fbpx

Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1’inci Bölüm

Prof. Dr. Ömer Faruk BİLGEN'in Katıldığı TV Programları Ve Verdiği Röportajları Videolar Sayfasından Takip Edebilirsiniz.

Hakkımda

Prof.Dr. Ömer Faruk Bilgen 1957 yılında Mersin’in Tarsus ilçesinde doğdu. Evli ve 2 kız babası olan Prof.Dr. Ömer Faruk Bilgen 1981 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

Güncel Videolar

Takip Edebilirsiniz

Prof.Dr. Ömer Faruk Bilgen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Yeliz Cengiz (Sunucu): Merhabalar, günaydınlar dileyerek Olay Sağlık’tan bugün de sizlere merhabalar diliyoruz tekrardan. Bugün protez cerrahisi ve komplikasyonlarını işleyeceğiz. Konuğumuz Medicabil’den Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, bizlerle birlikte olacak. Kendisi ortopedi ve travmatoloji cerrahi alanında uzmanlık yapmış. Sayın Bilgen, yayınımıza hoş geldiniz.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Hoş bulduk. İyi seneler diliyorum. Sizlere ve seyircilerimize

Yeliz Cengiz (Sunucu): Nasılsınız?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Teşekkür ederim.

Yeliz Cengiz (Sunucu): Protez cerrahisi dedik ama tanımlamasından gidersek, protez cerrahisi nedir? Kimlere uygulanır?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Daha önceki programlarımızda bu konuyu işlemiştik ama daha çok yürümesi sıkıntı olan, kalçasında dizinde ağrısı olan ve günlük yaşam aktiviteleri azalmış hastalara suni eklem yapılması işlemine protez cerrahisi diyoruz. Hastanın ya da insanın vücudunun içerisine konulan eklem yerine hareket edebilen bir cihaz, bunu yerleştiriyoruz ve günlük yaşamını daha kaliteli hale getirmeye çalışıyoruz. Daha önce konuşmuştuk bunları ama burada sanki hep iyi tarafları anlatıldı. Ne güzel bir şey protezi yapalım insanlar yürüsün günlük yaşamları iyileşsin, ağrıları geçsin. Fakat tabi bunun sorunları da var. Belki bunlardan biraz bahsetmek gerekebilir. Protez cerrahisine gidecek, ameliyat olacak hastanın bilinçlenmesi adına ya da yakınlarının bu konuda bilgi sahibi olmaları adına önemlidir. Çünkü bu işin başarılı olmasında çok ciddi bir etken bilinçli olmak, nerede ameliyat olacağız? Nasıl ameliyat olacağız? Bununla ilgili sorunlar var mı? Ameliyat olacak insanla ilgili kendi vücudunda ne gibi sorunlarımız var? Bunların hepsinin bilinmesi lazım. Ben biraz bunlardan bahsedersek daha iyi olur diye düşündüm.

