<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Videolar &#8211; Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</title>
	<atom:link href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.omerfarukbilgen.com</link>
	<description>Diz Protezi, Kalça Protezi, Ayak Protezi ve Omuz Protezi Ameliyatları, Protez Cerrahisi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Apr 2020 17:16:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8.2</generator>

<image>
	<url>https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2019/12/cropped-ofb-logo-200x39-1-32x32.png</url>
	<title>Videolar &#8211; Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</title>
	<link>https://www.omerfarukbilgen.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Özel Hastaneler Koronavirüs Hazırlıklarını Tamamladı</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/ozel-hastaneler-koronavirus-hazirliklarini-tamamladi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ozel-hastaneler-koronavirus-hazirliklarini-tamamladi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2020 19:16:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3543</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, özel bir televizyon kanalında katıldığı programda Bursa’daki özel hastaneler ve Özel Medicabil Hastanesi olarak Koronavirüs&#8217;e karşı alınan önlemler hakkında bilgilendirmelerde bulundu. AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Esgin’in de telefonla canlı yayına bağlandığı programda konuşan Prof. Dr. Bilgen, “Zor günlerden geçiyoruz ama zor günlerin kahramanı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/ozel-hastaneler-koronavirus-hazirliklarini-tamamladi/">Özel Hastaneler Koronavirüs Hazırlıklarını Tamamladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Bursa&#039;daki Özel Hastanelerde Son Durum Ne? Koronavirüs Özel Yayını (26.03.2020)" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/3zJ9pp9qTRs?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, özel bir televizyon kanalında katıldığı programda Bursa’daki özel hastaneler ve Özel Medicabil Hastanesi olarak Koronavirüs&#8217;e karşı alınan önlemler hakkında bilgilendirmelerde bulundu. AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Esgin’in de telefonla canlı yayına bağlandığı programda konuşan Prof. Dr. Bilgen, “Zor günlerden geçiyoruz ama zor günlerin kahramanı olmak nasip işidir. Bu günlerin kahramanı olmak da bize kısmet oldu” dedi.</p>



<p>Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, Kübra Ulutaş’ın sunduğu programda, Bursa Özel Sağlık Kuruluşları Derneği Genel Sekreteri Dr. Feza Şen, Özel Hayat Hastanesi Medikal Direktörü Uzm. Dr. Fatih Özkul, Doruk Sağlık Grubu Medikal Direktörü Uzm. Dr. Atilla Güray ve Ceylan Hastanesi Genel Müdürü Arife Açıkel ile birlikte Bursa’daki özel hastanelerin koronavirüs sürecinde aldıkları önlemler hakkında değerlendirmelerde bulundu. AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Esgin de programa bağlanarak, hükümetin ülke genelinde ve Bursa’da salgın sürecinde aldığı tedbirler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>



<h2><strong>Süreç Başarılı Yönetildi</strong></h2>



<p>Bursa’da 20’nin üzerinde özel hastane olduğunu ve hepsinin koronavirüse karşı iyi bir şekilde hazırlandığını vurgulayan Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, “Bugün dünyada 176 ülkede bu salgın görülüyor. Bu ülkeler arasında, salgından en az etkilenen ülke olmamızın sebebi Sağlık Bakanlığımızın bu süreci başarılı bir şekilde yönetmesidir. Bakanlığımız salgın ülkemizde görülmeden önce tedbirleri aldı ve bunları kararlı bir şekilde uyguladı. Bu süreçte ülkenin her tarafı aynı anda düşünüldü, hem ekonomi, hem insanlarımızın sağlığı hem de yurtdışından gelen vatandaşlarımızın karantinayı alınma süreçleri çok iyi bir şekilde yönetildi” dedi.</p>



<p>Sağlık Bakanlığı’nın özel hastaneleri ‘pandemi hastanesi’ kapsamına alması kararı hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Bilgen, “Bu karar bizlerin daha tedbirli olmamızı ve önleyici faaliyetleri ön plana çıkaracak tarzda hareket etmemize imkan tanıdır. Pandemi hastanesi olmamız, bize tedavi olma amacıyla gelen hasta ve hasta yakınları ile çalışanlarımızı korumak açısından büyük fırsat verdi. Sağlık Bakanlığımızın talimatları doğrultusunda alanlarımız izole edildi, kliniklerimiz ayrıldı, yoğun bakımda izolasyon kriterleri doğrultusunda odalar oluşturuldu. Bunun yanı sıra, hastalarımızın hangi yöntemlerle hastanelere kabul edileceği ve kabul edilirken uygulanacak işlemler tek tek belirlendi. Bu süreçte hastalarımızda bizlere çok yardımcı oldular. Ayrıca çalışanlarımızı da gelen talimatlar doğrultusunda eğittik ve uygulamalarımızı bu şekilde yürütüyoruz. Bu süreçte sadece biz değil, Bursa’daki bütün hastaneler büyük bir tecrübe sahibi oldu. Biz bu salgının altından en iyi şekilde kalkacağız. Bugünler zor günler ama zor günlerin kahramanı olmak nasip işidir. Bu günlerin kahramanı olmak da bize nasip oldu” diye konuştu.</p>



<h2><strong>Ameliyat Yapılmasında Bir Sıkıntı Yok</strong></h2>



<p>Salgın sürecinde hastane olarak, acil olarak yapılması gereken ameliyatları gerçekleştirmek için her türlü hazırlıkları tamamladıklarını söyleyen Prof. Dr. Bilgen şöyle konuştu; “65 yaş ve üzeri insanların evde kalması çok önemli. Panik yapmayalım, dikkatli olalım ve fiziksel mesafemizi koruyalım. Bu süreçte hastalarımız bize telefonla veya sosyal medya üzerinden ulaşarak sorularını sorabilirler. Vatandaşlarımız hastalıklarını ötelemesinler, tedavilerini geciktirmesinler. Onların acil grubuna girmeden bizlere müracaat etmeleri çok önemli. Bursa’daki özel hastanelerin hepsi buna hazır. Gerekli dezenfeksiyon işlemlerimizi ve eğitimlerimizi tamamladık. Hastanelerimiz bu açıdan güven içerisinde. Bu süreçte ameliyat yapılmasında bir sıkıntı yok. Bizler virüs taşıyan hastalarımız da dahil aciliyeti olan tüm vatandaşlarımızın ameliyatlarını gerçekleştirebiliriz. Her türlü müdahale şekli ve şartının tatbikatları yapıldı, gerçekleştirilecek uygulamalar belirlendi. Ancak vatandaşlarımız acil olmayan ya da estetik açıdan yapılması gereken operasyonları erteleyebilirler.”</p>



<h2><strong>Doğum Bölümünde Virüs Bulaşma Riski Çok Az</strong></h2>



<p>İzolasyon ve karantina kurallarına, Sağlık Bakanlığı’nın talimatları doğrultusunda uyduklarını belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, doğum için başvuran anne adaylarının içlerinin rahat olması gerektiğini dile getirdi. Prof. Dr. Bilgen “Bursa’daki vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmak için diğer özel hastane yetkililerimizle iletişim içerisindeyiz. Hali hazırda birçok hastanemiz modern düzeyde inşa edilmiş ve hastalarımızı en az sıkıntıya sokacak şekilde ayarlanmış yapılara sahip. Bizim hastanemize baktığımızda, iki blok halindeyiz. Bloklardan birini normal hastalarımız, diğerini ise karantina için ayırdık. Doğum bölümünün ise ameliyathanesi ve yatakları kendi içerisinde. Hastanelerimize doğum için gelen anne adaylarımız için bu alanları daha steril ve konforlu bir şekilde ayarladık. Bu açıdan doğum bölümünde virüsün bulaşma riski çok az” dedi.</p>



<p>Salgın sürecinde, hasta oranında yüzde 60 seviyesinde bir düşüş olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bilgen, “Vatandaşlarımızın bu süreçte evde kalması gerekiyor ve bizler de acil olmayan hastaları kabul etmiyoruz. Bu sürecin ekonomik ve sağlık açısında çok iyi bir şekilde, işi bilen insanlar tarafından yönetildiğini düşünüyorum. Sağlık yönetimi kötü olsaydı, bu ekonomiye çok olumsuz yansırdı. Hasta oranlarımız düşse de burada bize düşen görev dayanmak. Yaşadığımız sıkıntıları devlet büyüklerimiz görüyor ve bu işin farkındalar. Bizim sıkıntıya düştüğümüzde onların yardım elini uzatacağına inanıyorum. Zaten bir ekonomik paket açıklandı, bu doğrultuda bir takım yardımlar geliyor, atılması gereken adımlar, sırasıyla atılıyor. Biz bu işin en ön safındayız ve halkımızın sağlık ve sıhhati için görevdeyiz” diye konuştu.</p>



<h2><strong>Fırsatçılık Yapmak Hekimliğe Sığmaz</strong></h2>



<p>Hızlı tanı kitlerinin özel hastanelerde parayla uygulandığı hakkında çıkan haberlere de değinen Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bilgen, sözlerini şöyle noktaladı: “Özel hastaneler para derdine düşmüş gibi bir durum olamaz. En başında hekimler ve sağlık çalışanları olarak bizim aldığımız terbiye bu değil. Devletimiz bu testlerin parasını ödüyor. Bu zor zamanlarda vatandaşlarımızın korkusundan faydalanmak doğru bir şey değil. Böyle bir hareket hekimliğe de, insanlığa da sığmaz. Bursa’da bunu yapan bir sağlık kuruluşu olduğunu da düşünmüyorum.”</p>



<p><strong>Kaynak:</strong> <a href="https://medicabil.com/haberDetay.aspx?hNo=106">Medicabil</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/ozel-hastaneler-koronavirus-hazirliklarini-tamamladi/">Özel Hastaneler Koronavirüs Hazırlıklarını Tamamladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Total Diz Protezinde Aralık Dengeleme Yöntemi</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/total-diz-protezinde-aralik-dengeleme-yontemi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=total-diz-protezinde-aralik-dengeleme-yontemi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 17:42:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Diz Kireçlenmesi (Gonartroz)]]></category>
		<category><![CDATA[Diz Revizyon Artroplastisi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Diz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3531</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli hocalarım. Kıymetli arkadaşlar, kıymetli katılımcılar. Ben de bugün sizlere &#8220;Total Diz protezinde Aralık Dengeleme Yöntemi&#8221;nden bahsedeceğim. Burada bizim amacımız, diz protezinde simetrik, dengeli fleksiyon-ekstansiyon aralığı ile uygun femoral-tibial komponent rotasyonu elde ederek fonksiyonel bir diz eklemi oluşturmaktır. Neden Aralık Dengeleme Yöntemi? Daha iyi coronal düzlem stabilitesi sağlar. Tekrarlanabilir bir yöntemdir. Kemik belirteçlere gereksinimi azdır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/total-diz-protezinde-aralik-dengeleme-yontemi/">Total Diz Protezinde Aralık Dengeleme Yöntemi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-vimeo wp-block-embed is-type-video is-provider-vimeo wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" src="https://player.vimeo.com/video/379817834?dnt=1&amp;app_id=122963" width="800" height="450" frameborder="0" allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Değerli hocalarım. Kıymetli arkadaşlar, kıymetli katılımcılar. Ben de bugün sizlere &#8220;Total Diz protezinde Aralık Dengeleme Yöntemi&#8221;nden bahsedeceğim.</p>



<p>Burada bizim amacımız, diz protezinde simetrik, dengeli fleksiyon-ekstansiyon aralığı ile uygun femoral-tibial komponent rotasyonu elde ederek fonksiyonel bir diz eklemi oluşturmaktır.</p>



<h2>Neden Aralık Dengeleme Yöntemi?</h2>



<ul><li>Daha iyi coronal düzlem stabilitesi sağlar.</li><li>Tekrarlanabilir bir yöntemdir.</li><li>Kemik belirteçlere gereksinimi azdır.</li><li>Ölçülü kesi yöntemi ile dikdörtgen ve dengeli fkelsiyon aralığı her zaman elde edilmez.</li></ul>



<h2>Aralık Dengeleme Yönteminin (Gap Balancing) Özellikleri</h2>



<ul><li>Ligament gevşetmesi femoral rotasyon için yapılan kemik kesilerinden önce yapılır.</li><li>Fix deformite ve extremite aksı femoral komponent rotasyonunun belirlenmesinden önce uygun hale getirilir.</li><li>Bu yöntem ile aralık dengesi daha iyi fonksiyonel bir total diz protezi elde edilir.</li><li>Femoral komponent rotasyonu mekanik aksa dik kesilen proksimal tibiaya göre ayarlanır. (Uygun ekstansiyon dengesi eşliğinde)</li></ul>



<h2>Neden Femoral Komponent Rotasyonu Önemlidir?</h2>



<ul><li>Patella femoral instabilite</li><li>Diz önü ağrısı</li><li>Artrofibrozis</li><li>Fleksiyon aralığı instabilitesi oluşur.</li><li>Anormal yürüme patemi</li><li>Aşınma ve gevşeme</li></ul>



<h2>Ekstansiyon &#8220;Aralık Dengeleme&#8221; Önce Yöntemi</h2>



<p>Bu yöntem ile yumuşak doku gevşetmesi daha iyi, sağlıklı, tekrarlanabilir aralık dengesi sağlar.</p>



<ul><li>Proksimal tibia 90 derece kesilir.</li><li>Distal femur kesilir.</li><li>Tüm asteofitler temizlenir.</li><li>Ekstansiyon aralığı kontrol edilir. Gerginlik varsa denge elde edilene kadar gevşetilir.</li><li>Aynı gevşeklik 90 derece dizde fleksiyonda da elde edilir.</li><li>Tibial kesi doğru ve ekstansiyonda aralık dengesi iyi ise fleksiyonda da rektanguler boşluk elde edilir.</li></ul>



<p><strong>Kemik Kesi:</strong> Tibial keside hata olursa, femoral rotasyon etkilenir. Kemik kesileri implant kalınlığı kadar olmalıdır. Aşırı veya az kesileri fleksiyon ve ekstansiyon aralığında uyumsuzluğa neden olur. Varus tibial kesi olduğunda femoral komponent buna paralel yerleştirilirse, iç rotasyonda olur. Valgus tibial kesi olduğunda femoral komponent dış rotasyonda olur.<br> <strong>Yumuşak Doku: </strong>Yumuşak doku dengelemesinde hata olursa femoral rotasyon etkilenir. Kollaterallerin intakt ve iyi bir dengede olması, bu yöntemin önemli bir komponentidir. YMKL yetersizliğinde, medial aşırı fleksiyon aralığı oluşur. Femoral komponentin aşırı iç rotasyona gitmesine neden olur. LKL-Poplietus kompleksi yetersizliğinde, lateral aşırı fleksiyon aralığı oluşur. Femoral komponentin aşırı dış rotasyona gitmesine neden olur.<br><strong> Tibia kesisi:</strong> Tibia anatomik aksına 90 derece açıda, 8-10 milimetre kesilir. Lateralde belirgin YD uzaması varsa, az kemik kesisi yapılır. (6-8 milimetre lateral plato)<br> <strong>Uygun Tibial Büyüklük ve Rotasyon:</strong> Büyüklük lateral, rotasyon medial tibial platoya göre yapılır.<br> <strong>Distal Femoral Kesi: </strong>Eklem çizgisinin korunması son derece önemlidir. Femoral giriş yeri (TF ve PF eklem birleşme çizgisi), oyucu hiçbir dirençle karşılaşmamalıdır. Femur anatomik aksa göre 5 derece valgus da kesilir. Lateral kondil 8-10 milimetre kesilmelidir. Ek distal kesi 1-2 milimetreden büyük olmamalıdır. Medial kontrakte YD gevşetilir. Varus dizinde, derin MCL yapıldıktan sonra, posteriomedial kapsüle bakmak gerekir. Daha sonra yüzeyel MCL, pes anserinus ve simimembranosus tendonu üzerine ilerlenebilir.<br><strong> Fleksiyon Aralığı ve Femoral Rotasyon: </strong>Fleksiyon aralık stabilitesi, femoral rotasyon için yapılan kemik kesiler (posterior kondil) ile elde edilir. Böylece dengeli fleksiyon aralığı oluşturulur. Bu işin en önemli kısmıdır. Çünkü diğer belirteçler kullanılmamaktadır.<br> <strong>Lateralizasyon:</strong> Lateralizasyon oldukça önemlidir. (Q açısını azaltmak adına) Ranawat&#8217;ın tarif ettiği şekliyle dizi 90 derece fleksiyona getirip bıraktığımızda, kendi ağırlığıyla durduğunda, paralel yapıyı mutlaka görmemiz gerekir. Uygun Patello-Femoral hareket, lateral gevşetme ihtiyacını azaltır. Bu sebepler, lateralizasyonun ehemmiyetini oldukça artırır.</p>



