonra “ben hastaya antibiyotik
veririm, bununla enfeksiyon olmaz” ve “benim enfeksiyon oranım düşük” demek
standart bir uygulama değildir.</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Bu söylediğiniz de çok önemli. Yani uygun hastane koşulları ve başarılı eller tarafından bu ameliyatlar gerçekleşmesi ve sonrasında bu geri dönüşü olmayan bir operasyon olduğuna da değinmiştiniz. Sayın Bilgen, ülkemizdeki bu protez cerrahisi uygulamasını yöntemi nasıl buluyorsunuz? Avrupa’ya baktığımız zaman.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Zor soru soruyorsunuz. Neresinden
baksanız… Ülkemiz öyle bir yer ki, biri de var onu da var. Yani ortada buluşmak
o kadar zor ki. Ne oluyor? Kimse yanlış anlamasın ama bunun yapılacağı yerler
önemli yerler olmalı. Bunun Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu uygulamalar çok
güzel. Bu bizi ileriye götürecek bir uygulamadır. Özellikle özel hastanelerde. Tabi
özel hastanelerin bu konuda titizlikle incelenmeleri çok güzel. Ama devlet
hastaneleri de var. Özel hastaneler bu işi yaparken ben sadece kendi branşım
ile ilgili kısmını söylüyorum. Artroplasti ve protez cerrahisi ile ilgili
kısmını söylüyorum. Devlet hastanesinde ya da başka bir yerde bu yapılırken
başka bir hastanede olmaz. Böyle bir şey yok. Hepsinin iyi olması lazım. Çabamız
hepsinin iyileştirmek olmalıdır. Yani kimseye “siz iyi ameliyat yaparsınız ya
da kötü ameliyat yaparsınız” demek gibi bir lüksümüz yok. Herkesin kendi el
becerisi ve kendi eğitimi, bu konuda kimseyi eleştiremeyiz. Ama çevresel
faktörleri iyileştirmek hepimizin görevidir. Kimin görevidir? Bu işi yapacak
hekimin görevidir. Burada bu şartları sağlarsanız bu ameliyatları yaparım demek
lazım. Yoksa kim olursa olsun hasta bizim hastamız sonuçta. Bir defa olmaz, iki
defa olmaz, beş defa olmaz, on defa olmaz. Ama bir tane olduğu zaman o hasta
için bu yüzde 100 demektir artık. Onun için bu sorumlulukla hareket etmemiz
gerekiyor. Bu her ortamda tartışılabilecek şeyler. Ben bunları söylerken sakın
yanlış anlamayın, kendini bir şey sanıyor anlatıyor değil, bunlar gerçeklerdir.</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Estağfurullah, doğruları söylüyorsunuz sayın Bilgen. Müsaadenizle bir telefonumuz var. Bursa’dan Murat Akbulut hattımızda.</em></p>



<p><strong>Murat Akbulut (Seyirci):</strong> <em>İki defa menüsküs ameliyatı geçirdim. Ağrılarım 6-7 ay geçiyor ve sonra yeniden ağrı olmaya başlıyor. Acaba sebebi nedir?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Menüsküs ameliyatı geçirdiniz. Acaba
menüsküsünüzde ne vardı? Kaç yaşınızdasınız Murat Bey?</p>



<p><strong>Murat Akbulut (Seyirci):</strong> <em>36 yaşındayım.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yaşınız bu iş için uygun bir yaş.
Baktığımızda 50 yaşında olsanız, niye yapıldığı sorgusu aklımıza gelebilir.
Burada menüsküs ameliyatında bilmiyorum doktorunuz ne dedi size? Bir parça
dikildi mi? Çıkartıldı mı? Bunlara bakıldı mı? En önemlileri bunlar. Yapılan
tedavinin uygun olduğunu düşünürsek, benim en çok karşılaştığım bu tür
uygulamalardan sonra hastalarımızda ağrı olma sebebi yetersiz egzersizdir. Yani
sizin dizinize yapılan. Dizinize yapıldı değil mi?</p>