Yeliz Cengiz (Sunucu): Öncelikle tanımlamasından gitmek istiyorum. Modern tıbbın bize kazandırdıklarıyla protez cerrahisinde getirmiş olduğu yeniliklere de değinelim. Örneğin hastanenizde ne gibi yenilikleri uyguluyorsunuz? Bu cerrahi yöntemi hangi hastalara uygulanmakta sıklıkla?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Şimdi daha çok bu eklemleri bozulmuş hastalarda öncelikle ve burada yaş sınırı yok. Bu sınır yok derken çocukluk çağında da uygulanır ama onların özel protezleri var. Bizim burada konuşacağımız genç, orta yaş ve ileri yaş hastalarda eklemler içerisine yapılacak, eklemin kendisinin değiştirilmesi ile ilgili bir işlem. Bu, günlük yaşamları sıkıntıya girmiş insanlar için uygulandığında gerçekten 20. yüzyılın bypass ameliyatından daha çok fayda sağlayan bir ameliyat olduğu ABD’de yapılan bir araştırma sonucu ortaya çıkmıştır. Hasta adına fayda sağlayan bir ameliyat, ben 25 yıldır bu iş ile uğraşıyorum. Ortopedi ve Travmatoloji alanı içerisinde bizim üniversitede bütün branşlarına yıllar önce ayrıldık. Bizim hocalarımız daha önceki programlarda bahsettik. Bizi ayırdı ve herkesin kendi branşı var dedi. Uzun yıllar protez cerrahisi ve diğer bir tanım ile artroplasti cerrahisi ile uğraşıyorum. Buradaki hastaların seçimi oldukça önemlidir. Kime nasıl bir ameliyat yapacağınız ve bundan ne kadar fayda sağlayacağını az çok ameliyat öncesinde bilmeniz ve bunu hastaya anlatmanız gerekir. Ağrısı olan, yürüme zorluğu olan, günlük aktivitelerini yapamayan bu tür hastalara yaşı da uygunsa beklemeden ameliyat yapılabilir. Fakat bu şu demek değil, hastanın birazcık ağrısı oldu hemen gel sana bir ameliyat yapalım değil. Hastanın klinik, radyolojik bulguları, günlük yaşam aktiviteleri bunlar hepsinin bu ameliyat olabilme sınırları içerisinde olması gerekir. Şununla karışmasın, eklem, kalça, diz ağrısı olabilir, protez cerrahisi en son iştir. Geri dönüşü olmayan bir ameliyattır. Bu söylediğim çok önemlidir. Bir diz için söyleyeyim; menüsküs, düzeltme, başka bir takım cerrahi yöntem yapılabilir. Ama en sonunda her şey yapılmış, bitmiş ondan sonra protez cerrahisi yapılabilir. Yani bir önceki aşama yapılacak hastaya tutup hadi gel sana protez ameliyatı yapalım demek yanlış bir uygulamadır. Bunu da hastaya anlatmak lazım.