<h2> Sonuç</h2>



<ul><li>Aralık dengeleme yöntemi kemik anatomiye daha az bağımlı olduğu için fleksiyon aralığı stabilitesi daha iyi olmaktadır.</li><li>Anormal kinematiğin istenmeyen sonuçları, instabilite, hareket kaybı, hızlanmış komponent aşınması, komponentler arasındaki dengesiz yük ayrımı sonucu komponent gevşemesi önlenebilir.</li><li>6 Derece dış rotasyon &#8211; 11 derece iç rotasyon (17 derece hata) ile %17-62 doğruluk oranı (ölçü kesi yöntemi)</li><li>Ekstansiyon/Fleksiyon aralığını dengelemeli ve eklem çizgisi korunmalıdır.</li><li>Yeterli proksimal tibial kesi (8-10 milimetre)</li><li>Distal femoral kesi (8-10 milimetre)</li><li>Ekstansiyon aralık dengeleme önce (2-4 milimetre laksite) (rektangular dengeli aralık)</li><li>Fleksiyonda tibia kesi yüzeyine paralel yöntemle (Rektangular dengeli aralık)</li></ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/total-diz-protezinde-aralik-dengeleme-yontemi/">Total Diz Protezinde Aralık Dengeleme Yöntemi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlatacak Çok Şey Var &#8211; Yalın Yaklaşım</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/anlatacak-cok-sey-var-yalin-yaklasim/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=anlatacak-cok-sey-var-yalin-yaklasim</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 20:11:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3498</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ümit Zileli: Ümit Zileli ile Söz Sizde programını artık biliyorsunuz. Her konuda, her alanda söz sahibi olan kişilerin gelip bizi bilgilendirdiği bir program bu. Her alanda, ekonomiden kültüre, sağlıktan eğlence dünyasına, siyasetçi de olabilir. Şimdiki konuklarım da tıp dünyasından iki profesör konuğum var ve sizin belki de bugüne kadar pek değil, belki de hiç duymadığınız [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/anlatacak-cok-sey-var-yalin-yaklasim/">Anlatacak Çok Şey Var &#8211; Yalın Yaklaşım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen ve Prof. Dr. Aysun Yılmazlar &quot;Anlatacak Çok Şey Var&quot;, MEDICABIL" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/HZYf9gg-dug?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Ümit Zileli ile Söz Sizde programını artık
biliyorsunuz. Her konuda, her alanda söz sahibi olan kişilerin gelip bizi bilgilendirdiği
bir program bu. Her alanda, ekonomiden kültüre, sağlıktan eğlence dünyasına,
siyasetçi de olabilir. Şimdiki konuklarım da tıp dünyasından iki profesör
konuğum var ve sizin belki de bugüne kadar pek değil, belki de hiç duymadığınız
bir konudan bahsedeceğiz. Sağlıkta Yalın yaklaşım, hastanelerde yalın yaklaşım
diye bir sistemden söz edeceğiz. Ama tabi bunun ne olduğunu, tabi hastaneler,
sağlık sistemi, israflar, bunun sonunda getirdiği müthiş bezginliklerden de bu
arada söz etmiş olacağız. Ben size hemen konuklarımı tanıtayım. Prof. Dr. Ömer
Faruk Bilgen, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı… Diğer tarafımda da Prof. Dr. Aysun
Yılmazlar var. &nbsp;Anestezi ve Yoğun Bakım
Uzmanı… Hoş geldiniz. Siz Bursa’da çalışıyorsunuz ve bir hastaneniz var.
Medicabil Hastanesi, ağırlıklı olarak bir konuda mı uzmansınız?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bizim hastanemiz daha çok ortopedi ağırlıklı
bir hastanedir. 5 yıldır faaliyetteyiz. Biraz da bölgede referans merkezi olduk
sayılır. Çünkü birçok hastalıkların, gelen hastaların özelliklerinden dolayı
bunu biraz fark edebiliyoruz. Zor olan vakalar ya da herhangi bir yerde
yapılmış, başarılı olamamış olguların gelip bize müracaat edilmesi.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Düzeltilmesi mi?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Birazcık öyle bir hastane niteliğimiz var.
Bu arada hastanemizin bir özelliği daha var. Yoğun bakım ünitemiz oldukça
güçlü. Hem yatak kapasitesi adına, hem de orada çalışanlar adına oldukça güçlü
ve oranın başında da Aysun Hocamız var. Bu şekilde sağlıkta ihtiyacı olanlara
en iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> 5 sene aslında o kadar da uzun bir süre değil, ama
referans merkezi olmak da önemli.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Çok değil, birazcık ortopedi ağırlıklı
olması, bu konuyu gündeme getiriyor. Bizim biraz ortopedi konusu son yıllarda
çok güncel oldu. Özellikle bir 15-20 yıldır ve son yıllarda, 10 yıl içinde,
Amerika Birleşik Devletleri’nde (tabi her şeyin en lideri onlar olduğu için
sonuçta), bakıyorsunuz ortopedi ve plastik cerrahi bugün en çok aranan ve ihtiyaç
duyulan branşlardandır. Dolayısıyla ülkemizde de o tarafa doğru kayış var. Çünkü
sonuçta gelişmiş ülkelerin izledikleri yollar.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Ortopedide iyi yapamayız dediğiniz bir şey var mı
hocam?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yok.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> O kadar eminiz. O güzel bir şey. Ama insanın bir tarafını
kırması kadar kolay bir şey yok. Bir de travmatoloji ekleniyor buna.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Ortopedinin 7 branşı var ve bu
branşların hepsi bizde aktif olarak mevcuttur. Omurga cerrahisi, tümör, benim
uğraştığım artroplasti, spor hekimliği, çocuk ortopedi, el cerrahisi hepsi
mevcut.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Ortopedi deyip geçme, dur yolcu demek lazım. Hocam
yoğun bakım ama, zaten sizin alanınız da, anestezi de çok korkutucu gelir
insanlara. Ben baya ameliyat geçirmiş biri olarak işi biliyorum biraz. Fakat
onda da çok müthiş gelişmeler yaşandı değil mi?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Tabi benim asistanlığım döneminden
bugüne gelecek olursak, ben kendi içimde de bunun çok büyük fark kaydettiğini
bilhassa söyleyebilirim. </p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Anestezi bir ameliyatın neredeyse en önemli bir
bölümünü temsil ediyor, değil mi?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yani ben şunu söyleyeceğim şimdi. En
önemli bölümü deyince, ben söylüyorum, ben düşünüyorum sanırdım. Aysun Hoca’ya “anesteziler
çok önemlidir, anesteziler şöyledir.”, diye söylerdim. Şimdi ilk defa sizden
duyuyorum, çok önemli bir şey.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Kendimi tebrik ediyorum. Şimdi bizde sağlık ne
durumdayız? Çok uzun işlerdik. Ama ben bakıyorum tam gün yasasından sonra,
sağlıkta müthiş devinimler, müthiş düşüşler de yaşandı. Bu hastanelerden
profesörler çekildi. Cerrahpaşa Hastanesi’nde 200-220 olan ameliyat sayısı
20’lere düştü. Ben müthiş bir israf olduğunu düşünüyorum sağlık sisteminde, katılıyor
musunuz buna?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Evet.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Siz katılıyor musunuz hocam?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Evet, ben de katılıyorum.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Ama sadece parasal değil, her anlamda. Zamanda,
malzemelerde, hastaların beklemeleri benim yüreğimi parçalıyor. “Bunlar olmasa
olmaz mı?”, diye kendi kendime sordum. Sizin bana bu yalın yaklaşım diye biraz
önce bilgilenmek için sorduğumda çok hoşuma gitti. Çünkü yalın yaklaşım
hastanelerde israf meselesine personel, malzeme, zaman israfına ve sonuçta da
tabi bütün bunlar tüm israfları ortadan kaldırmaya yönelik bir hareket değil
mi? Peki, nedir ilk tanımı ile yalın yaklaşım?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Sağlıkta yalın yaklaşıma geçmeden önce
ben özellikle sağlık çalışanlarının sadece hekimler değil, işlerini yaparken
bir standardizasyon çerçevesinde yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Sadece ben
değil, şu anda Sağlık Bakanlığımızın da hastanelerde uygulanmasını zorunlu
tutuğu, sağlıkta kalite standartları var. Bunları zaten uygulamamız gerekir
hastanelerimizde. Bu anlamda her yıl denetimden geçiyoruz. Biz de geçiyoruz ve
gururla söylüyoruz ki puanımızı hiç 96-97’nin altına düşürmedik. Şimdi bu
çalıştırdığımız iş süreçlerimizde, eğer hastamıza değer katmayan bir faaliyet
varsa, bu çalışanın gereksiz hareketi olabilir, gereksiz bir malzeme olabilir.
İsraf olarak yalın yaklaşımda görülen, tüm değer katmayan faaliyetleri ayırt
etmek o süreçlerden. Tabi bunu yapabilmek için sağlık çalışanlarının tümünün
eğitimden geçmeleri gerekiyor. Bunu ben sözlü olarak söylerken çok kolay
geliyor, ama beyinlerimizi bu şekilde çalıştırabilmek için, sağlık
çalışanlarımızın bu işi yapabilmesi için, yalın yaklaşım nedir, tam olarak
mantığını algılamaları ve işlerini bu yönde düzeltmeleri için yalın araçlar
dediğimiz de bir takım metotları öğrenmeleri gerekiyor.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Bu dediğimiz çok yeni değil mi?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Yeni diyebilirim. Ama üretim sektöründe
yeni değil. Japonya’da doğmuş bir felsefe bu. Daha sonra batıya yansımış ve
batıda bunu sağlığa uyarlayalım demişler. Çünkü batıda görmüşler. Hep Amerika
Birleşik Devletleri en iyi tip uygulama orada. Biz de zamanında çok gittik
oraya. Hakikaten çok iyi tıkır tıkır işleyen bir sistem var. Ama orada bile
beklemeler, hasta ve hasta yakınlarının bekletilmeleri meselesinin işte bu
yalın yaklaşım ile çözülebileceğini, bir endüstri mühendisinin mantığı ile bir
kavram ortaya atılmış. Bu anlamda kitaplar yazılmış ve birçok ünlü hastane
kapılarını açmış. Birçok çalışmalar yapılmış. </p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Sonuçta parasal anlamda da müthiş bir şey getiriyor. </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> O da maliyete yansıyor. Sağlıkta
yapılan her türlü düzeltmeler sonuçta maliyeti düşürüyor.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Hasta memnun kalıyor mu bu işten?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Hasta da memnun kalıyor. Çünkü hastanın
en çok istemediği şey bekletilmek. O hizmeti uygun görülen optimum bir zaman
içerisinde alması gerekiyor. Ben hasta olarak gitsem, ben de aynı şeyi isterim.
Bunu hallediyor.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Başlıklar halinde bakalım. Ne gerekiyor bunun için?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Burada Aysun Hoca’nın söylediklerine
bir katkı olarak, hastane içerisinde sağlık sisteminde çalışanlar, sağlık
çalışanları, hastalar, hasta yakınları, bunların güvenliğini sağlayacak,
bunları mutlu edecek ve bir sürü iş yapıyoruz bilimsel olarak. Bunları yeni
gelişmeler ışığında, bilimsel doğrular eşliğinde, uygulama alanına sokularak en
mütevazi şekilde yapılması halidir. Bunu gerçekleştirmek lazım. Bunun için
hocanın da söylediği gibi başta eğitim. Herkese baştan aşağıya bu mantığı
yerleştirilmesi lazım ve bu hep konuşuyoruz kendi aramızda da, hayal ederek
başlıyor. Bir işi önce hayal edeceksiniz, “ben bunu yapacağım”, diyeceksiniz.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Bu sadece sağlık sisteminde değil, hayatın her
alanında olması gereken bir şey. Yani yüzde 50’sini hayal et, olmuş bil derler
ya…</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Hayal ederek başlayacak ve bu işin
sonunu bilerek, biz bu işi yapıyoruz sonunda. Bunu elde edeceğiz diye, bir
ameliyata başlıyorsunuz. Sonunda ne yapacağınız belli, o yüzden hayal ederek
başlamak lazım ve doğru bir şekilde bitirmek lazım, bunun başı da eğitim. </p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Hasta ve hasta yakınlarından aldığımız
bilgiler, ki bunlar öneri ya da şikâyet olabilir, bunlar hep iyileştirme
fırsatları hastane için. Ciddiye almak lazım. Sizin görmediğiniz ve kör
olduğunuz her konuda bilgi alabilirsiniz.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Kör olabilirsiniz dediniz, çok haklısınız. Siz işin
içinde çok yoğun olduğunuz için göremeyebileceğiniz şeyler vardır. Bizde de öyledir.
İyi yazı yazarım, kelime, cümle düşük der. O zaman görebilirim ben. Aynı şey.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Yarım gün panel şeklinde, yalın hastane,
yalın gelişmelerin nasıl olduğunu, teorik şekilde anlattığımız, biraz önce
bahsettiğim workshoplar uygulanır. Problem çözme teknikleri ile yalın
yaklaşımda da bir takım araçlar vardır. Problem çözmeye yardımcı araçlar. Beyin
fırtınası, yedi israf, kök sebep analizi, Kaizen çalışmaları gibi, bunların
eğitimini verelim dedi Ömer Hocamız. Hangi problemde, hangi aracı kullanarak o
problemi çözüp, o problemi iyileştirmeye yarayan metotları öğretmek lazım
sağlık çalışanlarına.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bunun üzerinde Kaizen çalışması, “5 S”
çalışması, bunların hepsi kaliteye yönelik çalışmalardır. Bir şeyin kaliteli
olması için, “şunu bu kadar zamanda yaparsam kaliteli olur”, diye belirlemem lazım.
Hayır o süreç içerisinde geçen zamanın kısaltılmasıdır. </p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Ama bunun çoğunluğunda da gereksiz olduğu söylenir,
ben size bırakayım sözü.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Biz yalın çalışmalar içerisinde, nasıl
sadeleştiririz şeklinde hareket ettiğimizde etrafımıza bakıyoruz. Bu işi
yapıyoruz. Ama bu işi daha az enerji ile, daha az israf ile, daha kısa zamanda
nasıl yapabilirim? Buna bir örnek verelim. Bizim ameliyathanemizde bir gün
ameliyat masası olduğu gibi malzeme dolu ve bu malzemelere baktığınızda yüz
tane malzeme var. On tanesini kullanmışız. Tekrar steril ediliyor. Burada iş
gücü kaybı, enerji kaybı, sterilizasyon makinesinin çalışması kaybı, insanların
bunları taşırken harcadıkları efor, olası bu işleri yaparken çıkabilecek
sakatlıklar, bunların hepsini bir anda önlemiş oluyorsunuz. Bizim yaptığımız
çalışma da beşte birine düştü. Bunu her yere uygulayabilirsiniz. Örneğin;
ameliyathanenin kapısının açılıp kapanması, onu getir aç, bunu getir aç, içeri
gir çık, ne oldu? Enfeksiyon riski arttı. Ne yapıyoruz? Bütün malzeme
ihtiyacımızı ameliyattan önce belirliyoruz. Biz ameliyattan önce neler
olabileceğini hayal etmişiz aklımızda. Başımıza bir sorun geldiğinde nasıl
çözeceğimize dair planımızı yapmışız. Yardımcı malzemelerimizi de belirlemişiz.
Hepsini getirip ameliyathanemizin içerisine koyuyoruz. Başıma bir iş geldiğinde
onlar benim imdadıma yetişiyor. Kapı yüz kez açılıp kapanacağına yirmi defa
açılıyor.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Hasta enfeksiyonu kaptı ve o şekilde hayatını
kaybetti. Hastane sterilizasyonu çok önemli o yüzden. Peki sizin hastanenizde
bu ne kadar uygulanıyor?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Enfeksiyon önleme standardı var. Bu
akreditasyon standartları içerisinde, kalite standartları içerisinde. Bize
Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü ve zorladığı diyelim, ki bence mutlaka olması
gerekir. Yine aynı şekilde JCI var. ABD’de kar gütmeyen bir kurum ve biz o
kurum tarafından da denetlendik. Onun belgesi de var. Gerek JCI, gerekse Sağlık
Bakanlığı’nın kalite standartları içerisinde çok önemli olan enfeksiyon önleme
standartları vardır. Orada ne diyorsa biz kurumumuzda bunu uygulattırıyoruz. </p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Ne kadardır yaptırıyorsunuz? Başından beri mi?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Başından beri.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Peki ne kazandığınızı düşünüyorsunuz? 5 senede bırakın
insan ilişkilerini, mali olarak da kazanmış olmanız lazım.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Mali olarak da bir şeyler kazanıyoruz.
En önemlisi tabi hasta sağlığıdır. Ben kendimden örnek vereceğim. Ben artroplasti
ile uğraşıyorum. 25 yılın üzerinde bizzat tek başına o işle uğraşıyorum.
Ortopedinin yedi branşı içerisinde ve burada benim pirimer, yani ilk vakasını
benim yaptığım kalça ya da diz protezi olgularımda, bir tane diz hastamızda,
iki yıl sonra ki o da ameliyata bağlı olarak değil, enfeksiyon oldu. Kalçada
enfeksiyon oranım sıfır, beş yılda. </p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Demek ki çok önemli bir şey bu.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar:</strong> Tabi çok önemli bir standart bu. Yani,
bunun işte gerek bizim ülkemizdeki kalite standartları gerekse JCI’nın önerdiği
enfeksiyon önleme kurallarını vurgulamamız lazım. Bunun başında el yıkama
geliyor. Çünkü vücudumuzda en kirli yerler ellerimiz. Hastaya dokunmadan el
yıkanacak, hastadan ayrılınca el yıkanacak, ilk kural budur. Bunu çözdüğümüzde,
bütün sağlık çalışanları içselleştirdiğinde, o hastanede enfeksiyon riski
sıfıra yakındır. Bu da bir yalın yaklaşımdır. Çünkü enfeksiyon olduğunda,
antibiyotik tedavisi başlıyor. Yani maliyet başlıyor yükselmeye.</p>