<p><strong>Murat Akbulut (Seyirci):</strong> <em>Kamera ile yapıldı. Kapalı ameliyat yapıldı.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Kapalı ameliyat yapıldı dizinize. Çünkü
bazen kalçaya da yapılıyor ve orada da menüsküse benzer dokular var. Ona da
menüsküs deniliyor. Onun için dedim size. Dolayısıyla egzersiz azlığı, yani
adalelerin kuvvetlendirilmesindeki yetersizlik. Çünkü ameliyat yapıldıktan
sonra oradaki patolojinin, bozukluğun ortadan kaldırılması bu tür tedaviler için
yeterli olmuyor. Bunun için tamamlanmasındaki en önemli faktör, egzersizlerin
yeteri kadar yapılmasıdır. Bilmiyorum doktor arkadaşımız bu konuda size bilgi
verdi mi? Fizik tedaviye gönderdi mi? Bunlar yapıldı mı? Bazen hekim söyler ama
hastalar yapmaz. Belki siz yapmadınız. Bunları lütfen bir gözden geçirin. Egzersizlerinize
bir bakın. Doktorunuzla bir daha görüşün. Şikayetlerinizin azalmadığı konusunda
umarım size yardımcı olacaktır. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Teşekkür ediyoruz ve Murat Bey’e de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Peki sayın Bilgen. Biz protez cerrahisinde hastaların ön hazırlık aşamasından yeterince bahsettiğimizi düşünüyorum. Hasta profilleri başlıkları altında bu cerrahi yöntemleri nasıl uygulamaktadır? İzleyicilerimiz de takdir edersiniz ki merak ediyorlardır. Geçtiğimiz programda kemik tümörlerinden bahsettik. Onların temizlenmesinde ben size bir soru yöneltmiştim. Bir uzvun kesilmesi gerekiyor mu? Daha sonrasında bu protez uygulaması nedir? Biz protez cerrahisi denildiğinde neyi anlamalıyız?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Programın başında da söylediğim gibi
protez cerrahisi bir eklem için yapılacak en son iştir. Ondan sonra işlemin
geri dönüşü yoktur. Suni eklem, metal plastik veya seramiklerin birbirleriyle
ikili oluşturarak yaptıkları hareketlerdir. Diz için söyleyeyim. Dizi
açıyorsunuz. Buradaki bozulmuş kıkırdakları kemiğe kadar kesiyorsunuz. Bunun
özel kesi aletleri var. Onlarla kestikten sonra, kaç numara protez
kullanacaksanız? Ayakkabı numarası gibi aynı. Kaç numara kullanacaksanız? Onu
ameliyat öncesinde belirleyip, ameliyat öncesinde de belirliyorsunuz. O ölçüye
göre kesi yapıyorsunuz ve sonra protezi yerleştiriyorsunuz. Ondan sonra burada
en önemli iş, bunların uygun ve yeteri kadar kabul edilebilir sınırlarda düzgün
yerleştirilmesidir. Bu işi yaptıktan sonra, normal dışarıda muayene ediyor gibi
dizi muayene ediyoruz. Her şey yolundaysa kapatıyorsunuz. Aynı şeyler kalça
için geçerli. Kalça için de bazen küçük ya da büyük açılır, hastaya göre bu
değişir. Hastanın kilosuna, boy uzunluğuna göre değişir. Burada da yine aynı
şekilde kalça için biraz daha fazla eklem hareketi yaptığımız yerin bir kısmını
kesiyorsunuz, oraya protez bir kemiğin içerisine yerleştiriyorsunuz. Çanak
dediğimiz kısma da bir protez yerleştiriyorsunuz. Bu şekilde bunların ameliyat
sırasında iyi muayene ederek sorunsuz bir şekilde yerleştirdiğinizden emin
olduktan sonra yarayı kapatıyorsunuz. Peki, burada örneğin kalçada ne olabilir?
Yerleştirdiniz ya da yerleştiremediniz veya başka bir şey oldu. Kalçada en
önemli sorunlardan birisi, ameliyattan sonra çıkık olmasıdır. Bu orana
baktığınızda yine aynı enfeksiyonda olduğu gibi yüzde 1 ila 3 oranında değişir.
Çıkık, biraz tehlikeli bir şeydir. Çünkü yaptığınız işlemin bozulması anlamına
geliyor. Tekrar yerine koyabilirsiniz kalçayı. Yani redükte edebilirsiniz. Ama
hep aklınızda soru işareti olarak kalır. Acaba bir daha çıkacak mı? Nerede
yanlış var? Hasta yanlış bir şey mi yaptı? Ben bunu yanlış mı yerleştirdim?
Devamlı olarak bu soru aklınızda kalır. Kalçada çıkık dizden daha fazla
görülür. Bu da çok uygun ve iyi şartlarda yerleştirilmesi lazım protezin.</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Sayın Bilgen, bir telefonumuz var. İstanbul’dan Cevriye Sönmez hattımızda.</em> </p>