Yeliz Cengiz (Sunucu): Sayın Bilgen, sizin de söylediğiniz gibi sosyal hayatı olumsuz etkileyen bir rahatsızlıkla karşı karşıyayız. Geçtiğimiz programdan da Olay sağlık izleyicileri de mutlaka hatırlayacaktır. Biz sizinle kalça çıkığına da değinmiştik. Bu konuyu geniş kapsamlı ele almıştık. Dilerseniz bu doğumsal kalça çıkığında da görülen protez cerrahisi uygulanmakta mıdır? Yaş skalası olmadığını söylemiştiniz.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Yaş şöyle bu protez cerrahisi uygulanacak hastalarda yaş nerede en çok önemli oluyor. 25, 23, 30 yaşında bir hasta geliyor. Şikâyetim var diyor. Biraz irdeliyorsunuz. Bazen psikolojik sıkıntılar da olabilir. Psikolojikten kastım, hasta aksayarak yürümek istemiyor kalça çıkığında ben toplum içerisinde hoşuma gitmiyor diyor. Mutsuz bir hasta ile karşı karşıya kalıyorsunuz ve o zaman çok iyi düşünmeniz lazım. Ben bu işi ne kadar iyi yapıyorum hekim olarak diye düşünmeniz lazım. Bu çok önemli, ben bu işi ne kadar iyi yapıyorum diye öz eleştirinizi yapmanız lazım. Bu çok iyi yapıyorum demek hata yapmayacağım ve yanlış olmayacak demek anlamına gelmesin. Kesinlikle değil. Burada hastaya durumu çok iyi anlatmak lazım. Ama ağrıyı oluşturan unsurları siz muayene sırasında tespit ederseniz, hastanın hareketleri kısıtlı, muayene sırasında ağrıları oluyor, radyolojik olarak röntgeninde ağrıyı oluşturan unsurları görüyorsunuz, kıkırdak azalmasını, orada oluşan kireçlenmeleri ve deformiteleri görüyorsunuz ve bunların varlığı söz konusu ise ve hasta da size söylüyorsa yapacak bir şey yok. Ağrısı var ameliyat yapmak lazımdır. Kalça çıkığında sadece kalça bölgesindeki ağrının oluşturacağı sıkıntı veya ileride oluşturacağı sıkıntı göz önüne alınarak ameliyat etmek yetmez. Bunun yanı sıra kalça eklemi, insanın belini ve diz eklemini de çok yakından etkileyebilir. Buradaki eklemlerin, beldeki ve dizdeki eklemelerin bozulmasına sebep olarak ileriki yaşamında ağrılara sebep olacaktır. Ameliyatı erken yapmanın bir nedeni de budur. Bu ameliyatları uygun hastalara, zamanında yapmanın faydaları budur. Bir, kalça çıkığı bir hastayı ameliyat yaptığınız zaman mümkün olduğunca düzgün yürümesini sağlayacaksınız. İki, belinde ve dizinde oluşacak ileriye yönelik bozuklukların gelişmesini engelleyeceksiniz. Bunları hastaya çok iyi anlatmak lazım, bunlar çok önemli şeylerdir. Burada genel olarak bakacak olursak yani diz ve kalça protezi yapılacak hastalara, hastanın ameliyat öncesi değerlendirilmesi, yani bu hasta kimdir? Bizim karşımıza geldi ama ne gibi sorunları var ek bir hastalığı var mı? Kaç yaşında? Ek hastalık değerlendirilirken, kalp, diyabetik olabilir, romatizmal bir hasta olabilir ya da sistemik lupusu olabilir. Bunların çok iyi değerlendirilmesi lazım. Neden değerlendirilmesi lazım? Örneğin diyabetik hastaya siz protez ameliyatı yapacaksınız. Örneğin diz ameliyatı yapacaksınız, bunun damarları nasıl? Hastanın yaşına göre bozukluklar değişebilir elbette. Mesela 3-5 yıllık diyabet hastalığı olan biri ile 30 yıldır diyabet olan hastanın sorunları, vücudunda oluşacak sıkıntılar ve bu hastalığın yapmış olduğu bozukluklar farklı olacaktır. Biz de hekim olarak bunu ameliyat edeceksek eğer, bunun bilincinde olmamız lazım ve hastaya bunu anlatmamız lazım. Örneğin, bir hastada film çektiğiniz zaman diz filmi, orada onun arterlerinin, yani atardamarlarının kireçlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Şimdi siz bu hastayı alıp ta biz genelde turnike kullanarak yapıyoruz. Son 10-15 yıldır turnike kullanılmadan yapılıyor. Yani hastanın bacağına bir manşon sarıyoruz ve dolaşım olmasın orada ameliyat sırasınca rahat ve temiz, kansız ortamda ameliyat yapılsın istiyoruz. Başka yöntemler de gelişti anestezide, mesela hipotansip anestezi dediğimiz, anestezinin en aza indirilerek ameliyat sırasında yapılması ile kansız bir ortam sağlanıyor. Sonuç olarak diyabetik bir hastada (şeker hastalığı olan birinde), eğer bu durumu dikkate almadan yaklaşırsanız, ortaya çıkacak sorunlarla mücadele etmesini de bilemezsiniz. Onun için hastaya bunu anlatmak lazım. Örnek olarak, sertleşmiş bir damara manşonu sıkarsanız, damarı bir yerinden sıkıntıya uğratırsınız. Ameliyatta sorun yaşayabilirsiniz. Oranı çok azdır; ama başımıza gelebilir, dikkat edilmelidir. Şeker hatalarında, dokular bozulduğu için, hastalık damarları etkilediği için enfeksiyon oranı yüksek olur. Normal romatizmal bir hastalıkta, normal osteoartrit, yani bizim kireçlenme ile ilgili bir hastalığı olan kişi ile kıyasladığınızda dört beş katı oranda enfeksiyon gelişme riski vardır. Bu riski hastaya anlatmanız lazım, anlatmadığınız takdirde olmaz.  Hasta da başına ne geleceğini bilmelidir.

Yeliz Cengiz (Sunucu): Efendim müsaadenizle geçtiğimiz aylarda bize konuk olduğunuzda bir izleyicimizin maili vardı. Ancak süremiz yetmediği için o soruyu yöneltememiştim. Konumuz ile de alakalı olduğunu düşünüyorum. Adnan Sönmez ablası için soru yöneltmiş bize; “Ablam bir buçuk yaşında çift kalça çıkığı tedavisi oldu ve tamamen iyileşti. Şu an hamile ona normal doğum mu? Sezaryen yöntemle mi doğum yapmasını önerirsiniz?”