<p><strong>Ümit Zileli:</strong> Düşünmek çok önemli. Sadece sağlıkta değil, her alanda
düşünmek gerekiyor. Size çok teşekkür ediyorum Hocam, Ömer Bey. İnşallah bir
dahaki karşılaştığımızda daha çok yayılmış olsun bu yalın yaklaşım. Sevgili
izleyiciler gerçekten çok yeni bir şey, ben de yeni öğreniyorum. Ama izledikten
ve dinledikten sonra görüyorsunuz ki eğer başarılabilirse, sağlıkta bir devrim
olacak. Keşke her alanda yapılıp o devrimi yaşayabilsek. Bir başka programda
başka konular ve konuklarla olmak dileğiyle görüşmek üzere.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/anlatacak-cok-sey-var-yalin-yaklasim/">Anlatacak Çok Şey Var &#8211; Yalın Yaklaşım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erişkinlerde Kalça Çıkığı ve Sağlıkta Yalın Yaklaşım &#8211; Line TV Reçete</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/eriskinlerde-kalca-cikigi-ve-saglikta-yalin-yaklasim-line-tv-recete/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=eriskinlerde-kalca-cikigi-ve-saglikta-yalin-yaklasim-line-tv-recete</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Feb 2020 16:18:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Çıkıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, Bursa Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, 18 Şubat 2020 tarihinde, Line TV&#8217;de katıldığı Reçete adlı programda, &#8220;Sağlıkta Yalın Yaklaşım&#8221; ve &#8220;Erişkinlerde Kalça Çıkığı&#8221; konularında bilgi vermiştir. Programın tamamını, yukarıdaki linkten izleyebilirsiniz. Konu hakkında detaylı bilgi almak için, iletişim sayfamızdaki kanallardan bize ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/eriskinlerde-kalca-cikigi-ve-saglikta-yalin-yaklasim-line-tv-recete/">Erişkinlerde Kalça Çıkığı ve Sağlıkta Yalın Yaklaşım &#8211; Line TV Reçete</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Prof. Dr. Ömer Faruk BİLGEN, Line TV - Reçete, MEDICABIL" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/E34oQSN2Ggo?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, Bursa Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, 18 Şubat 2020 tarihinde, Line TV&#8217;de katıldığı Reçete adlı programda, &#8220;Sağlıkta Yalın Yaklaşım&#8221; ve &#8220;Erişkinlerde Kalça Çıkığı&#8221; konularında bilgi vermiştir.</p>



<p>Programın tamamını, yukarıdaki linkten izleyebilirsiniz. Konu hakkında detaylı bilgi almak için, <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/iletisim/">iletişim</a></strong> sayfamızdaki kanallardan bize ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/eriskinlerde-kalca-cikigi-ve-saglikta-yalin-yaklasim-line-tv-recete/">Erişkinlerde Kalça Çıkığı ve Sağlıkta Yalın Yaklaşım &#8211; Line TV Reçete</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalça Çıkığı 2.Bölüm Azerbaycan Hazar TV</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/kalca-cikigi-2-bolum-azerbaycan-hazar-tv/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kalca-cikigi-2-bolum-azerbaycan-hazar-tv</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2020 08:41:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Çıkıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Bazen kısalık olur kısalık giderilir. Kalça Çıkığı olur. Bir tarafı çıkık değildir, öbür tarafı çıkıktır. Aksama gitsin diye onun ameliyatı yapılır, boyu uzatılır, eşit hale getirilmeye çalışılır veya iki tarafı çıkıktır. Kalça çıkığı yuvalarından çanağı yerinden çıkmıştır, onlar yerine getirilir. Bunlar daha zor ameliyatlardır. Tabii ki sonuçta iyi yapılması lazım. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/kalca-cikigi-2-bolum-azerbaycan-hazar-tv/">Kalça Çıkığı 2.Bölüm Azerbaycan Hazar TV</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen&#039;in Azerbaycan kanalı Hazar TV&#039;deki &#039;Kireçlenme&#039; konulu söyleşisi-Part 2" width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/4w-d4QXmPIc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bazen kısalık olur kısalık giderilir. Kalça Çıkığı olur. Bir tarafı çıkık değildir, öbür tarafı çıkıktır. Aksama gitsin diye onun ameliyatı yapılır, boyu uzatılır, eşit hale getirilmeye çalışılır veya iki tarafı çıkıktır. Kalça çıkığı yuvalarından çanağı yerinden çıkmıştır, onlar yerine getirilir. Bunlar daha zor ameliyatlardır. Tabii ki sonuçta iyi yapılması lazım.</p>



<p><strong>Sunucu:</strong> Doktorlar cerrahi müdahaleleri en sona bırakırlar. Başka
metotları deniyorlar, muayene ediyorlar. Ama dizde ve kalçada proses başlamışsa
ne zaman gelmelidirler ki cerrahi ameliyatlara ihtiyacı kalmasın?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Şimdi bu çok kritik bir soru. Bu
hastalarda genelde bir travma söz konusudur. İlk başta normalde bir ağrı olmaz.
Kalça ekleminde, but çanağında, diz ekleminde, oynağında normal şartlarda bir
ağrı şikâyeti olmaz. Ya çok yorulmuştur ya çok çalışmıştır. Hastaların birçoğunda
olan küçük belirtileri söylüyorum. Uzun bir uçak yolculuğu yapmıştır hasta, o
zaman but çanağında kasık bölgesinde ağrı olur. Bunları ilk fark eder etmez
hemen bir ortopedi uzmanına gitmesi lazım. Bazen bel fıtığı olur bu kasıkta, but
çanağında, dizde, ayak bileğinde ağrıya sebep olur. Bunların hepsinin çok iyi
ayırt edilmesi lazım. Bizim başımıza geliyor, hasta geliyor. Bel fıtığı var,
kalça protezi olmuş. Ya da kalçası bozuk, belinden ameliyat edilmiş. Onun için
her yerinin incelenmesi lazım. İşin en önemli kısımlarından birisi de egzersiz
yapmak. Bakın kilo, kilolu olmak çok kötü, en önemlilerinden birisi egzersiz
yapmaktır. Egzersiz ile eklemlere, yani oynaklara binen yükü adaleler
alır.&nbsp; Dolayısıyla bunların üzerinde
ekleme gelen yük azalır. Yük azalınca kıkırdakların aşınması azalır. Bunlar
azalınca ortaya çıkan ağrılar azalır. Onun için egzersiz. </p>



<p><strong>Sunucu:</strong> Egzersiz yapmak lazım. Ömer Bey vaktimiz daraldı. Kısaca Özel
Medicabil Hastanesi’nde ortopedik hastalıkların cerrahi müdahalesi yapılıyor.
Bir de hastalar size nasıl müracaat edebilir?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Biz burada bir ofis açtık. Oradan bize
müracaat edebilirler. Ancak biz Bursa’dayız ve ortopedi ağırlıklı bir
hastaneyiz. Ortopedi ve Travmatoloji bizim hastanenin temel işi, omurga
cerrahisi, but çanağı, diz oynağı, ayak bileği, kalça yani but kırıkları, bunların
hepsinin tedavisi bizim hastanemizde en üst düzeyde yapılır.</p>



<p><strong>Sunucu:</strong> Geldiğiniz için çok teşekkürler. Bir kez daha hatırlatalım.
Konuğumuz, Türkiye’nin Bursa şehrinde Özel Medicabil Hastanesi, Ortopedi ve
Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’di. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/kalca-cikigi-2-bolum-azerbaycan-hazar-tv/">Kalça Çıkığı 2.Bölüm Azerbaycan Hazar TV</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehrin Nabzı Programı Show TV</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/sehrin-nabzi-programi-show-tv/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sehrin-nabzi-programi-show-tv</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Feb 2020 19:29:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sunucu: Programımıza sağlık sektörü ile devam ediyoruz. Bursa’da faaliyet gösteren, “yalın hastane” kavramı çerçevesinde hizmet veren bir hastaneye yer veriyoruz. Her türlü tetkik ve tedavinin yapılabildiği bu hastaneyi, Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’den dinliyoruz. Bursa’dan hepinize merhaba sevgili izleyiciler. Sağlık sektöründe bir yolculuğa devam ediyoruz. Özel Medicabil Hastanesi’ndeyiz. Yanımızda da buranın kurucusu, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/sehrin-nabzi-programi-show-tv/">Şehrin Nabzı Programı Show TV</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen &quot;Şehrin Nabzı&quot;, MEDICABIL" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/cwiVZ65ClKc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Sunucu:</strong> Programımıza sağlık sektörü ile devam ediyoruz. Bursa’da faaliyet gösteren, “yalın hastane” kavramı çerçevesinde hizmet veren bir hastaneye yer veriyoruz. Her türlü tetkik ve tedavinin yapılabildiği bu hastaneyi, Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen’den dinliyoruz. Bursa’dan hepinize merhaba sevgili izleyiciler. Sağlık sektöründe bir yolculuğa devam ediyoruz. Özel Medicabil Hastanesi’ndeyiz. Yanımızda da buranın kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı, Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Sayın Ömer Faruk Bilgen bulunuyor. Nasılsınız Ömer Bey?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> İyiyiz efendim. Sizler nasılsınız? Hoş
geldiniz. </p>



<p><strong>Sunucu: </strong>Hoş bulduk efendim. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
İzleyicilerimize kendinizi anlatır mısınız? </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Ben &#8220;ortopedi uzmanı&#8221;yım. Esas iş olarak ortopedi içerisinde yedi tane bizim branşımız var. Bunlardan birisi olan artroplasti, yani protez cerrahisi ile uğraşıyorum. Aşağı yukarı 30 yıldan bu yana protez cerrahisi yapıyorum. Kalça, diz, omuz eklemi ile ilgili vücudun büyük eklemelerindeki hastalıkları ile uğraşıyorum. Bu şekilde hayat devam edip gidiyor işte. </p>



<p><strong>Sunucu: </strong>Peki hastanenizin kuruluşu ne zamana dayanıyor? </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> 2011 yılında açıldı. Fakat bunun önce hikayesi çok derinde ve uzakta. Yıllar önce, “bir hastane olsa da çalışsak. Bir takım şeyler yapabilsek.”, diye hayal kuruyorduk. Bir hayal tabi sonuçta… Hayalle başlıyor her şey ve bir hayal ürünü oldu. Sonuç itibariyle 2011 yılında açılışını yaptık. Ocak aylarında, her yılbaşından sonra ya da ocak ayı içerisinde bizim açılışımız oluyor. Altıncı yılımız açılalı, beş yılı bitirdik. Orta karar bir beş yıl geçti diyoruz. Kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. İyi işler yapmaya çalışıyoruz. Doğru işler yapmaya çalışıyoruz. Bizim hastane biraz ortopedi ağırlıklı bir hastane. Bunun yanında farklı branşlar da var. Hatta neredeyse her bölüm bulunuyor. Tabi hastane olmak için gerekli branşlar var. Sağlık Bakanlığı’nın izin verebilmesi için o branşlarımız mevcut. Onun üzerinde de 24 tane polikliniğimiz var. Ortopedi biraz ağırlıklı dedim. Hastanemizde dokuz adet ortopedi uzmanı var. Herkesin ayrı ayrı branşlar içerisinde bulunuyor. Bahsettiğim gibi 7 branş olarak her birinde bir uzmanlık alanımız var. Bu şekilde çalışıyoruz. Bu hastaya hizmet anlamında baktığınızda daha iyi sonuçları olan bir uygulama… Yaptıklarımız bu şekildedir. Aşağı yukarı ayda 150 ile 200 arasında ortopedi ameliyatı yapıyoruz. Genel manada baktığınızda da yine aşağı yukarı 600-650 civarında da diğer irili ufaklı ameliyatlar yapılıyor. Bizim hastanenin büyük ameliyat olarak ne yapılıyor? Ameliyatları Sağlık Bakanlığı A, B, C, D, E diye gruplara ayırmıştır. Ödemesinde de aynı şekilde. Çünkü sigortalı hastalara bakan bir hastaneyiz. Her ne kadar özel sağlık sigortalarına hizmet etsek de, -ki Bursa’da büyük bir kısmı, yüzde 90’nın üzerinde sigortalı SGK-, dolayısıyla bu tür hastalara bakıyoruz. Bunun içerisinde de gruplandırmaya baktığınızda, yüzde 45 civarında A ve B grubu, yani büyük ameliyat yapıyoruz. Bu şekilde bir uygulama içerisinde geçiyor.</p>



<p><strong>Sunucu: </strong>Hastanenizi anlatırken bir de “yalın hastane” kavramı
oluşturmuşsunuz. Nedir tam anlamıyla bu? </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> “Yalın hastane” yolculuğu apayrı bir
hadise. Burada bizim yalın hastane işine başlamamız aşağı yukarı hastane
kuruluşundan çok önceye dayanıyor. İSO belgesi, JCI dediğimiz akredite olma yolundaki
işlemlerimizi hastane kurulmadan önce planladık. Plan aşamasında bu safhada
başladı. Yani 8-9 yıl önce başladı ki, üniversite dönemimize baktığınızda yine
akredite üniversitelerden (Uludağ Üniversitesi) birisidir zaten. Türkiye’de çok
fazla yok. Bir şekilde bu çalışmaların içerisinde olduk. Orada gördük; ondan
sonra da bu özel alanda bunu uygulama fırsatı bulduk. Dolayısıyla yıllar
içerisinde bu hayalle akredite olsun, doğru iş yapılsın, iyi iş yapılsın,
yanlış iş olmasın, sıfır olsun hatalar dedik. Bu maksatla, kaliteli bir işlem
yapalım amacıyla yola çıktık. Bunlar içinde bir araç, ISO kurallarına, JCI
kurallarına uymak. Ama bu arada, Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu kriterlere
uyan bir hastane olmak, iyi bir hastane olmak gibi kriterleri göz ardı etmemek
lazım, -ki bu kriterler gerçekten ağır kriterlerdir. Ama bunlar zaten zorunlu
ve yapılması gereken şeyler. Yani bu hastanedeki herkesin buna tamamıyla
inandığına inanıyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/sehrin-nabzi-programi-show-tv/">Şehrin Nabzı Programı Show TV</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eklem Kireçlenmesi Nedir? Bursaspor TV</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/eklem-kireclenmesi-nedir-bursaspor-tv/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=eklem-kireclenmesi-nedir-bursaspor-tv</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Feb 2020 19:58:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Diz Kireçlenmesi (Gonartroz)]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3336</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ben bugün sizlere Eklem Kireçlenmesi hakkında bilgi vermek istiyorum. Yani bizim normalde ağırlık taşıyan eklemlerimiz, diz ve kalça eklemlerindeki kireçlenmeler hakkında… Halk arasında böyle söylenir. Biz de kendi aramızda “Osteoartit” diye adlandırıyoruz bunu. Buna baktığımız zaman, “Sebep ne? Ne zaman olur? Hangi yaşlarda olur?”, diye düşünüp, bu soruları sorduğumuzda, tabii ki orta yaş ve sonrasıdır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/eklem-kireclenmesi-nedir-bursaspor-tv/">Eklem Kireçlenmesi Nedir? Bursaspor TV</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, &quot;Eklem Kireçlenmesi Nedir?&quot;, MEDICABIL" width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/8HP_1OUOdPY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Ben bugün sizlere <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/blog/eklem-kireclenmesi/">Eklem Kireçlenmesi</a></strong> hakkında bilgi vermek istiyorum. Yani bizim normalde ağırlık taşıyan eklemlerimiz, diz ve kalça eklemlerindeki kireçlenmeler hakkında… Halk arasında böyle söylenir. Biz de kendi aramızda “<strong>Osteoartit</strong>” diye adlandırıyoruz bunu. Buna baktığımız zaman, “Sebep ne? Ne zaman olur? Hangi yaşlarda olur?”, diye düşünüp, bu soruları sorduğumuzda, tabii ki orta yaş ve sonrasıdır. Orta yaş ve sonrası dediğimiz, 65 yaşından sonra, 70 yaşından sonra, eklemlerin kıkırdak yüzeylerini kaybetmesi sonucunda ortaya çıkan bir hastalık. Tabi bu erken yaşlarda olmaz mı? Olur. Erken yaşlarda da ortaya çıkabilir. O zaman bir gelişimsel bozukluk olabilir ya da bir travma geçirmiştir hastamız. Kırık olmuş olabilir. Eklem içerisinde bir kırık olmuş olabilir ya da bir enfeksiyon geçirmiştir. Eklemde enfeksiyon geçirmiştir. Eklemin yakın komşuluğunda, onun bütünlüğünü sağlayan bir eklemde iltihaplanma meydan gelmiştir. Dolayısıyla ekleme açılmıştır. Bu sebepten dolayı olabilir ya da kötü kullanım sonucunda erken ortaya çıkabilir bunlar. Bu kötü kullanım içerisinde (bu ev hanımlarında olur), evde hırpalar kendisini, evde çok kötü diz ve kalça eklemi kullanımı vardır. Bu sebeplerle ortaya çıkar. Bu kullanıma kötü derken, çok dizini kıvırmak, çok merdiven inip çıkmak, çok uzun yürüyüşler yapmak, çok aşırı spor yapmak… Bunlar da tabi eklemlerimizin, ağırlık taşıyan eklemlerimizde kıkırdak aşınmasına sebep olabilir.</p>