<p><strong>Cevriye Sönmez (Seyirci):</strong> <em>Benim hocamıza bir sorum var. Eşime diz protezi takılması lazım. Fakat damar tıkanması var ve şeker hastası. Damar doktorları diyor ki ameliyat olamaz.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi ne yapalım diyorsunuz değil mi?
Beyefendi kaç yaşında?</p>



<p><strong>Cevriye Sönmez (Seyirci):</strong> <em>76 yaşında, zor yürüyor ve dengesini kaybedip düşüyor.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Peki, dengesini kaybedip düşmesinin
sebebi dizindeki bozukluktan diye mi söylediler? Yoksa beyin damarlarında da
sıkıntı var, bacağına giden kanda azlık var, ondan dolayı mı oluyor? Onu ayırt
edebildiler mi? Söylediler mi? </p>



<p><strong>Cevriye Sönmez (Seyirci):</strong> <em>Beyin damarlarında da sıkıntı var. Fakat yürüyemediği için de düşüyor. Oturduğu yerden zor kalkıyor.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> O kadar zor bir durumla karşı
karşıyayız ki çünkü turnike kullanamadan ve bacağı sıkıştırmadan kansız bir
ortamda da ameliyat yapılabilir. Ama şimdi bizim anesteziyoloji cemiyetinin
oluşturduğu bir skala var. Beş gruba ayrılır bu. Hastamız ortada 3 ya da 2’de
yapılabilir. Ama 3 ya da 4 grubuna giriyorsa çok dikkatli olmak lazım.
Yapılmasına karar verilirse çok kısa sürede yapmak lazım. Gerçekten yanlış
anlamayın ama bu işi tecrübeli olan, yeni başlayan ya da uzun yıllardır yapan
hekimlerin her birisinin yapma hızları farklı olabilir. Onun için bu işle
uğraşmış bir hekim bulmanızda fayda var. Bunların size önerdiği yolda
gitmenizde fayda var. Bu ameliyat için olmaz diyen kardiyovasküler cerrahların
ya da dahiliye uzmanlarının sözünü dinlemekte fayda var. Bazen ameliyatı
yaparsanız sorun çıkar. Bir damar tıkanıklığı var diyorsunuz. trombüs varsa, bu
trombüs ameliyat sırasındaki hareketlerle toplar damarda bir trombüs varsa
oradan kopup gidip akciğere yerleşebilir ve Allah korusun hastamızı iki üç
dakika içerisinde kaybedebiliriz. Bunlar çok önemli. Onun için kararı sizi
ameliyat yapacak hekimlerin sözlerini dinleyerek karar verin. Sonuçta belki
karar verme işi size kalacak, “yapalım mı? Yapmayalım mı?” diye? </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/">Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Hastalarında (Şeker Hastalarında) Protez</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/diyabet-hastalarinda-protez/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=diyabet-hastalarinda-protez</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jan 2020 19:39:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Total Ayak Bileği Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Diz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Omuz Protezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=2969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Takipçilerimiz tarafından en çok merak edilen konulardan birisi de diyabet hastalarında (şeker hastalarında) protez konusudur. Bu makalemizde, meseleye dair genel bilgiler vermeye çalışacağız. Her hastalıkta olduğu gibi, protez cerrahisi açısından da muayeneye gelen hastanın durumu şahsına münhasır olarak irdelenmelidir. Zira dizde, kalçada veya omuzda baş gösteren ağrının çeşitli sebepleri olabilir. Bu ağrılar bazen psikolojik nedenlerden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/diyabet-hastalarinda-protez/">Diyabet Hastalarında (Şeker Hastalarında) Protez</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Takipçilerimiz tarafından en çok merak edilen konulardan birisi de diyabet  hastalarında (şeker hastalarında) protez konusudur. Bu makalemizde, meseleye dair genel bilgiler vermeye çalışacağız.</p>