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Bir buçuk yaşındayken yapılan tedavi yönteminin büyük ihtimalle pelvisin çıkışını bozmayacak şekilde ameliyat yapılmıştır. Tabi bir röntgeni görülse veya çocukluk döneminde o süreçte yapılan bir röntgeni görülse kalça filmi, oradan bunu rahatlıkla doğumun nasıl yapılacağı konusunda bilgi verilebilir. Bazı ameliyatlar var; kalça çıkığında çocukluk döneminde yapılan, pelvisin çıkışını daraltan ameliyatlar. Eğer iki tarafına birden yapıldıysa daralmıştır. Doğal olarak normal doğumu yapmasında sıkıntı olabilir. O zaman sezaryen önerilir. Ama pelvis çıkışını daraltamamış ise normal doğumunu yapabilir. Bunun da röntgen filmini görmek lazım, öbür türlü bir şey söylemek yanlış olur.

Yeliz Cengiz (Sunucu): Teşekkürler, umarım izleyicimizi aydınlatmışızdır. Peki efendim. Bu hasta profillilerine göre tedavi yöntemlerine değineceğiz. Dilerseniz biraz da eklem kireçlenmesine bağlı olarak uygulanan protez cerrahisinden bahsedelim.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Şimdi burada tabi bu, şöyle söylemek lazım; romatoid artit, diyabet hastalar bunlarda oluşacak sorunlar hastanın kendisine spesifik sorunlar, yani özel. Genel olarak baktığımızda hastanın şişmanlığı, sigara içmesi de birer sorundur. Genel olarak kireçlenmesi olan hastalarda yapılacak tedavide bunun için hastaların ameliyat öncesinde iyi hazırlanmaları lazımdır. Genel olarak enfeksiyon riski, damar tıkanıklığı, hastalara hep böyle söylenir. Damarınız tıkanabilir, ameliyattan sonra sorun yaşayabiliriz. Öncelikle enfeksiyondan bahsedelim. Burada hastanın kendisine ait bir takım faktörler vardır. Burada vücudunun herhangi bir yerinde enfeksiyon odağı varsa hastamızın; ne gibi? Dişinde bir şey olabilir, kadın hastalıklarından ya da idrar yolu enfeksiyonu olabilir veya ayağında tırnak batması olabilir. Bu da enfekte bir ortam yaratabilir. Bu hastaların sorgulanıp, ameliyattan önce enfeksiyon odağı olup olmadığı mutlaka tespit edilmesi gerekebilir. Hastaların bazıları bilinçli bir şekilde geliyor bize ve “benim dişimde enfeksiyon var. Önce bunu mu halletsem?” diyor. İnsanın hoşuna gidiyor. Bilinçli hasta konuştuğu zaman. Enfeksiyon oranı dünyada nedir dediğimizde, bütün herkes bununla uğraşıyor. Mücadele bu. Enfeksiyon oranını aşağıya indirmek, yani yüzde 0’a çekebilirsek ne güzel. Ama bu bazen mümkün olmuyor. Dünyada bazı merkezlerde artık bunları yıllık verilmeye başlandı. Bu yıl enfeksiyonum yok. Önümüzdeki yıl var. Toplamını verdiğiniz zaman mutlaka bir şeyler çıkıyor. Büyük merkezlerde bu oran 0’a kadar inebiliyor. Ama normal şartlarda kitabi olarak baktığımızda, yüzde 1 ila 2, bazı merkezlerde 3’tür. Kabul edilebilecek sınır budur. Yani 100 tane ameliyat yaptığınızda 3 tanesi. Daha fazlası enfekte olduğu zaman sorun var demektir. Ne gibi sorun var? Ya hastayı iyi hazırlamıyorsunuz ya da cerrahinizdeki uzamalar veya çevresel faktörlerde sıkıntı vardır. Ne gibi? Ameliyathane şartlarınız iyi değildir. Hastayı ameliyathanede iyi hazırlamamışsınızdır. Sterilizasyonunuzda sorun vardır. Bunların hepsini göz önüne alıp bakmak lazım. Bazen benim vücudum protezi kabul etmiyormuş deniliyor. Vücudun protezi kabul etmemesi gibi bir olay çok az bir şeydir. Metal alerjisi olabilir ancak. Ama enfeksiyon varsa, sebepleri sırasıyla hastaya ait faktörler, hastayla ilgili sıkıntılar, yapılan cerrahi ile ilgili sıkıntılar ve çevresel faktörler, yani ameliyathane şartlarıdır. Ne yapıyoruz? Nasıl bir işlem uyguluyoruz? Aletlerimiz steril mi? Bunların hepsi bununla ilgilidir. Ameliyathanede protez cerrahisinde hava akımı düzgün olan, yani laminer air flow denilen hava akımının düzgün olduğu ameliyathanelerde bunların yapılması lazım. Yoksa ameliyattan sonra “ben hastaya antibiyotik veririm, bununla enfeksiyon olmaz” ve “benim enfeksiyon oranım düşük” demek standart bir uygulama değildir.