<p>Büyük bir çoğunluğu genç yaşlarda,
35-40-45-50 yaşlarında ortaya çıkan eklem ağrılarının, Osteoartit’e bağlı eklem
ağrılarının en büyük sebebi gelişimsel bozukluklardır. Kötü kullanmadır. Vücut
ağırlığının fazla olmasıdır. Kilo, çok sıkıntılı bir durumdur. Bunun mutlaka
spor, egzersiz, günlük aktivitelerin düzenlenmesi ile kilo kaybederek eklemlere
binen yük azaltılabilir. Şöyle bir örnek vermek gerekirse: Her adım attığımızda,
vücut ağırlığımızın aşağı yukarı, 10 katı bir kuvveti yerden geri alırız. Bu ne
demek? Eğer siz 80 kilo iseniz, her adım attığınızda 800-1000 kilo bir kuvveti
yerden geri alırsınız. Bu ayak bileğimizden, diz eklemimizden ve kalça
eklemimizden geçer. Bir de şöyle düşünelim: Bir insan bir yılda 5 milyon kez
hareket yapar. Yani bu 5 milyon kez harekete eklemler nasıl dayanıyor? Düşündüğünüzde,
yani yaradan bunu böyle yaratmış. Bozulmuyor normal şartlarda. Ama siz çok
kullanır, kilo alır kullanır, devamlı merdiven iner çıkarsanız ve bunun yanı
sıra adale gücünüz yeteri kadar kuvvetli olmaz ise bu eklemler bozulur. Başta
da söylediğim gibi gelişimsel bozuklukların, anne karnındayken ortaya çıkan
bozuklukların veya eksik gelişmenin uzun yıllar sonra bize yansıması böyle
olur.</p>



<p>Eklem kireçlenmesi nden kasıt ise kıkırdak aşınır ve bu aşınma ile vücut ağırlığını taşıyacak yer bulamaz. Eklem içerisinde o zaman yeni yüzeyler oluşturmaya çalışır. Kemik, yeni yüzeyler oluşturmaya çalıştığı zaman röntgene baktığımızda, hastanın kalça ve diz filmi çekip baktığımızda, orada yeni kemikleri görürüz ve biz bunlara kireçlenme olmuş diye anlatıyoruz. Bunun ilk bulgusu nedir? Neler olur da hasta şikâyet eder? Tamam, kireçlenmiş olsun diyebiliriz. Ağrı… En önemli sebep ağrı… Dizde, kalçada, ayak bileğinde ağrı ortaya çıkar. Ama en çok bacaklarımızda tutulan yerler, dizler ve kalçalardır. Burada kıkırdak aşınması olduğu zaman, o normal halinde 8-10 katı kadar vücut ağırlığımızı taşıyan eklemimiz artık bunu dengeleyemez ve düzgün bir şekilde bu ağırlık eklem içerisinde geçmez. Bir yere birikir güç… Dolayısıyla ağırlık taşıyan alan azaldığı için eklemde kemik ağrısı ortaya çıkar. Sinovyal dokunun, yani eklem içerisindeki zarın oluşturduğu kimyasal değişiklikler sonucunda yanma tarzında dizde ya da kasık bölgesinde (kalça için söylüyorum), ağrılar ortaya çıkar. Bu böyle giderken, artık bir süre sonra gece ağrıları ortaya çıkmaya başlar. Buna da istirahat ağrısı diyoruz. Hastamız gündüz aktivitelerini yapar, “Doktor bey, gündüz geziyorum, dolaşıyorum, işimi yapıyorum, ama gece ağrım artıyor.”, demeye başlar. Bu biraz daha hastalığın ilerlediğini ve ileri bir safhaya geçtiğini gösterir. Bir süre sonra ağrı artık devamlı hal alır. Gündüz ağrır, gece ağrır, devamlı ağrır. Genellikle hastalar bize bu zaman gelir. “Artık ağrıya dayanamıyorum. Ne olacaksa olsun.”, diye gelir. İşte bu zaman, önceleri hareket açıklığında kısıtlılık normal, herhangi bir şey olmuyorken hastalarımız, “dizimi kıvıramıyorum, kalçamı çok hareket ettiremiyorum, çömelemiyorum, merdiven inip çıkamıyorum, namaz kılamıyorum.”, demeye bailar. Çünkü kısıtlılık olduğu için eklem hareketlerinde, artık “sandalyede oturmaya başlıyorum.”, demeye başlarlar. İşte bu safhada artık hastamızın ameliyata ihtiyacı vardır. </p>



<p>Bu ameliyat döneminde yapılacak (yapılması
lazım). Bu söylediğim, artık işin sonuna gelmiş hastalarımız için, protez
uygulamaları yapmak gerekir. Bu hastalarımızın birçoğu orta yaşın başı diye
değerlendirdiğimiz dönemdedir. 65 yaşından sonraki dönemde, hastalarımıza
protez yapma ihtiyacı ortaya çıkabilir. Ama bir de bunun bahsettiğim gibi erken
dönemi var. Bu erken dönemde, yaşın genç olduğu 20-30-40-50 yaşlarda, bu
hastalara düzeltme ameliyatları yapılabilir. Kalçaya, dize, kıkırdak
aşınmasından dolayı kaybettiği normal yapısı vardı ya, işte bu yapıyı tekrar
kazanabilmek için, -ki hiçbir zaman normali gibi olmaz-, tekrar ağırlık taşıyan
yüzeyin düzgün bir şekilde ağırlığı taşıması ve ağırlığın bir bölgeye değil de
eklemin tamamına yayılmasını sağlayacak düzeltici ameliyatlar yapılabilir. İşte
bu düzeltici ameliyatlara biz, osteotomi diyoruz. Yani kemiği kesiyoruz, düzeltiyoruz
ve tekrar kaynamasını bekliyoruz. İşte bunlar, kıkırdak aşınması başladığında,
ağrı ilk ortaya çıktığı zaman yapılacak kurtarıcı ameliyatlardır. Bunlar
yapıldığı zaman ister kalçada, ister dizde biraz evvel bahsettiğim gibi en az
10-15 yıl kadar bir süre kazanırız. İşte benim burada en önemli söyleyeceğim
şey şu: Bu dönemi lütfen kaçırmayalım. Bu dönem hastalarımız için çok kıymetli
bir zamandır. Yani ne demek istiyorum? Ağrılarımız ortaya çıktığında bir
doktora müracaat edin. Size yol göstersinler. Düzeltici ameliyatlar
yapılabilir. Çünkü protez ameliyatları yapılabilir. Çok büyük faydaları var. Çok
iyi sonuçları var. Ama ondan önce yapılacak ameliyatları, o fırsatları, yani
kendi kemiğimiz ile kendi eklemimiz ile hareket etme fırsatını bize veren bu
osteotomi, düzeltici ameliyatlar dediğim ameliyatları uygulama şansını kaybetmeyelim.
Bu önemli bir aşamadır, bu yapılırsa iyi olur. </p>