<p>Her hastalıkta olduğu gibi, protez cerrahisi açısından da muayeneye gelen hastanın durumu şahsına münhasır olarak irdelenmelidir. Zira dizde, kalçada veya omuzda baş gösteren ağrının çeşitli sebepleri olabilir. Bu ağrılar bazen psikolojik nedenlerden kaynaklanırken, bazen de ağrının sebebi hakikaten ciddi bir problemdir. </p>



<p>Ağrıyı oluşturan unsurlar, muayene sırasında tespit edilmelidir. Ağrıyı  oluşturan unsurları, çekilen röntgen filmi de destekliyorsa, kıkırdak  azalması, kireçlenme ve/veya çeşitli deformasyonlar söz konusu ise  ameliyat kaçınılmazdır. </p>



<p>Ancak her hastanın hikayesi birbirinen farklıdır. Hastanın yaşı, başka  hastalıklarının olup olmaması gibi etkenler, ameliyat öncesinde çok iyi  değerlendirilmelidir. Ameliyat olacak kişide kalp hastalığının varlığı,  diyabet (şeker hastalığı) varlığı, romatizmal  bir rahatsızlığının olup olmaması ya da sistemik lupus gibi bir  problemin olup olmaması, ameliyatın senaryosunu etkileyecektir.</p>



<p>Protez ameliyatı olacak diyabet hastalarında damarların yapısı çok  mühimdir. Uzun süredir diyabet hastalığı olan bir hasta  ile bir kaç senedir diyabet hastalığı çeken hastanın damar yapısı aynı değildir. Bu durum, ameliyat öncesi hekim tarafından mutlaka irdelenmeli ve gereken tedbirler alınarak hastayla paylaşılmalıdır. Bir diğer dikkat  edilmesi gereken husus ise enfeksiyon riskidir. Diyabet hastalarında dokular ve damarlar bozulmuş olduğu için, enfeksiyon riski diyabeti olmayan hastaya göre iki-üç kat daha fazladır.</p>



<p>Protez ameliyatı olacak olan diyabet hastaları, bütün bu riskler konusunda hekim tarafından bilgilendirilmeli ve hasta ameliyat öncesi ne gibi komplikasyonlarla karşılaşma ihtimalinin olduğunun bilincinde olmalıdır.</p>



<p><strong>NOT: </strong>Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Teşhis ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.</p>



<p>İlginizi çekebilir:<br>Protez Cerrahisi &#8211; Okumak için <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi/">buraya</a></strong> tıklayın.<br>Protez Cerrahisi Kimlere Uygulanabilir? &#8211;  Okumak için <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/protez-cerrahisi-kimlere-uygulanabilir/">buraya</a></strong> tıklayın.<br>Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm  &#8211;  Okumak için <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/">buraya</a></strong> tıklayın. </p>



<p></p>



<div class="schema-faq wp-block-yoast-faq-block"><div class="schema-faq-section"><strong class="schema-faq-question">Protez ameliyatı olan diyabetli hasta için riskler nelerdir?</strong> <p class="schema-faq-answer"><strong>1- </strong>Uzun süredir diyabeti olan hasta ile bir kaç senedir diyabeti olan hastanın damar yapıları farklıdır.<br/><strong>2- </strong>Şeker hastalarında enfeksiyon riski, diyabeti olmayan hastaya göre 2-3 kat daha fazladır.</p> </div> </div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/diyabet-hastalarinda-protez/">Diyabet Hastalarında (Şeker Hastalarında) Protez</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