Yeliz Cengiz (Sunucu): Bu söylediğiniz de çok önemli. Yani uygun hastane koşulları ve başarılı eller tarafından bu ameliyatlar gerçekleşmesi ve sonrasında bu geri dönüşü olmayan bir operasyon olduğuna da değinmiştiniz. Sayın Bilgen, ülkemizdeki bu protez cerrahisi uygulamasını yöntemi nasıl buluyorsunuz? Avrupa’ya baktığımız zaman.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Zor soru soruyorsunuz. Neresinden baksanız… Ülkemiz öyle bir yer ki, biri de var onu da var. Yani ortada buluşmak o kadar zor ki. Ne oluyor? Kimse yanlış anlamasın ama bunun yapılacağı yerler önemli yerler olmalı. Bunun Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu uygulamalar çok güzel. Bu bizi ileriye götürecek bir uygulamadır. Özellikle özel hastanelerde. Tabi özel hastanelerin bu konuda titizlikle incelenmeleri çok güzel. Ama devlet hastaneleri de var. Özel hastaneler bu işi yaparken ben sadece kendi branşım ile ilgili kısmını söylüyorum. Artroplasti ve protez cerrahisi ile ilgili kısmını söylüyorum. Devlet hastanesinde ya da başka bir yerde bu yapılırken başka bir hastanede olmaz. Böyle bir şey yok. Hepsinin iyi olması lazım. Çabamız hepsinin iyileştirmek olmalıdır. Yani kimseye “siz iyi ameliyat yaparsınız ya da kötü ameliyat yaparsınız” demek gibi bir lüksümüz yok. Herkesin kendi el becerisi ve kendi eğitimi, bu konuda kimseyi eleştiremeyiz. Ama çevresel faktörleri iyileştirmek hepimizin görevidir. Kimin görevidir? Bu işi yapacak hekimin görevidir. Burada bu şartları sağlarsanız bu ameliyatları yaparım demek lazım. Yoksa kim olursa olsun hasta bizim hastamız sonuçta. Bir defa olmaz, iki defa olmaz, beş defa olmaz, on defa olmaz. Ama bir tane olduğu zaman o hasta için bu yüzde 100 demektir artık. Onun için bu sorumlulukla hareket etmemiz gerekiyor. Bu her ortamda tartışılabilecek şeyler. Ben bunları söylerken sakın yanlış anlamayın, kendini bir şey sanıyor anlatıyor değil, bunlar gerçeklerdir.

Yeliz Cengiz (Sunucu): Estağfurullah, doğruları söylüyorsunuz sayın Bilgen. Müsaadenizle bir telefonumuz var. Bursa’dan Murat Akbulut hattımızda.

Murat Akbulut (Seyirci): İki defa menüsküs ameliyatı geçirdim. Ağrılarım 6-7 ay geçiyor ve sonra yeniden ağrı olmaya başlıyor. Acaba sebebi nedir?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Menüsküs ameliyatı geçirdiniz. Acaba menüsküsünüzde ne vardı? Kaç yaşınızdasınız Murat Bey?