<p>Bunun dışında ne olabilir? Kalça çıkığı, doğumsal kalça çıkığı ameliyatları yapılabilir. Bunlar da bir eklem kireçlenmesi ve ağrı sebebi olabilir. Hastalarımızın kalça çıkığında belde, dizde, kalçada ağrının yanı sıra bu tür ağrılar olabilir. Bunların yaşına pek dikkat etmiyoruz. Hastada ağrı ortaya çıktığında, günlük yaşam aktivitelerini azalttığında, diğer osteoartitte de aynı şeyi yapıyoruz. O zaman kalça çıkığı gibi durumlarda yaşı çok önemsemiyoruz. Çok erken yaşta da yapmak iyi değil. 20-25 yaşından sonra bu hastalarda protez ameliyatları yapılabilir. Bunların da kendilerine göre teknik zorlukları var. Benim hastalarımızdan ricam, önemli uyarı: Lütfen araştırsınlar, baksınlar. Artık ortopedi branşlara ayrıldı. 7 tane alt branşımız var. Ben mesela aşağı yukarı 30 yıldır sadece artroplasti, yani eklem cerrahisi yapıyorum. Dolayısıyla diğer branşlar içerisinde omurga, el, travma cerrahisi ve bütün branşlar var. Çocuk ortopedi cerrahisi… Bunların hepsi ayrı ayrı branşlar olup, bizim ortopedi içerisinde farklı hekimler tarafından sürdürülüyor, yapılıyor. Benim uğraştığım eklem cerrahisi… O nedenle bu kireçlenmelerden bahsettim. Farklı ameliyatlar var uygulanan. Benim hastalarımızdan ricam, bu işi iyi yapan, iyi merkezlerde ve gerçekten bu işe gönül vermiş hekim arkadaşlarla buluşup, kendilerinin tedavilerini bu manada yaptırmaları. Çünkü bunların kendilerine has bir takım sorunları var. Bu ameliyatlar büyük ameliyatlardır. Çok iyi yapılması lazım ve takiplerinin çok iyi yapılması lazım. Hastalarımızın 4-5 ay, bir sene devamlı kontrol altında tutulması lazım, ki ortaya çıkacak sorunların çözümü anında olsun. İster düzeltici ameliyat, ister protez ameliyatı yapılsın. Her birini kim yapıyorsa, ne yapıyorsa, nerede yapıyorsa çok iyi yapması lazım. Bunlar çünkü hareket sistemi ile ilgili işlerdir. Bir örnek verecek olursak, genel cerrahi ameliyatını olduğunuz zaman yemeğinizi yersiniz, mideniz hareket eder, bağırsaklarınız çalışır ve bir süre sonra iyileştikten sonra büyük oranda sorun çıkmaz. Ama bizim ortopedi ameliyatlarda kırık ameliyatlarındaki gibi demiyorum. Benim uğraşı alanı içerisindeki artroplasti, yani eklem cerrahisi, yani protez ameliyatları, özellikle implantı yaptıktan sonra artık hastanın kullanım süresi başlamış oluyor. Bir protez ameliyatının, 30 yıl gidecek şekilde yapılması lazım. Hastayı ameliyat ettiğiniz günden itibaren, o günden düşmeye başlıyor. Onun için ne kadar iyi yaptınız, ne kadar düzgün yaptınız, 30 yılı yakalama şansınız o kadar yüksek oluyor. O nedenle kullanılan malzemeler, yapan doktorun bilgisi ve becerisi, yapılan yerin niteliği, ameliyathanesi, hastanenin kalitesi ve düzgünlüğü önemli. Ülkemizde bunu sağlayacak birçok yerler var. Hastalarımız kendilerine uygun hekimi ve yerleri bulup, bu ameliyatları olabilirler. Eklem cerrahisi son yıllarda çok gelişti ve çok ilerlemeler oldu. Bunları takip etmek lazım. Zaten hastalıkları veya bunların yapılma şekillerini internet ortamında gayet rahatlıkla bulup, inceleyebiliyor hastalarımız. Dolayısıyla bunlar, esas itibari ile eklem hastalıkları, günlük aktivitelerimiz ve yaşam kalitemizi etkileyecek en önemli sıkıntıları ortaya çıkaran hastalıklardır. Dolayısıyla eskisi gibi değil. Hastalarımız, “ben evde oturuyorum. Bekleyeyim. Ne olacaksa olsun.”, demiyor artık. Doğal olarak, “yapılacak bir şey varsa yapılsın. Ben de aktif olarak yaşayayım, gezeyim. Ben de ne kadar ömrüm varsa bitsin.”, diye bir mantık gelişiyor, ki doğrusu da budur. Benim anlatacaklarım özetle bu kadar. Hepinize sağlıklı ve iyi günler dilerim. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/eklem-kireclenmesi-nedir-bursaspor-tv/">Eklem Kireçlenmesi Nedir? Bursaspor TV</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jan 2020 09:41:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Diz Revizyon Artroplastisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Revizyon Artroplastisi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Ayak Bileği Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Diz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Omuz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3138</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeliz Cengiz (Sunucu): Merhabalar, günaydınlar dileyerek Olay Sağlık’tan bugün de sizlere merhabalar diliyoruz tekrardan. Bugün protez cerrahisi ve komplikasyonlarını işleyeceğiz. Konuğumuz Medicabil’den Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, bizlerle birlikte olacak. Kendisi ortopedi ve travmatoloji cerrahi alanında uzmanlık yapmış. Sayın Bilgen, yayınımıza hoş geldiniz. Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Hoş bulduk. İyi seneler diliyorum. Sizlere ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/">Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube aligncenter wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Prof. Dr. Ömer Faruk BİLGEN, Protez Cerrahisi, MEDICABIL (Part 1)" width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/j-jcjZOWa2Y?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Merhabalar, günaydınlar dileyerek Olay Sağlık’tan bugün de sizlere merhabalar diliyoruz tekrardan. Bugün protez cerrahisi ve komplikasyonlarını işleyeceğiz. Konuğumuz Medicabil’den Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, bizlerle birlikte olacak. Kendisi ortopedi ve travmatoloji cerrahi alanında uzmanlık yapmış. Sayın Bilgen, yayınımıza hoş geldiniz.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Hoş bulduk. İyi seneler diliyorum.
Sizlere ve seyircilerimize</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <strong><em>Nasılsınız?</em></strong></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Teşekkür ederim. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Protez cerrahisi dedik ama tanımlamasından gidersek, protez cerrahisi nedir? Kimlere uygulanır?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Daha önceki programlarımızda bu konuyu
işlemiştik ama daha çok yürümesi sıkıntı olan, kalçasında dizinde ağrısı olan
ve günlük yaşam aktiviteleri azalmış hastalara suni eklem yapılması işlemine
protez cerrahisi diyoruz. Hastanın ya da insanın vücudunun içerisine konulan
eklem yerine hareket edebilen bir cihaz, bunu yerleştiriyoruz ve günlük
yaşamını daha kaliteli hale getirmeye çalışıyoruz. Daha önce konuşmuştuk
bunları ama burada sanki hep iyi tarafları anlatıldı. Ne güzel bir şey protezi
yapalım insanlar yürüsün günlük yaşamları iyileşsin, ağrıları geçsin. Fakat
tabi bunun sorunları da var. Belki bunlardan biraz bahsetmek gerekebilir.
Protez cerrahisine gidecek, ameliyat olacak hastanın bilinçlenmesi adına ya da
yakınlarının bu konuda bilgi sahibi olmaları adına önemlidir. Çünkü bu işin
başarılı olmasında çok ciddi bir etken bilinçli olmak, nerede ameliyat
olacağız? Nasıl ameliyat olacağız? Bununla ilgili sorunlar var mı? Ameliyat
olacak insanla ilgili kendi vücudunda ne gibi sorunlarımız var? Bunların
hepsinin bilinmesi lazım. Ben biraz bunlardan bahsedersek daha iyi olur diye
düşündüm. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu): </strong><em>Öncelikle tanımlamasından gitmek istiyorum. Modern tıbbın bize kazandırdıklarıyla protez cerrahisinde getirmiş olduğu yeniliklere de değinelim. Örneğin hastanenizde ne gibi yenilikleri uyguluyorsunuz? Bu cerrahi yöntemi hangi hastalara uygulanmakta sıklıkla?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi daha çok bu eklemleri bozulmuş
hastalarda öncelikle ve burada yaş sınırı yok. Bu sınır yok derken çocukluk
çağında da uygulanır ama onların özel protezleri var. Bizim burada
konuşacağımız genç, orta yaş ve ileri yaş hastalarda eklemler içerisine
yapılacak, eklemin kendisinin değiştirilmesi ile ilgili bir işlem. Bu, günlük
yaşamları sıkıntıya girmiş insanlar için uygulandığında gerçekten 20. yüzyılın
bypass ameliyatından daha çok fayda sağlayan bir ameliyat olduğu ABD’de yapılan
bir araştırma sonucu ortaya çıkmıştır. Hasta adına fayda sağlayan bir ameliyat,
ben 25 yıldır bu iş ile uğraşıyorum. Ortopedi ve Travmatoloji alanı içerisinde
bizim üniversitede bütün branşlarına yıllar önce ayrıldık. Bizim hocalarımız
daha önceki programlarda bahsettik. Bizi ayırdı ve herkesin kendi branşı var
dedi. Uzun yıllar protez cerrahisi ve diğer bir tanım ile artroplasti cerrahisi
ile uğraşıyorum. Buradaki hastaların seçimi oldukça önemlidir. Kime nasıl bir
ameliyat yapacağınız ve bundan ne kadar fayda sağlayacağını az çok ameliyat öncesinde
bilmeniz ve bunu hastaya anlatmanız gerekir. Ağrısı olan, yürüme zorluğu olan,
günlük aktivitelerini yapamayan bu tür hastalara yaşı da uygunsa beklemeden
ameliyat yapılabilir. Fakat bu şu demek değil, hastanın birazcık ağrısı oldu
hemen gel sana bir ameliyat yapalım değil. Hastanın klinik, radyolojik
bulguları, günlük yaşam aktiviteleri bunlar hepsinin bu ameliyat olabilme
sınırları içerisinde olması gerekir. Şununla karışmasın, eklem, kalça, diz
ağrısı olabilir, protez cerrahisi en son iştir. Geri dönüşü olmayan bir
ameliyattır. Bu söylediğim çok önemlidir. Bir diz için söyleyeyim; menüsküs,
düzeltme, başka bir takım cerrahi yöntem yapılabilir. Ama en sonunda her şey
yapılmış, bitmiş ondan sonra protez cerrahisi yapılabilir. Yani bir önceki
aşama yapılacak hastaya tutup hadi gel sana protez ameliyatı yapalım demek
yanlış bir uygulamadır. Bunu da hastaya anlatmak lazım. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Sayın Bilgen, sizin de söylediğiniz gibi sosyal hayatı olumsuz etkileyen bir rahatsızlıkla karşı karşıyayız. Geçtiğimiz programdan da Olay sağlık izleyicileri de mutlaka hatırlayacaktır. Biz sizinle kalça çıkığına da değinmiştik. Bu konuyu geniş kapsamlı ele almıştık. Dilerseniz bu doğumsal kalça çıkığında da görülen protez cerrahisi uygulanmakta mıdır? Yaş skalası olmadığını söylemiştiniz.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yaş şöyle bu protez cerrahisi
uygulanacak hastalarda yaş nerede en çok önemli oluyor. 25, 23, 30 yaşında bir
hasta geliyor. Şikâyetim var diyor. Biraz irdeliyorsunuz. Bazen psikolojik
sıkıntılar da olabilir. Psikolojikten kastım, hasta aksayarak yürümek istemiyor
kalça çıkığında ben toplum içerisinde hoşuma gitmiyor diyor. Mutsuz bir hasta
ile karşı karşıya kalıyorsunuz ve o zaman çok iyi düşünmeniz lazım. Ben bu işi
ne kadar iyi yapıyorum hekim olarak diye düşünmeniz lazım. Bu çok önemli, ben
bu işi ne kadar iyi yapıyorum diye öz eleştirinizi yapmanız lazım. Bu çok iyi
yapıyorum demek hata yapmayacağım ve yanlış olmayacak demek anlamına gelmesin.
Kesinlikle değil. Burada hastaya durumu çok iyi anlatmak lazım. Ama ağrıyı
oluşturan unsurları siz muayene sırasında tespit ederseniz, hastanın
hareketleri kısıtlı, muayene sırasında ağrıları oluyor, radyolojik olarak
röntgeninde ağrıyı oluşturan unsurları görüyorsunuz, kıkırdak azalmasını, orada
oluşan kireçlenmeleri ve deformiteleri görüyorsunuz ve bunların varlığı söz
konusu ise ve hasta da size söylüyorsa yapacak bir şey yok. Ağrısı var ameliyat
yapmak lazımdır. Kalça çıkığında sadece kalça bölgesindeki ağrının oluşturacağı
sıkıntı veya ileride oluşturacağı sıkıntı göz önüne alınarak ameliyat etmek
yetmez. Bunun yanı sıra kalça eklemi, insanın belini ve diz eklemini de çok
yakından etkileyebilir. Buradaki eklemlerin, beldeki ve dizdeki eklemelerin
bozulmasına sebep olarak ileriki yaşamında ağrılara sebep olacaktır. Ameliyatı
erken yapmanın bir nedeni de budur. Bu ameliyatları uygun hastalara, zamanında
yapmanın faydaları budur. Bir, kalça çıkığı bir hastayı ameliyat yaptığınız
zaman mümkün olduğunca düzgün yürümesini sağlayacaksınız. İki, belinde ve
dizinde oluşacak ileriye yönelik bozuklukların gelişmesini engelleyeceksiniz.
Bunları hastaya çok iyi anlatmak lazım, bunlar çok önemli şeylerdir. Burada
genel olarak bakacak olursak yani diz ve kalça protezi yapılacak hastalara,
hastanın ameliyat öncesi değerlendirilmesi, yani bu hasta kimdir? Bizim
karşımıza geldi ama ne gibi sorunları var ek bir hastalığı var mı? Kaç yaşında?
Ek hastalık değerlendirilirken, kalp, diyabetik olabilir, romatizmal bir hasta
olabilir ya da sistemik lupusu olabilir. Bunların çok iyi değerlendirilmesi
lazım. Neden değerlendirilmesi lazım? Örneğin diyabetik hastaya siz protez
ameliyatı yapacaksınız. Örneğin diz ameliyatı yapacaksınız, bunun damarları
nasıl? Hastanın yaşına göre bozukluklar değişebilir elbette. Mesela 3-5 yıllık
diyabet hastalığı olan biri ile 30 yıldır diyabet olan hastanın sorunları,
vücudunda oluşacak sıkıntılar ve bu hastalığın yapmış olduğu bozukluklar farklı
olacaktır. Biz de hekim olarak bunu ameliyat edeceksek eğer, bunun bilincinde
olmamız lazım ve hastaya bunu anlatmamız lazım. Örneğin, bir hastada film
çektiğiniz zaman diz filmi, orada onun arterlerinin, yani atardamarlarının
kireçlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Şimdi siz bu hastayı alıp ta biz genelde
turnike kullanarak yapıyoruz. Son 10-15 yıldır turnike kullanılmadan yapılıyor.
Yani hastanın bacağına bir manşon sarıyoruz ve dolaşım olmasın orada ameliyat
sırasınca rahat ve temiz, kansız ortamda ameliyat yapılsın istiyoruz. Başka
yöntemler de gelişti anestezide, mesela hipotansip anestezi dediğimiz,
anestezinin en aza indirilerek ameliyat sırasında yapılması ile kansız bir
ortam sağlanıyor. Sonuç olarak diyabetik bir hastada (şeker hastalığı olan
birinde), eğer bu durumu dikkate almadan yaklaşırsanız, ortaya çıkacak
sorunlarla mücadele etmesini de bilemezsiniz. Onun için hastaya bunu anlatmak
lazım. Örnek olarak, sertleşmiş bir damara manşonu sıkarsanız, damarı bir
yerinden sıkıntıya uğratırsınız. Ameliyatta sorun yaşayabilirsiniz. Oranı çok
azdır; ama başımıza gelebilir, dikkat edilmelidir. Şeker hatalarında, dokular
bozulduğu için, hastalık damarları etkilediği için enfeksiyon oranı yüksek
olur. Normal romatizmal bir hastalıkta, normal osteoartrit, yani bizim
kireçlenme ile ilgili bir hastalığı olan kişi ile kıyasladığınızda dört beş
katı oranda enfeksiyon gelişme riski vardır. Bu riski hastaya anlatmanız lazım,
anlatmadığınız takdirde olmaz.&nbsp; Hasta da
başına ne geleceğini bilmelidir. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Efendim müsaadenizle geçtiğimiz aylarda bize konuk olduğunuzda bir izleyicimizin maili vardı. Ancak süremiz yetmediği için o soruyu yöneltememiştim. Konumuz ile de alakalı olduğunu düşünüyorum. Adnan Sönmez ablası için soru yöneltmiş bize; “Ablam bir buçuk yaşında çift kalça çıkığı tedavisi oldu ve tamamen iyileşti. Şu an hamile ona normal doğum mu? Sezaryen yöntemle mi doğum yapmasını önerirsiniz?”</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bir buçuk yaşındayken yapılan tedavi
yönteminin büyük ihtimalle pelvisin çıkışını bozmayacak şekilde ameliyat
yapılmıştır. Tabi bir röntgeni görülse veya çocukluk döneminde o süreçte
yapılan bir röntgeni görülse kalça filmi, oradan bunu rahatlıkla doğumun nasıl
yapılacağı konusunda bilgi verilebilir. Bazı ameliyatlar var; kalça çıkığında
çocukluk döneminde yapılan, pelvisin çıkışını daraltan ameliyatlar. Eğer iki
tarafına birden yapıldıysa daralmıştır. Doğal olarak normal doğumu yapmasında
sıkıntı olabilir. O zaman sezaryen önerilir. Ama pelvis çıkışını daraltamamış
ise normal doğumunu yapabilir. Bunun da röntgen filmini görmek lazım, öbür
türlü bir şey söylemek yanlış olur. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Teşekkürler, umarım izleyicimizi aydınlatmışızdır. Peki efendim. Bu hasta profillilerine göre tedavi yöntemlerine değineceğiz. Dilerseniz biraz da eklem kireçlenmesine bağlı olarak uygulanan protez cerrahisinden bahsedelim.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi burada tabi bu, şöyle söylemek
lazım; romatoid artit, diyabet hastalar bunlarda oluşacak sorunlar hastanın
kendisine spesifik sorunlar, yani özel. Genel olarak baktığımızda hastanın
şişmanlığı, sigara içmesi de birer sorundur. Genel olarak kireçlenmesi olan
hastalarda yapılacak tedavide bunun için hastaların ameliyat öncesinde iyi
hazırlanmaları lazımdır. Genel olarak enfeksiyon riski, damar tıkanıklığı,
hastalara hep böyle söylenir. Damarınız tıkanabilir, ameliyattan sonra sorun
yaşayabiliriz. Öncelikle enfeksiyondan bahsedelim. Burada hastanın kendisine
ait bir takım faktörler vardır. Burada vücudunun herhangi bir yerinde
enfeksiyon odağı varsa hastamızın; ne gibi? Dişinde bir şey olabilir, kadın hastalıklarından
ya da idrar yolu enfeksiyonu olabilir veya ayağında tırnak batması olabilir. Bu
da enfekte bir ortam yaratabilir. Bu hastaların sorgulanıp, ameliyattan önce
enfeksiyon odağı olup olmadığı mutlaka tespit edilmesi gerekebilir. Hastaların
bazıları bilinçli bir şekilde geliyor bize ve “benim dişimde enfeksiyon var. Önce
bunu mu halletsem?” diyor. İnsanın hoşuna gidiyor. Bilinçli hasta konuştuğu
zaman. Enfeksiyon oranı dünyada nedir dediğimizde, bütün herkes bununla
uğraşıyor. Mücadele bu. Enfeksiyon oranını aşağıya indirmek, yani yüzde 0’a
çekebilirsek ne güzel. Ama bu bazen mümkün olmuyor. Dünyada bazı merkezlerde
artık bunları yıllık verilmeye başlandı. Bu yıl enfeksiyonum yok. Önümüzdeki
yıl var. Toplamını verdiğiniz zaman mutlaka bir şeyler çıkıyor. Büyük
merkezlerde bu oran 0’a kadar inebiliyor. Ama normal şartlarda kitabi olarak
baktığımızda, yüzde 1 ila 2, bazı merkezlerde 3’tür. Kabul edilebilecek sınır
budur. Yani 100 tane ameliyat yaptığınızda 3 tanesi. Daha fazlası enfekte
olduğu zaman sorun var demektir. Ne gibi sorun var? Ya hastayı iyi
hazırlamıyorsunuz ya da cerrahinizdeki uzamalar veya çevresel faktörlerde
sıkıntı vardır. Ne gibi? Ameliyathane şartlarınız iyi değildir. Hastayı
ameliyathanede iyi hazırlamamışsınızdır. Sterilizasyonunuzda sorun vardır.
Bunların hepsini göz önüne alıp bakmak lazım. Bazen benim vücudum protezi kabul
etmiyormuş deniliyor. Vücudun protezi kabul etmemesi gibi bir olay çok az bir
şeydir. Metal alerjisi olabilir ancak. Ama enfeksiyon varsa, sebepleri
sırasıyla hastaya ait faktörler, hastayla ilgili sıkıntılar, yapılan cerrahi
ile ilgili sıkıntılar ve çevresel faktörler, yani ameliyathane şartlarıdır. Ne
yapıyoruz? Nasıl bir işlem uyguluyoruz? Aletlerimiz steril mi? Bunların hepsi
bununla ilgilidir. Ameliyathanede protez cerrahisinde hava akımı düzgün olan,
yani laminer air flow denilen hava akımının düzgün olduğu ameliyathanelerde
bunların yapılması lazım. Yoksa ameliyattan sonra “ben hastaya antibiyotik
veririm, bununla enfeksiyon olmaz” ve “benim enfeksiyon oranım düşük” demek
standart bir uygulama değildir.</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Bu söylediğiniz de çok önemli. Yani uygun hastane koşulları ve başarılı eller tarafından bu ameliyatlar gerçekleşmesi ve sonrasında bu geri dönüşü olmayan bir operasyon olduğuna da değinmiştiniz. Sayın Bilgen, ülkemizdeki bu protez cerrahisi uygulamasını yöntemi nasıl buluyorsunuz? Avrupa’ya baktığımız zaman.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Zor soru soruyorsunuz. Neresinden
baksanız… Ülkemiz öyle bir yer ki, biri de var onu da var. Yani ortada buluşmak
o kadar zor ki. Ne oluyor? Kimse yanlış anlamasın ama bunun yapılacağı yerler
önemli yerler olmalı. Bunun Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu uygulamalar çok
güzel. Bu bizi ileriye götürecek bir uygulamadır. Özellikle özel hastanelerde. Tabi
özel hastanelerin bu konuda titizlikle incelenmeleri çok güzel. Ama devlet
hastaneleri de var. Özel hastaneler bu işi yaparken ben sadece kendi branşım
ile ilgili kısmını söylüyorum. Artroplasti ve protez cerrahisi ile ilgili
kısmını söylüyorum. Devlet hastanesinde ya da başka bir yerde bu yapılırken
başka bir hastanede olmaz. Böyle bir şey yok. Hepsinin iyi olması lazım. Çabamız
hepsinin iyileştirmek olmalıdır. Yani kimseye “siz iyi ameliyat yaparsınız ya
da kötü ameliyat yaparsınız” demek gibi bir lüksümüz yok. Herkesin kendi el
becerisi ve kendi eğitimi, bu konuda kimseyi eleştiremeyiz. Ama çevresel
faktörleri iyileştirmek hepimizin görevidir. Kimin görevidir? Bu işi yapacak
hekimin görevidir. Burada bu şartları sağlarsanız bu ameliyatları yaparım demek
lazım. Yoksa kim olursa olsun hasta bizim hastamız sonuçta. Bir defa olmaz, iki
defa olmaz, beş defa olmaz, on defa olmaz. Ama bir tane olduğu zaman o hasta
için bu yüzde 100 demektir artık. Onun için bu sorumlulukla hareket etmemiz
gerekiyor. Bu her ortamda tartışılabilecek şeyler. Ben bunları söylerken sakın
yanlış anlamayın, kendini bir şey sanıyor anlatıyor değil, bunlar gerçeklerdir.</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Estağfurullah, doğruları söylüyorsunuz sayın Bilgen. Müsaadenizle bir telefonumuz var. Bursa’dan Murat Akbulut hattımızda.</em></p>



<p><strong>Murat Akbulut (Seyirci):</strong> <em>İki defa menüsküs ameliyatı geçirdim. Ağrılarım 6-7 ay geçiyor ve sonra yeniden ağrı olmaya başlıyor. Acaba sebebi nedir?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Menüsküs ameliyatı geçirdiniz. Acaba
menüsküsünüzde ne vardı? Kaç yaşınızdasınız Murat Bey?</p>



<p><strong>Murat Akbulut (Seyirci):</strong> <em>36 yaşındayım.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yaşınız bu iş için uygun bir yaş.
Baktığımızda 50 yaşında olsanız, niye yapıldığı sorgusu aklımıza gelebilir.
Burada menüsküs ameliyatında bilmiyorum doktorunuz ne dedi size? Bir parça
dikildi mi? Çıkartıldı mı? Bunlara bakıldı mı? En önemlileri bunlar. Yapılan
tedavinin uygun olduğunu düşünürsek, benim en çok karşılaştığım bu tür
uygulamalardan sonra hastalarımızda ağrı olma sebebi yetersiz egzersizdir. Yani
sizin dizinize yapılan. Dizinize yapıldı değil mi?</p>