Murat Akbulut (Seyirci): 36 yaşındayım.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Yaşınız bu iş için uygun bir yaş. Baktığımızda 50 yaşında olsanız, niye yapıldığı sorgusu aklımıza gelebilir. Burada menüsküs ameliyatında bilmiyorum doktorunuz ne dedi size? Bir parça dikildi mi? Çıkartıldı mı? Bunlara bakıldı mı? En önemlileri bunlar. Yapılan tedavinin uygun olduğunu düşünürsek, benim en çok karşılaştığım bu tür uygulamalardan sonra hastalarımızda ağrı olma sebebi yetersiz egzersizdir. Yani sizin dizinize yapılan. Dizinize yapıldı değil mi?

Murat Akbulut (Seyirci): Kamera ile yapıldı. Kapalı ameliyat yapıldı.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Kapalı ameliyat yapıldı dizinize. Çünkü bazen kalçaya da yapılıyor ve orada da menüsküse benzer dokular var. Ona da menüsküs deniliyor. Onun için dedim size. Dolayısıyla egzersiz azlığı, yani adalelerin kuvvetlendirilmesindeki yetersizlik. Çünkü ameliyat yapıldıktan sonra oradaki patolojinin, bozukluğun ortadan kaldırılması bu tür tedaviler için yeterli olmuyor. Bunun için tamamlanmasındaki en önemli faktör, egzersizlerin yeteri kadar yapılmasıdır. Bilmiyorum doktor arkadaşımız bu konuda size bilgi verdi mi? Fizik tedaviye gönderdi mi? Bunlar yapıldı mı? Bazen hekim söyler ama hastalar yapmaz. Belki siz yapmadınız. Bunları lütfen bir gözden geçirin. Egzersizlerinize bir bakın. Doktorunuzla bir daha görüşün. Şikayetlerinizin azalmadığı konusunda umarım size yardımcı olacaktır.

Yeliz Cengiz (Sunucu): Teşekkür ediyoruz ve Murat Bey’e de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Peki sayın Bilgen. Biz protez cerrahisinde hastaların ön hazırlık aşamasından yeterince bahsettiğimizi düşünüyorum. Hasta profilleri başlıkları altında bu cerrahi yöntemleri nasıl uygulamaktadır? İzleyicilerimiz de takdir edersiniz ki merak ediyorlardır. Geçtiğimiz programda kemik tümörlerinden bahsettik. Onların temizlenmesinde ben size bir soru yöneltmiştim. Bir uzvun kesilmesi gerekiyor mu? Daha sonrasında bu protez uygulaması nedir? Biz protez cerrahisi denildiğinde neyi anlamalıyız?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Programın başında da söylediğim gibi protez cerrahisi bir eklem için yapılacak en son iştir. Ondan sonra işlemin geri dönüşü yoktur. Suni eklem, metal plastik veya seramiklerin birbirleriyle ikili oluşturarak yaptıkları hareketlerdir. Diz için söyleyeyim. Dizi açıyorsunuz. Buradaki bozulmuş kıkırdakları kemiğe kadar kesiyorsunuz. Bunun özel kesi aletleri var. Onlarla kestikten sonra, kaç numara protez kullanacaksanız? Ayakkabı numarası gibi aynı. Kaç numara kullanacaksanız? Onu ameliyat öncesinde belirleyip, ameliyat öncesinde de belirliyorsunuz. O ölçüye göre kesi yapıyorsunuz ve sonra protezi yerleştiriyorsunuz. Ondan sonra burada en önemli iş, bunların uygun ve yeteri kadar kabul edilebilir sınırlarda düzgün yerleştirilmesidir. Bu işi yaptıktan sonra, normal dışarıda muayene ediyor gibi dizi muayene ediyoruz. Her şey yolundaysa kapatıyorsunuz. Aynı şeyler kalça için geçerli. Kalça için de bazen küçük ya da büyük açılır, hastaya göre bu değişir. Hastanın kilosuna, boy uzunluğuna göre değişir. Burada da yine aynı şekilde kalça için biraz daha fazla eklem hareketi yaptığımız yerin bir kısmını kesiyorsunuz, oraya protez bir kemiğin içerisine yerleştiriyorsunuz. Çanak dediğimiz kısma da bir protez yerleştiriyorsunuz. Bu şekilde bunların ameliyat sırasında iyi muayene ederek sorunsuz bir şekilde yerleştirdiğinizden emin olduktan sonra yarayı kapatıyorsunuz. Peki, burada örneğin kalçada ne olabilir? Yerleştirdiniz ya da yerleştiremediniz veya başka bir şey oldu. Kalçada en önemli sorunlardan birisi, ameliyattan sonra çıkık olmasıdır. Bu orana baktığınızda yine aynı enfeksiyonda olduğu gibi yüzde 1 ila 3 oranında değişir. Çıkık, biraz tehlikeli bir şeydir. Çünkü yaptığınız işlemin bozulması anlamına geliyor. Tekrar yerine koyabilirsiniz kalçayı. Yani redükte edebilirsiniz. Ama hep aklınızda soru işareti olarak kalır. Acaba bir daha çıkacak mı? Nerede yanlış var? Hasta yanlış bir şey mi yaptı? Ben bunu yanlış mı yerleştirdim? Devamlı olarak bu soru aklınızda kalır. Kalçada çıkık dizden daha fazla görülür. Bu da çok uygun ve iyi şartlarda yerleştirilmesi lazım protezin.

Yeliz Cengiz (Sunucu): Sayın Bilgen, bir telefonumuz var. İstanbul’dan Cevriye Sönmez hattımızda.

Cevriye Sönmez (Seyirci): Benim hocamıza bir sorum var. Eşime diz protezi takılması lazım. Fakat damar tıkanması var ve şeker hastası. Damar doktorları diyor ki ameliyat olamaz.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Şimdi ne yapalım diyorsunuz değil mi? Beyefendi kaç yaşında?

Cevriye Sönmez (Seyirci): 76 yaşında, zor yürüyor ve dengesini kaybedip düşüyor.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Peki, dengesini kaybedip düşmesinin sebebi dizindeki bozukluktan diye mi söylediler? Yoksa beyin damarlarında da sıkıntı var, bacağına giden kanda azlık var, ondan dolayı mı oluyor? Onu ayırt edebildiler mi? Söylediler mi?

Cevriye Sönmez (Seyirci): Beyin damarlarında da sıkıntı var. Fakat yürüyemediği için de düşüyor. Oturduğu yerden zor kalkıyor.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: O kadar zor bir durumla karşı karşıyayız ki çünkü turnike kullanamadan ve bacağı sıkıştırmadan kansız bir ortamda da ameliyat yapılabilir. Ama şimdi bizim anesteziyoloji cemiyetinin oluşturduğu bir skala var. Beş gruba ayrılır bu. Hastamız ortada 3 ya da 2’de yapılabilir. Ama 3 ya da 4 grubuna giriyorsa çok dikkatli olmak lazım. Yapılmasına karar verilirse çok kısa sürede yapmak lazım. Gerçekten yanlış anlamayın ama bu işi tecrübeli olan, yeni başlayan ya da uzun yıllardır yapan hekimlerin her birisinin yapma hızları farklı olabilir. Onun için bu işle uğraşmış bir hekim bulmanızda fayda var. Bunların size önerdiği yolda gitmenizde fayda var. Bu ameliyat için olmaz diyen kardiyovasküler cerrahların ya da dahiliye uzmanlarının sözünü dinlemekte fayda var. Bazen ameliyatı yaparsanız sorun çıkar. Bir damar tıkanıklığı var diyorsunuz. trombüs varsa, bu trombüs ameliyat sırasındaki hareketlerle toplar damarda bir trombüs varsa oradan kopup gidip akciğere yerleşebilir ve Allah korusun hastamızı iki üç dakika içerisinde kaybedebiliriz. Bunlar çok önemli. Onun için kararı sizi ameliyat yapacak hekimlerin sözlerini dinleyerek karar verin. Sonuçta belki karar verme işi size kalacak, “yapalım mı? Yapmayalım mı?” diye?