<p><strong>Murat Akbulut (Seyirci):</strong> <em>Kamera ile yapıldı. Kapalı ameliyat yapıldı.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Kapalı ameliyat yapıldı dizinize. Çünkü
bazen kalçaya da yapılıyor ve orada da menüsküse benzer dokular var. Ona da
menüsküs deniliyor. Onun için dedim size. Dolayısıyla egzersiz azlığı, yani
adalelerin kuvvetlendirilmesindeki yetersizlik. Çünkü ameliyat yapıldıktan
sonra oradaki patolojinin, bozukluğun ortadan kaldırılması bu tür tedaviler için
yeterli olmuyor. Bunun için tamamlanmasındaki en önemli faktör, egzersizlerin
yeteri kadar yapılmasıdır. Bilmiyorum doktor arkadaşımız bu konuda size bilgi
verdi mi? Fizik tedaviye gönderdi mi? Bunlar yapıldı mı? Bazen hekim söyler ama
hastalar yapmaz. Belki siz yapmadınız. Bunları lütfen bir gözden geçirin. Egzersizlerinize
bir bakın. Doktorunuzla bir daha görüşün. Şikayetlerinizin azalmadığı konusunda
umarım size yardımcı olacaktır. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Teşekkür ediyoruz ve Murat Bey’e de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Peki sayın Bilgen. Biz protez cerrahisinde hastaların ön hazırlık aşamasından yeterince bahsettiğimizi düşünüyorum. Hasta profilleri başlıkları altında bu cerrahi yöntemleri nasıl uygulamaktadır? İzleyicilerimiz de takdir edersiniz ki merak ediyorlardır. Geçtiğimiz programda kemik tümörlerinden bahsettik. Onların temizlenmesinde ben size bir soru yöneltmiştim. Bir uzvun kesilmesi gerekiyor mu? Daha sonrasında bu protez uygulaması nedir? Biz protez cerrahisi denildiğinde neyi anlamalıyız?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Programın başında da söylediğim gibi
protez cerrahisi bir eklem için yapılacak en son iştir. Ondan sonra işlemin
geri dönüşü yoktur. Suni eklem, metal plastik veya seramiklerin birbirleriyle
ikili oluşturarak yaptıkları hareketlerdir. Diz için söyleyeyim. Dizi
açıyorsunuz. Buradaki bozulmuş kıkırdakları kemiğe kadar kesiyorsunuz. Bunun
özel kesi aletleri var. Onlarla kestikten sonra, kaç numara protez
kullanacaksanız? Ayakkabı numarası gibi aynı. Kaç numara kullanacaksanız? Onu
ameliyat öncesinde belirleyip, ameliyat öncesinde de belirliyorsunuz. O ölçüye
göre kesi yapıyorsunuz ve sonra protezi yerleştiriyorsunuz. Ondan sonra burada
en önemli iş, bunların uygun ve yeteri kadar kabul edilebilir sınırlarda düzgün
yerleştirilmesidir. Bu işi yaptıktan sonra, normal dışarıda muayene ediyor gibi
dizi muayene ediyoruz. Her şey yolundaysa kapatıyorsunuz. Aynı şeyler kalça
için geçerli. Kalça için de bazen küçük ya da büyük açılır, hastaya göre bu
değişir. Hastanın kilosuna, boy uzunluğuna göre değişir. Burada da yine aynı
şekilde kalça için biraz daha fazla eklem hareketi yaptığımız yerin bir kısmını
kesiyorsunuz, oraya protez bir kemiğin içerisine yerleştiriyorsunuz. Çanak
dediğimiz kısma da bir protez yerleştiriyorsunuz. Bu şekilde bunların ameliyat
sırasında iyi muayene ederek sorunsuz bir şekilde yerleştirdiğinizden emin
olduktan sonra yarayı kapatıyorsunuz. Peki, burada örneğin kalçada ne olabilir?
Yerleştirdiniz ya da yerleştiremediniz veya başka bir şey oldu. Kalçada en
önemli sorunlardan birisi, ameliyattan sonra çıkık olmasıdır. Bu orana
baktığınızda yine aynı enfeksiyonda olduğu gibi yüzde 1 ila 3 oranında değişir.
Çıkık, biraz tehlikeli bir şeydir. Çünkü yaptığınız işlemin bozulması anlamına
geliyor. Tekrar yerine koyabilirsiniz kalçayı. Yani redükte edebilirsiniz. Ama
hep aklınızda soru işareti olarak kalır. Acaba bir daha çıkacak mı? Nerede
yanlış var? Hasta yanlış bir şey mi yaptı? Ben bunu yanlış mı yerleştirdim?
Devamlı olarak bu soru aklınızda kalır. Kalçada çıkık dizden daha fazla
görülür. Bu da çok uygun ve iyi şartlarda yerleştirilmesi lazım protezin.</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Sayın Bilgen, bir telefonumuz var. İstanbul’dan Cevriye Sönmez hattımızda.</em> </p>



<p><strong>Cevriye Sönmez (Seyirci):</strong> <em>Benim hocamıza bir sorum var. Eşime diz protezi takılması lazım. Fakat damar tıkanması var ve şeker hastası. Damar doktorları diyor ki ameliyat olamaz.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi ne yapalım diyorsunuz değil mi?
Beyefendi kaç yaşında?</p>



<p><strong>Cevriye Sönmez (Seyirci):</strong> <em>76 yaşında, zor yürüyor ve dengesini kaybedip düşüyor.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Peki, dengesini kaybedip düşmesinin
sebebi dizindeki bozukluktan diye mi söylediler? Yoksa beyin damarlarında da
sıkıntı var, bacağına giden kanda azlık var, ondan dolayı mı oluyor? Onu ayırt
edebildiler mi? Söylediler mi? </p>



<p><strong>Cevriye Sönmez (Seyirci):</strong> <em>Beyin damarlarında da sıkıntı var. Fakat yürüyemediği için de düşüyor. Oturduğu yerden zor kalkıyor.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> O kadar zor bir durumla karşı
karşıyayız ki çünkü turnike kullanamadan ve bacağı sıkıştırmadan kansız bir
ortamda da ameliyat yapılabilir. Ama şimdi bizim anesteziyoloji cemiyetinin
oluşturduğu bir skala var. Beş gruba ayrılır bu. Hastamız ortada 3 ya da 2’de
yapılabilir. Ama 3 ya da 4 grubuna giriyorsa çok dikkatli olmak lazım.
Yapılmasına karar verilirse çok kısa sürede yapmak lazım. Gerçekten yanlış
anlamayın ama bu işi tecrübeli olan, yeni başlayan ya da uzun yıllardır yapan
hekimlerin her birisinin yapma hızları farklı olabilir. Onun için bu işle
uğraşmış bir hekim bulmanızda fayda var. Bunların size önerdiği yolda
gitmenizde fayda var. Bu ameliyat için olmaz diyen kardiyovasküler cerrahların
ya da dahiliye uzmanlarının sözünü dinlemekte fayda var. Bazen ameliyatı
yaparsanız sorun çıkar. Bir damar tıkanıklığı var diyorsunuz. trombüs varsa, bu
trombüs ameliyat sırasındaki hareketlerle toplar damarda bir trombüs varsa
oradan kopup gidip akciğere yerleşebilir ve Allah korusun hastamızı iki üç
dakika içerisinde kaybedebiliriz. Bunlar çok önemli. Onun için kararı sizi
ameliyat yapacak hekimlerin sözlerini dinleyerek karar verin. Sonuçta belki
karar verme işi size kalacak, “yapalım mı? Yapmayalım mı?” diye? </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/">Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayata Dair Programı Kanal On6</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/hayata-dair-programi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hayata-dair-programi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[emtaha]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jan 2020 11:31:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pınar Yeniyiğit (Sunucu): Kanal 16’dasınız. Hayata Dair başladı değerli izleyenler. Evet, bugün yine yaşamın içinden iş ve aile hayatı ile örnek Bursa’ya mühim değerler katan, çalışkan, mücadeleci, özellikle sağlık alanında, ortopedi ve travmatolojide duayen diyebileceğimiz, gerçekten de çok değerli bir ismi ağırlıyorum. Hayata Dair ’de, Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Ortopedi Uzmanı Prof.Dr. Ömer [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/hayata-dair-programi/">Hayata Dair Programı Kanal On6</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Prof. Dr. Ömer Faruk BİLGEN, Hayata Dair, MEDICABIL" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/50uKGvmI8ks?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Kanal 16’dasınız. Hayata Dair başladı değerli izleyenler. Evet, bugün yine yaşamın içinden iş ve aile hayatı ile örnek Bursa’ya mühim değerler katan, çalışkan, mücadeleci, özellikle sağlık alanında, ortopedi ve travmatolojide duayen diyebileceğimiz, gerçekten de çok değerli bir ismi ağırlıyorum. Hayata Dair ’de, Özel Medicabil Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı </em>Ortopedi Uzmanı Prof.Dr. Ömer Faruk Bilgen<em> konuğum. Ömer Bey hoş geldiniz yayınıma. Gerçekten çok yoğunsunuz. Dakikanız çok kıymetli, ama zaman ayırdınız. Çok teşekkürler hocam. </em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Ben teşekkür ederim davetiniz için,
sağ olun.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Yoğunluğunuz
malum. Bu arada hastane yatırımlarınız da devam ediyor. Ankara yolundaki tıp
merkezinin prosedürlerinin sürdüğünü biliyorum. Orası da bir hastane olacak ama
Hayata Dair’de baştan sizin kişisel özelliklerinizden seyircilerimiz de bilgi
sahibi olsunlar. Örnek bir kimliksiniz. Önce kendinizi siz anlatırsanız, Ömer
Faruk Bilgen ile ilgili neler söylemek istersiniz? Dinlemek istiyorum. Sonra
detaylara geçelim. </em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Normal bir insan sonuç itibariyle.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Çok
mütevazı bir insan.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Çalışmaya biraz hevesli, işini düzgün
ve iyi yapmak isteyen bir yapıda, aileden de böyle gördüm. Çocukluğumuzun
geçtiği bir dönemde, şöyle bir şey söylersem yerinde olur. Lise bitip
üniversite sınavlarına girdiğimiz zaman, o zaman tercih yöntemi vardı. 18 tane
tercih yapılıyordu ben 18 tanesine de tıp fakültesi yazmıştım. Tıp fakültesi
olacaktı hedef, 10 yaşında karar vermiştim doktor olayım diye. O yıllarda heves
oluyor ister istemez. Nedense işte kısmet oldu ve tıp fakültesine girdim ve
sonrasında bitti. Okula girip kayıt yaptırdığımda da o zaman karar vermiştim
öğretim üyesi olmak. O zaman tabi çok bilmiyorsunuz detayı ama liseden çıkıp
gelmişsiniz genç bir insan sonuç itibariyle. Kaydımı yaptırdıktan sonra
fakülteden çıkarken bir hesap ettim kendime göre ben 38 yaşında, 40 yaşında
profesör olacağım ona göre haberiniz olsun binaya dönüp konuşmuştum. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Bu
cümlelerden sonra şu anki gençliğin yansıttığı tabloya çok üzülüyorum hocam.
Örnek olmalı gerçekten de; hedefleri çok önceden koyuyormuşsunuz. Biz daha
farklı baktık. &nbsp;Ne yazık ki gençlerin
hedefleri yok, amaçları yok. </em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> İnsanların hedeflerini şaşırtacak
birçok olay var şu gün. Bizim zamanımızda belki bu şeyler yoktu. Dolayısıyla iş
biraz daha kolaydı. Düşündüğünüzde sonuçta insanız. Hatalarımız oluyor. Kayabiliyoruz.
Düşüncelerimiz değişiyor. Dolayısıyla gençleri de bizim yönetmemiz lazım. Onlara
sunmamız lazım. Tercihlerini çoğaltıp, iyilerini anlatmak lazım ki içinden kendilerine
uygunlarını seçsinler.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Dikkatlerini
çok farklı noktalara çekmemek ve geniş bir yelpazede onları olumlu hedeflere
yöneltmek için…</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Gençlerin çok iyileri de var. Ben
üniversitede çalışırken tıp fakültesini bitirip bizimle ihtisas yapan
arkadaşlarımız uzman oldular. Gerçekten bir fedakârlık gerektiriyor bu işi yapmak.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Yıllarınız
okuyarak geçiyor hocam.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Üç günde bir nöbet, hastanede
kalıyorsunuz. Beş yıl boyunca böyle bir eğitim sürecinden geçiyorsunuz.
Neredeyse alışkanlıklarınız ve kişiliğiniz de böyle hafif bir değişikliğe
uğratılıyor. Kesinlikle o olmazsa, zaten bu kadar hekimin gönüllü olarak
çalışmasını sağlayamazsınız. Oralarda eğitim ve yine iletişim her zaman olduğu
gibi çok önemlidir.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Özel
yaşamınızdan çok ödün vererek çalışıyor doktorlarımız. Türkiye aslında bu
anlamda iyi noktada değil mi?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Gerçekten bilim üretmek başka bir şey,
hastaların tedavilerini ya da bu tedavi yöntemlerinin sizin elinizde veya
hastanelerinizde uygulanması başka bir şey. Bizim son yıllarda hem bilim
üretmeye katkımız, dünya literatürüne katkımız arttı; hem de tedavi yöntemleri
uygulanmasındaki iyiliğimiz, sıklığımız, alternatifleri kullanma kabiliyetimiz
arttı. Dolayısıyla tıp ve sağlık alanında oldukça iyi bir yerdeyiz. Bütün
branşlar için bunu söylüyorum. Ben ortopedi uzmanıyım. Ortopedi alanında değil,
bütün branşlar için bunu herkes gönül rahatlığı ile söyleyip kabul edilebilir. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Şükürler
olsun ki hekimlerimiz güvenilir.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yani bunda birçok faktör var. Bu
işlerin yapılması, üniversitelerin açılması, sayılarının çoğalması bir yere
kabul edilebilir. Her şey zamanla ilerliyor, gelişiyor. Bunları takip etmek
bizlerin görevidir.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Üniversite
yaşamınız noktalandı ve sonraki mesleki yaşamınızı merak ediyorum, MEDICABIL’e
gelene kadar. Tabi Uludağ Üniversitesi’nde çok uzun zaman dilimi bölüm
başkanlığı yaptınız. Neler söylemek istersiniz?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Çok kısa söyleyecek olursam: Ben
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunuyum. O okulda okumuş olmak, oradaki değerli
kıymetli hocalarımızdan bu işlerin bir kısmını öğrenmiş olmak, işin temeli aslına
bakarsanız. Çok önemli, büyük bir fakülte ve büyük bir kuruluştur. Sonra Sinop’ta
mecburi hizmetimi ve İzmir’de askerliğimi yaptım. Samsun’da, Ondokuz Mayıs
Üniversitesi’nde ihtisasa başladım. Ardından Bursa’ya geldim ve Bursa’da devam
ettim. İhtisasımı Uludağ Üniversitesi’nde aldım. Süreç böyle ilerledi ve
ardından öğretim üyeliği için müracaat ettim. Benim hocam, Sayın Prof. Dr. Öner
Gedikoğlu’dur. Sağ olsun, bizim üzerimizde emeği çoktur. Bu gerçekten önemlidir.
Bizim iyi yetişmemiz diyelim… Çünkü bizim hiçbir zaman kötü olmamızı istemez ve
hep öğretmek isterdi. Ondan çok şey öğrendik. Allah razı olsun. Burada tıp
fakültesine girdikten sonra, öğretim üyesi olarak süreç devam etti ve ardından
profesörlüğe kadar devam etti. Kısmet, memnunuz, gayet güzel oldu. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Hedef
koymuşsunuz. 10 yaşında tıp alanında doktor olacağım deyip, lise sonrasında,
okul kazandıktan sonra da, sürecin profesörlüğe kadar gidecek deyip, hedefini
koyan, gerçekleştirebilen, gerçekten değerli bir insan, Ömer Faruk Bilgen…
Örnek aldığınız hocanızdan söz ettiniz. Ama mesleki anlamda kimlik var mıdır?
Özellikle takip ettiğiniz. </em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Elbette var. Söylediğim gibi hocamızın
dışında ben 1993 yılında Amerika’ya gittim. Tam 30 yıl oldu; artroplasti ve eklem
cerrahisi ile uğraşıyorum. Bu alandaki tecrübem, -asistanlığım dışında, 30
seneyi aştı. Bu süre içerisinde, yüzde 90’ın üzerinde artroplasti, yani eklem
ve protez cerrahisi ile uğraştım. Aşağı yukarı şimdiye kadar ameliyat ettiğimiz
hasta sayısı 7-8 bine ulaşmıştır sanıyorum. Çünkü üniversitedeyken daha az
ameliyat yapabiliyorsunuz. Özel sektöre geçtikten sonra bu sayı biraz daha
artabiliyor. Dolayısıyla böyle bir mücadelenin içerisindeyiz. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> İyi
ki Bursa’dasınız. İyi ki varsınız. Gerçekten duayen bir isim Ortopedi ve Travmatoloji’den
Ömer Faruk Bilgen. Özel Medicabil Hastanesi’nde gelinen o hedefi nasıl
koydunuz? Özel Medicabil Hastanesi fikri sizde nasıl oluştu ve o süreç sizde
nasıl gelişti? Açılışı ve bugüne geldiğimiz noktada, hastane ile ilgili
söyleyeceklerinizi dinlemek istiyorum hocam.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Özel sağlık sektörü, benim karar
verdiğim dönemde biraz başlamıştı artık. Özel hastanelerde, özel sağlık yöntemi
ile artık tedavi edilebilir bir durum ortaya çıkmıştı. (Yeni sağlık politikası
ile) Ben de bu dönemde, şu şekilde karar verdim: Biraz daha çok hasta görmek,
ihtiyacı olan insanlara daha faydalı olabilmek… Aşağı yukarı üniversite hastanesindeyken,
150 civarında yıllık ameliyat sayımız vardı. Ama burada, özel sektörde, aşağı
yukarı bu sayı yıllık 600’ü bulabiliyor. Şimdi kaç katı daha fazla
çalışıyorsunuz? Daha çok üretiyorsunuz. Daha çok bilimsel yazı üretiyorsunuz. Daha
çok konuşma imkânınız oluyor. Toplantılarda bilgi ve becerilerinizi paylaşma imkânı
buluyorsunuz. Biraz daha yoğun tabi üniversite hastanelerine göre. Yoğunluk da
çalışma ile ilgili. Bu hastaneyi kurarken biz 150 yıllık bir hedef koyduk. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>150
yıl neden hocam?</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Birkaç kuşak bu işten faydalanmalı ve
görmeli. Çünkü temelleri sağlam olmalı yaptığınız işin ve sağlık alanında da
gerçekten bu bir hedef. Olur ya da olmaz bilmiyoruz. Ama bir niyet meselesi
tabi. Önce niyet etmek gerekir. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Niyet
güzel olunca hocam, akıbet de güzel olur derler.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Biz bu işe bu şekilde niyetlendik.
Bizden sonra gelecek insanların da burada üretmelerini istiyoruz. Sağlık
sektörü, insan var oldukça olacak. Tabii ki değişikliklere uğruyor. Böyle bir
hedef koyduk. Çalışanlarımız, birlikte olduğumuz, omuz omuza mücadele ettiğimiz
arkadaşlarımız bu konunun bilincinde. Hepimiz uğraşıyoruz.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Emin
adımlarla ilerliyorsunuz. Özel Medicabil Hastanesi,</em> en başta siz ve uzman
doktorlarınız… Seçici olduğunuzu biliyorum. Gerçekten başarılı kimliklerle
çalışmalarınızı yürütüyorsunuz. <em>Özel
Medicabil Hastanesi’nde</em>, eğitime çok önem veriyorsunuz. Kendinizi de eğitim
alanında sürekli olarak yeniliyorsunuz ve çevrenizde de eğitimin önemini
vurgulayan bir kimliksiniz. Eğitim denince ne söyleyeceksiniz hocam? Yani
ekibinizi de sürekli olarak bu eğitim sürecinden geçiriyorsunuz. İnsanlara
faydalı olabileceğiniz nokta neyse ona ulaşmaya çabalıyorsunuz. Bu çabanızın
farkındayız biz. Eğitim tabii ki çok önemli.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Bu işlerde, tıp alanında dünya lideri
değilsiniz. Çok ileri teknolojileri kullanan ve üreten, bizim kullanım
alanımıza sunan ülkeler var. Bunun başında Amerika geliyor. Avrupa’dan birkaç
ülke geliyor. Bizim bu konu ile ilgili, hemen her branşta çok değerli bilim
insanımız var. Bunların da katkıları oluyor. Fakat o kadar değil. Dünyada hiç
yapılmamış işleri yapan bir sürü arkadaşımız var. Türkiye de bu konuda belirli
bir yerde. Ama izlemek zorunda kaldığınızda, dışa bağımlı oluyorsunuz burada.
İşte bunu kırmak lazım ve bunun için de öğrenmek lazım. Güncel olmak lazım.
Çünkü nasıl birlikte mücadele edebiliriz? Onlardan bu işlerle uğraşan
insanlarla irtibat halinde olup, onların yazdıklarını okumalıyız. Belli bir
yere getirmek için, belli bir süreç gerekiyor. Devamlılığını sağlamak için bir
yere kadar getirip, çalışmak lazım. İşte size bunu sunuyor. Ondan sonra bunu
size literatürde sunuyorlar. Ya da siz gidip görüyorsunuz bunların nasıl
yapıldığını. Ondan sonra tekrar sıfırdan başlamaya gerek yok. Onun için bu alan,
fedakârlık işidir. Oturup en kısa zamanda nereden başlayacağına karar verip,
ondan sonra işe yüklenmek lazım. Ve çalışmak lazım ve işi doğru yapmak lazım.
Sonuç itibariyle bunları yaptığınızda, aklınızın bir tarafında da “ben bu işi
nasıl geliştirebilirim?”, diye düşünmek lazım. Düşünmezseniz, ileriye adım
atamazsınız. Sadece birinin yaptığını siz de yaparsınız. Belki sizin el
beceriniz daha iyidir. Ama katkı sağlamak adına bu işte eğitim şart. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>O
zaman başarılı bir doktor olmak için eğitimi sürekli hale getirmek lazım. Onu
anlıyorum.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Olmazsa olmazı zaten bu işin. Eskiden,
inanın, uzman olduğunuzda, 5-6 yıl herhangi bir şeyi tekrar açıp okumadan, nasıl
oldu diye bakmadan, hayatınızı idame ettirebilirdiniz. Ama bugünkü şartlarda bu
mümkün değil. Her gün her şey değişiyor ve imkân da var okumak için. Teknoloji
değişiyor. Bilgiler değişiyor. Eskiden doğru bildikleriniz değişmiş, “bunu
böyle yapalım”, deniyor. Klasik bir takım şeyler değişmiyor, ama bunları
izlemezseniz, güncel olmazsanız. Bu alanda yerinizi pek tutturamıyorsunuz. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> İkinci
mühim sorun da güncel olmak Eğitimle birlikte demek ki. Ortopedi ve
Travmatoloji hastanesi yoğunlukla tercih ediliyor. Açar açmaz hastaneniz bir
marka haline geldi. Ne diyorsunuz hocam? Hastalar başta sizin alanınız olmak
üzere tercih etmeye başladı hastaneyi.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Onun sebebi şöyle: Uludağ Üniversitesi’nde
olduğumuz sürede bizim oradaki bilinirliğimiz. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong> <em>Güzellikler
biriktirmişsiniz.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> İlla ki! Biraz belki demekte fayda
var. Çünkü başka türlü olmaz. Şöyle bakmak lazım: Uludağ Üniversitesi’nde okul
bize çok şey verdi. Bizi yetiştirdi, öğretim üyesi yaptı, profesör yaptı. Biz
de çalıştık. Ama orayı ve oradaki şartlar bizi buraya getirdi. Dönüp bakın; “siz
ne yaptınız Uludağ Üniversitesi için?”, diye sorduğunuzda: Orası size bir
şeyler yaptı, sizin de ona bir şeyler yapmanız lazım. Ne yaptık? Biz orada, Uludağ
Üniversitesi’nin diğer çalışan arkadaşlarımız ile beraber Türkiye’de, ortopedi
konusunda, bilinir bir üniversite hastanesi olması konusunda, bilinir bir
üniversite hastanesi olması için elimizden geleni yaptık. Bizim diğer çalışma
arkadaşlarımıza baktığımızda, hepimiz, Türkiye’de kendi işi ile ilgili
ortopedinin 7 ana branşı vardır. Bu işlerle ilgili hepimiz dernek yöneticiliği
yaptık. Türkiye’de ortopedi konusunda bunlar; “Artroplasti Derneği”, “Türkiye
Ortopedi ve Travmatoloji Derneği”, “El Cerrahisi Derneği”. Bunların hepsi ile
ilgili hep kısmet oldu. Uludağ Üniversitesi ile ilgili buralarda dernek başkanlığı
yaptık. Ben de bizim Artroplasti Derneği’mizin 3 yıl boyunca başkanlığını
yaptım. Ondan önce 2’şer yıl aralıklarla, 3 dönem, 6 yıl Türkiye’deki Artroplasti
Derneği’mizin genel sekreterliğini yaptım. Başından beri içindeyiz. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu): </strong><em>Hastalara
faydalı olurken hem Türkiye’deki gelişimi hem meslek dalının gelişimi
noktasında da sürekli eğiterek ve öğrenerek farklı bir yol haritanız var. Bu anlamda
ve gerçekten örnek bir iş yaşamı ve mesleki yaşam, İyi ki Bursa’dasınız, bu
anlamda Bursa çok şanslı.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Çalışmaya ve yetişmeye çalışıyoruz.
Elimizden geldiği kadar.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Ama
şunu görüyorum hocam ben sizde; mükemmeliyetçi bir yapınız var.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yani, o bazen tehlikeli oluyor tabi.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong>O
bende de var. İnsan kendisini çok yoruyor. Belki o anlamda söylediniz hocam.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yorgunluk olmuyor. Ameliyat yaparken
insan yorulmaz normal şartlarda. Diğer cerrahlar da yorulmaz. Çünkü ameliyat
başka bir şey. Vücudunuz sizin yorulmanıza izin vermez. Oradaki hormonal denge
içerisinde, “of be! Yoruldum, bıktım artık!”, dedirtmez size. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> İnsan
yaşamı değil mi hocam? Orada bir hayat var yani.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yapamazsınız saatlerce o ameliyatı. Yaparsınız,
gerekirse hiçbir şey olmaz.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> En
uzun süren ameliyatınız ne kadar sürdü hocam?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Ameliyatlarda bazen işler iyi gitmez
ve bazen gerçekten zordur. 8-9 saat süren ameliyatlar olur, ama çok sık değil.
Bazen bizim aramızda, “hızlı yaptım. Çabuk yaptım.”, diye konuşulur. Şimdi
aklıma gelmişken söylüyorum. Bunlar öyle çok itibar edilecek işler olmamalıdır.
Çünkü zamanında yapıp bitirmek, usulüne uygun yapmak lazım. Oradaki her şey çok
önemlidir. Hem sizin için, hem hastanız için yaptığınız her hareket, her şeyi
düşünerek yapmak lazım. Dolayısıyla zaman tabii ki önemlidir. Ama bazen
hastanın durumu sıkıntılıdır. Ve çabucak yapmak gerekir olur. Onu da yapmak
lazım. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong>Yurtdışında
da zaman zaman tedavi ettiğiniz hastalarınız olduğunu biliyorum. Azerbaycan’da
ya da Suudi Arabistan’da mıydı? Hafızanızda kalan güzel anılarınız da vardır.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bu hastane ile birlikte yurtdışı hasta
turizmi adı altında hastalar oluyor. Bir de bizim toplantılar sonrasında yurt
dışından gelen insanlar sizi dinlediklerinde, yurt dışı toplantılarında, “Sizin
hastaneye gelebilir miyiz?”, diyorlar. “Buyurun, gelin.”, diye davet
ediyorsunuz tabi. Bir ay, iki ay kalsın, follow, yani takip eden, bakan
insanlar olarak izlesinler. Onlarla bir takım ilişkiler içerisinde oluyorsunuz.
Bazıları davet ediyorlar, “Gelin, bu ameliyatı bizim için yapar mısınız?”, diyorlar.
Onun için kalkıp gidiyorsunuz.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Mesela
nerelere gittiniz hocam?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yani daha çok Suudi Arabistan’a
gittim. Riyad’da bir askeri hastanede bir ameliyat yaptım. Bakü’de, Tripoli’de,
Libya’da(o zaman ortalık karışık değildi.), Bingazi’de, Erbil’de, Bağdat’ta, Kerbela’da
ameliyatlar yaptım. Çağırıyorlar, gidiyoruz. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Peki,
yurtdışından bizi takip edip, eğitim almak isteyen kişiler de oluyor diyorsunuz,
tıp öğrencilerinden ya da doktorlardan. Bu güzel bir şey hocam. Ne kadar
sıklıkla geliyorlar? Bizim öğrencilerimiz nasıl bu anlamda?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bizim uzmanlarımızla alakalı öncelikle
yurtdışı kısmı ile ilgili olan kısmı söyleyeyim. Aşağı yukarı, şimdiye kadar 80
kişiye yakın yurtdışından bizi izlemeye gelip, ameliyatlara dışarıdan bakıp,
nasıl yapılıp edildiğini detaylı anlattığımız birçok uzman, hekim ya da
asistanlığın son senesinde olanlar geliyorlar, kalıyorlar. Misafir ediyoruz
onları. Bir otelde kalıyorlar. Yiyecek ve içeceklerini veriyoruz. Biz de onlara
bir şeyler anlatıyoruz. Biraz evvel söylemiştiniz, aklımıza gelmişti. Biz de
bunlara öğretiyoruz aslında. Öğrenmenin bir diğer tarafı da bu. Tekrar
ediyorsunuz. Aklınızda çok oturmamış şeyleri tekrar ekleyip, öğreniyorsunuz.
Şimdi bunu, bizzat öğretmenlik yapanlar çok iyi bilirler. Siz de öğreniyorsunuz,
onları da eğitiyorsunuz. Ben Amerika’ya gittiğimde çok soru sorardım. “Bunu
neden yaptınız? Nasıl yapıyorsunuz?” Hatta orada anlatan kişiler, dönüp bakardı:
“Neden bu soruyu soruyorsun?”, diye. Çünkü o zamanlarda ülkemiz çok gelişmiş
değildi. (Özellikle benim alanım) Ben, “Hospital for Special Surgery”de, New
York’ta, Ranawat’ın yanına gittim. Şu gün sağ olsun, Türkiye’ye aşağı yukarı 15
kez davet ettim ve her seferinde de geldi. Bizim toplantılarımıza katıldı. Şu
anda bildiğim kadarıyla dünyada yaşayan ve en önemli artroplasti cerrahıdır. Bu
alanda en önemli insan şu anda. Şu an 85 yaşında ve 83 yaşında ameliyat yapmayı
bıraktı. Allah ondan razı olsun. Bana öğrettiği gibi, bilgi verdiği gibi,
Türkiye’yi çok sevdi. Yurtdışına tabii ki her yere gidiyor. Artroplasti ile ilgili
bir toplantıda, referans olarak “Ranawat’ın dediği gibi”, “Ranawat’ın yaptığı
gibi”, denmeden geçilmiyor. Mutlaka bir yerde ismi anılıyor ve bu çok güzel bir
şey. Bu çok önemlidir. Aslen Hint kökenli. Bu çok büyük bir insandır. Sağ olsun,
Türkiye’deki çabaları da gerçekten bizlere çok şey öğretti. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Sizce
o başarıyı getiren kendisine nedir?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Çok çalışkan bir insandır. Buraya
geldiğinde her defasında soru sorar: “Gel otur. Ne öğrendin bu toplantıdan?”,
der. Ben profesörüm ya o da profesör, tamam. Ama benim hocam sonuçta. “Gel
bakalım otur, ne öğrendin?”, der. İki şey söyler her gördüğünde: Her zaman
yurtdışında toplantıya gittiğimizde “gel” der. Ben ise “buyurun efendim”,
derim. &nbsp;“Ne öğrendin? Toplantıdan
çıktınız ya ne öğrendin? Üç tane şey söyle”, der. Şaşırırsın, anlatmaya
çalışırsın. Böyle bir insan. Onun için çok çalışkan bir insan. Hep düşünerek,
işlerini yapan bir insan. Bu çok önemli. Hayal ederek yapan bir insan. Burası
çok önemli ve benim ondan öğrendiğim ve herkesin bunu yapması gerekliliğine de
sonsuz inandığım bir şey. Yine yıllık çağırdığımda, geldiği zaman buraya,
fırsat olup karşılaştığımızda, sorularından birisi de şudur. “5 yıllık planın
ne?”. Anlatırsınız. “Onu yapacağım”, dersiniz. “Biraz değiştirelim onu, şöyle
yapalım”, der. Çok şey öğrendim. 1993 yılından beri böyledir. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Bu tip
özel insanlar ya çıkıyor, ya çıkmıyor. Siz bu anlamda şanslısınız. Ama çok
çalışkansınız ve gerçekten çalışan ve mücadeleci bir kimlik olduğunuz için. </em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yapmak lazım. Ülkemizin buna ihtiyacı
var. Biz gerçekten zamanında sıkıntılar çektik ülke olarak, sağlık konusunda. Hatırlar
mısınız? Yurtdışına giderdi bir sürü insanlar, tedavi olmak için. Amerika’ya, oraya,
buraya. Şimdi çok duymuyorsunuz, değil mi?</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Hayır,
duymuyoruz.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bitti işte. Bu, sağlık turizmi
çerçevesinde de insanlar bize geliyorlar. Ben her ay 2-3 hasta ameliyat
ediyorum, yurtdışından gelen. Geliyorlar, ne olacak? Avrupa’ya ve Amerika’ya
gitmiyorlar. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Demek
ki Türkiye, siz gibi hekimler sayesinde güven veren bir boyuta ulaştı.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Kesinlikle. O kadar gerçekten değerli
bilim insanı var ki… Bizim arkadaşlarımız! Kendi alanımdakileri daha çok
biliyorum. Ama her alanda var. Benim bu işe başlayan, yeni başlayan, bu yolda
bir yere gitmek isteyen insanlar için tavsiyem, lütfen takip etsinler. İzlemek
lazım. Bu insanlar nasıl oldu da bunu yapt? Nasıl oldu da buralara geldi? Bakın
ülkede sıkıntılarımız var, tamam. Ekonomik krizimiz var. İşte siyasi bir takım
şeyler var. Savaşıyoruz bir yandan. Ama bizim işimiz, tabii ki vatandaş olarak,
bunları düşüneceğiz, üzüleceğiz ve elimizden geleni yapacağız. Ama sağlık
sektöründeysek ve bu işi yapıyorsak, hakkını vererek yapmamız lazım. Bunu
izlemek lazım, örnekler almak lazım.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong>Hocam
bir de şunu gözlemliyorum, katılır mısınız? Düzenli bir yol haritamız yok.
Düzenli çalışmıyoruz. Çalışıyoruz belki ama, her alanda ben bunu
gözlemleyebiliyorum. Dağınığız ve plan proje dahilinde çalışmıyoruz.</p>



<p><strong>Ortopedi Uzmanı Prof.Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Doğru diyorsunuz. Ama burada bunları, hep böyle çalışmak lazım diye söylüyoruz. Ama bir de bu çalışmasını istediğimiz insanlara, bizim bir çevresel faktörlerin etkisini de düşünmemiz lazım. Hekim olarak baktığınızda, bir uzman arkadaşımızın, “Akşam eve ne götüreceğim? Ben rahat olacak mıyım, yoksa olmayacak mıyım? Acaba şu kitabı alsam parasını ödeyecek miyim?”, gibi bir takım şeylerin ortadan kalkmasını sağlamamız lazım. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Kafa
rahat olacak.</em></p>



<p> <strong>Ortopedi Uzmanı Prof.Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Ameliyathane ve hastane şartlarını, yardımcı personel dediğimiz şartları, hemşirelerimizi, hastane içerisinde sağlık sektörü bir zincir halinde düşünmemiz lazım. Doktoru, hemşiresi, diğer arkadaşlarımız, bunların hepsi, kayıttaki arkadaşlar, odaları temizleyen arkadaşlar, asistanlar, bunların hepsinin iyi olması lazım. Olmazsa olmaz. Yapamazsınız, ulaşamazsınız. Dolayısıyla herkesin iyi hedefleri olmalı. Ama bizim de, “Ne yapabiliriz? Nasıl iyi hale getirebiliriz?”, sorularını düşünmemiz lazım. Biz derken kastettiğim, bize bu imkânı sağlayan bürokratlarımızın, siyasetçilerimizin, yöneticilerimizin yapması lazım. İnsanız çünkü. Hemen kötü taraflarına kayıveriyoruz. Bazen yapacağımız işi birazcık savsaklayabiliyoruz. Hani olur ya, “Ben senin için her şeyi yaptım. Sen neden işini yapmıyorsun?”, diye sorabilmek için, birazcık öz eleştiri yapıyorum. Bunu da yapmamız lazım. Hiçbir şey yok, o yok, bu yok, çalış çalış, nereye kadar? Tamam çalışalım, ama bu sayı az olur o zaman. Yani çalışan ve üreten insan sayısı az olur. O yüzden bu çevresel faktörleri iyileştirmek lazım. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Belki
de ekonomide yaşadığımız bu sıkıntılı süreçlerin başında, bu koşulların ortaya
konamaması, her alanda, biraz da siyasette çok etkili. Ne diyorsunuz hocam?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Sıkıntılarımız var. Bazen ya bilmeden,
ya istemeden ya da çok detayına inmeden bir takım değişiklikler yapılıyor ve
uygulamalar getiriliyor. Burada tabi sadece yöneticileri de suçlamamak lazım. Bizim
taraftan da bakmak gerekiyor. Bir sürü gereksiz tahlil isteyen, gereksiz işler
yapılan bir sürü şeyler var. Bunlar kocaman sorunlardır. Bunları birlikte
oturup çözmemiz lazım. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu<em>):</em></strong><em> Hep bürokrasinin hantallığından söz ettik. Hükümet
sistemini değiştirdik şu anda. Tam kanıksandı mı ülkede? Hayır tam
kanıksanmadı. Bir adım atıldı. Umarım Türkiye’nin hayrına olan bir sistem
olmuştur.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bizim sağlıkla ilgili baktığınızda,
düzgün çalışılması gereken ortamlar sağlanmalı, imkânlar sağlanmalı. Şimdi her
tarafta sıkıntı var. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Yalın
Hastane kavramını anlatıyorsunuz. Bu konuyu çok önemsiyorsunuz ve üzerinde
yıllardır duruyorsunuz. Ne anlatmak istiyorsunuz yalın derken? Ben şunu
anlıyorum: Her şey net, açık, ortada gereksiz bir ilaç kullanımı olmamalı. Ne
bir farklı uygulama? Ne ihtiyaçsa, hastayı tedavi edecek ne ise, direkt onu
uyguluyorsunuz. Her şey hijyen ve her şey açık. </em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi yalından kasıt şu: Bizim temel
olarak hastanenin fiziki şartlarının, çalışanlarının, hastaların ve hasta
yakınlarının güvenliğini ön planda tutacak bir mantık ve çalışma düzenini
kurmak lazım. Bu işin temelidir. Bir güvenlik mutlaka olmalıdır. Bu güvenlik içerisinde
yanlış ilaç yazılması, yanlış ameliyat yapılması, gereksiz ameliyat yapılması,
her şey var. Bununla başlayan ve bu işleri yaparken israfı önleyen, lüzumsuz
her şeyi ortadan kaldıran, “bunun bir faydası yoksa yapma” mantığını geliştiren
bir sistem. Ama her seviyede, doktorundan hemşiresine herkes için geçerli, bu
düzeni oturtmak lazım ve yapacağınız işi önceden hayal etmeyi sağlamak lazım.
Ne yapıyorsanız yapın, önceden hayal etmek lazım. Hayal edip uyguladığınız
zaman, özellikle yaptığınız ameliyatlarda, özellikle yaptığınız müdahalelerde
hayal edeceksiniz ve sonrasında hayata geçireceksiniz. Hayal etmek, yaptığınız
işin süresini kısaltır, hata süresini azaltır ve doğru iş yapmanızı sağlar.
Uygun, ucuz ve en verimli işi yapmanızı sağlar. İşte bu mantık çerçevesinde, bu
hastane içerisinde biz, MEDICABIL içerisinde her arkadaşımıza, her çalışanımıza,
“lütfen bu mantığı unutmayın. Bu şekilde çalışalım. Lütfen bunu böyle yapalım.”,
diye her defasında anlatıyoruz, konuşuyoruz. Yalın Hastane modeli deyince,
bizim toplantılarımız oluyor, kongrelerimiz oluyor, uluslararası katılımlı
oluyor. Yurtdışından geliyorlar ve her yıl tekrar ediyoruz. Dolayısıyla bu bir
markayı güçlendiren bir nitelik haline geldi. Yalın Hastane modeli olarak
çalışan hastane ya da uğraşan hastane çok, ama biz bunu ilk başlatan hastaneyiz
Türkiye’de.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Bursa’dan
Yalın Hastane kavramına sektörünüzdeki diğer özel hastanelerden yansıma nasıl
oldu hocam?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Katılımcılar oluyor. Diğer
hastanelerden arkadaşlar geliyorlar katılıyorlar. Sağ olsun Sağlık Müdürü’müz
Özcan Bey, gerçekten bu konuda çok destek veriyor. Bütün sektörün zaten bu
şekilde çalışmasını da hedefliyor, amaçlıyor. Bu konuda Özcan Bey’in bize çok
büyük bir katkısı var.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> İl
Sağlık Müdürü’müz çok başarılı bir kimlik ve aslında Bursa için bir kazanç.
Yıllardır da Bursa’nın İl Sağlık Müdürü</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Çok… Allah güç kuvvet versin. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Organ
bağışı konusunda Bursa’ya çok ciddi katkısı var. Sizin de hastaneniz ile ilgili
bir haber okudum. O süreci anlatır mısınız?</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Dört tane oldu. Organ bağışı iyi bir
şey. Şimdi yaşamını kaybetmiş bir hastamız var. Sahipleri, tabi hasta sahipleri
ya da vefat eden kişinin akrabaları, bunların ikna edilmesi lazım. Onların izni
ile bu işi yaptığınızda, birçok insana nakil imkânı sağlamak çok mühim. Benim
abimin çocuğu, yeğenim de böbrek hastasıydı ve nakil oldu. Ben bunu hem doktor
olarak, hem de yakinen yaşadım. O insanları hayata döndürüyorsunuz. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Toplumun
bilinçlenmesi lazım ve Bursa bu anlamda gerçekten çok başarılı. Cuma
hutbelerinde bile halkın yönlendirildiği de düşünülürse, İl Sağlık Müdürlüğü
çok mücadele etti ve Avrupa’da ciddi başarılar elde edildi. </em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen</strong>: Evet. Özcan Bey’in çok katkısı var. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Hocam
JCI… Dünya standartları sağlıkta belgesini alan, Bursa’da tek hastane gözüküyor
Özel Medicabil Hastanesi… Tabi siz bunu da tekrarlıyorsunuz sanırım. </em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Mücadele ediyoruz. Uluslararası bir
kalite standartları belgesi… Aslında çok değerli bir şey. Bunlar aslında
bildiğimiz işler, ama pek yapmak istemiyoruz. Ne oluyorsa bir şekilde
basiretimiz bağlanıyor. Normal şartlarda bunun hepsini yapması lazım. Bunu
herkes biliyor aslında. Ama ya tembellik, ya görmemezlik ya da başka bir şey… Bu
konuda güncel olmaktan uzak kalmak sizi bunlardan uzaklaştırıyor.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Bu
belge ne katıyor hocam hastanenize?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Çok şey katıyor. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Dünyadan
hasta aldığınızı söylüyorsunuz ve bu belgeye de bakıyorlar öyle değil mi?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Kesinlikle bakıyorlar. Bakın birçok
yerde konuşuyoruz bunu. Toplantılarımızda dile getiriyoruz. Önlenebilir tıbbi
hatalardan, hatasızlaştırma yöntemi olarak bunu değerlendirin lütfen. Her yıl
352 bin kişinin öldüğünü rapor ettiler Amerika’da. Çok ciddi bir rakam. Ülkemizde
ne kadardır dediğimizde, 1500’ün üzerinde hastanemiz var. Her gün bir kişi bu
şekilde vefat etse, işte hesabını yapın. 1500’den 300-400 bin insan yapacak.
2’şer tane olsa, düşünsene ne kadar rakam. Amerika bile bunu iyileştirmeye
çalışıyor ve bu yıl çıkan yazıda da, yine bu amaçla yapılan çalışmada, 2019
yılında bu 352 bini 161 bine indirmişler. Neredeyse yarı yarıya indirmişler ve
bunu başarmışlar. Önlenebilir tıbbi hatalar, eğitim ile ilgili, yanlış ilaç
uygulaması ile ilgili. Hastanın ameliyat sırasında dikkat edilmeyip de çok
kanamasının olması veya yanlış bir anestezik maddenin verilmesi, kontrol
edilmeden ilaç verilmesi gibi. Bir sürü şeyi sayabilirsiniz. Dolayısıyla
zamanında müdahale yapamamamızdan dolayı hastamızı kaybetmemiz. Çok mühim
şeyler. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong>Bu
belgede bu anlamda çok önemli. Şimdi bakıldığında hocam, özel hastaneler
yönetmeliğinde de değişiklikler yaşandı son dönemde. Bu konuyu nasıl
değerlendiriyorsunuz? Sağlık yatırımları olsun, yoğun bakımları olsun, yatak
sayısı olsun. Türkiye’de özel hastanelere tanınan imkanlar… Bu anlamda siz gibi
değerli kimliklerin mutlaka söyleyecekleri, beklentileri vardır.</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Şöyle bir şey söyleyeyim mi?&nbsp; Bugün bir hastanın, ameliyat olacak hastanın
A grubundan ameliyat olacak bir hastanın, devlet hastanesinde veya bizim hastanede,
nerede olursa. Özel hastane dışında ameliyat olduğu veya tedavi olduğu bir
yerdeki maliyeti ile özel hastanedeki maliyetini kıyaslayalım. Neyle maliyetini
kıyaslayalım? Devlete maliyetini kıyaslayalım. Devlete maliyetini
kıyasladığınızda, özel hastanelerdeki maliyet hemen hemen yarı yarıya. Bunu,
yani inşallah birileri dinler de, dikkate alırlar. Yani göz önüne almak lazım.
Bunu gerçekten…</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Bu
anlamda özel hastaneler elini taşın altına bırakmış durumdalar.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Biraz destek olmak lazım. Hesap açık
ve ortada. Yani her zaman bunun hesabını yapabiliriz. Gelir otururuz karşılıklı.
Şu ameliyat ne kadar hesap ederiz. Buyurun devlet tarafına bakalım. Orada
yapıldığında ne olduğuna bakalım, ortaya çıkar. Benim ameliyat ettiğim
hastalarda, hastanedeki yatış süresi 1,6 gün.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Annem
son dönemde Özel Medicabil Hastanesi’nde ameliyat oldu ve gerçekten bekliyoruz
ki çok ciddi bir ameliyat geçirdi. Belden ve KOAH hastası, şeker hastası ve
farklı sıkıntıları da var. Dedim ki; 3-5 gün yatar. Ama bir günde çıktı hocam
ve çok iyi çıktı. </em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Ne güzel. Bakın maliyet açısından, iş
gücü kaybı açısından önemli çok… Bizim bir avantajımız var. Yurtdışında olan, Avrupa’da
olan kimse, hastasına bizim gibi sahip çıkmıyor. Çocuğu, yakınları, kardeşi bırakmıyor
ki hastaya. Bu faktörleri de iyi kullanmak lazım. Dolayısıyla bu bir maliyettir,
bunu azaltıyorsunuz. Hastayı erken taburcu etmek için iyi tedavi etmeniz lazım.
İyi tedavi ederken uygun ilaçları kullanmanız, fazla bir şey yapmamanız ve her
şeyi düzgün yapmanız lazım. Fazla kan kaybı olmaması lazım. Bunların hepsi
masraftan ve maliyetten düşmek gerekir. Peki siz bunu böyle yaptığınızda başka
nasıl faydası olur bunun? Örnek verelim. Sizin 100 yataklı ya da 1000 yataklı
hastaneniz var. 1000 yataklı hastanede ortalama yatış süreniz kaç gün? 2 gün
diyelim. Her şeyi düzgün yapıyorsunuz ve 2 gün. Ama öbür tarafta başka bir
hastanede, yatış süresi 4 günse, 5 günse, sizin iki günde taburcu ettiğiniz
zaman 1000 yataklı hastane iseniz, yatak sayınız 2000 oldu. 100 yataksanız, 200
yatak oldu. Çünkü hastayı çabuk tedavi ettiniz ve çabuk taburcu ettiniz.
Dolayısıyla yatak sayısı arttı. Peki, o zaman Türkiye’de bizim yatak sayımız
200 bin, 225 bin diyelim. Şu kadar hastanede yatak sayımız var. Peki, biz bu
kadar yatak sayısını hastaları iyi tedavi edip, güzel tedavi edip, güncel
bilgilerle donatılmış insanlarla tedavi ettiğimiz zaman, erken taburcu
ettiğimiz zaman ne oluyor? 200 bin yatak mı? Hadi 100 bin koy, 3 günde tedavi
edelim. Otomatikman hiçbir şey yapmadan yatak sayınız 300 bin oldu. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Evet,
sıkıntı giderilmiş oluyor. Yatak sayısı giderilmiş olduğu için…</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Yeni hastane yapıyoruz. Yapalım güzel,
bir şey değil. Yapılsın ama bunlara da bakmak lazım. Yalın mantık bu. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Evet
yalın mantığın bana göre bütün sektörlerde uygulanması lazım.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: </strong>Uygulanıyor zaten. Bu sanayi
sektöründen gelen bir şey.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong>Kendi
sektörüm açısından da mesela düşünüyorum. Bu konuda önerilerinizi dinlemek
istiyorum en yakın zamanda. Evet, baya konu başlığından söz ettik aslında. Ama
sizinle konuşacak çok farklı konular da var. Ama zamanımız kısıtlı. Belli sizin
de yoğunluğunuz var. Şimdi Bursa ile ilgili birkaç cümle kurmanızı rica
edeceğim. Nasıl görüyorsunuz? Şu an yansıttığı tabloyu kentin? Bursa ile ilgili
neler söylersiniz?</p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bursa, Türkiye’nin en güzel şehirlerinden
birisi. Bursa’da oturuyoruz diye en güzeli de diyebiliriz yani. Dolayısıyla hakkettiği
gibi yönetilmeli. Tabiİ ki büyük başın büyük işi olur. Yöneticilerimiz çok
büyük şeylerle uğraşıyorlar. Toplumsal sorunları tabii ki çözüyorlar. Ellerinden
geldiği kadar. Mesela ulaşım biraz daha rahatladı, daha yoğundu. Orada
gerçekten bir rahatlık var. Sabah ya da akşam biraz sıkıntı oluyor. Tabii ki o
kadar göç alıyor. Olacak o kadar da. Yani Bursa, inşallah daha iyi olacağız. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Yalın
yönetileceğiz biraz daha değil mi?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Tabii ki Sayın başkanımız sağ olsun,
takip ediyoruz Kendisini gayet güzel çalışıyor, işler yolunda gidiyor.</p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu<em>):</em></strong><em> Çok teşekkür ediyorum Sayın Ömer Faruk
Bilgen, Hayata Dair’e katıldığınız için.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Ben teşekkür ederim, sağ olun. </p>



<p><strong>Pınar Yeniyiğit (Sunucu):</strong><em> Başarı
ve yaşam sırlarınızı paylaşmış oldunuz. Başarılar diliyorum. İyi ki varsınız. İyi
ki Bursa’dasınız.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Sağ olun, çok teşekkür ederim. </p>



<p>Videonun tamamını izlemek için <strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=50uKGvmI8ks&amp;feature=youtu.be">buraya</a></strong> tıklayınız.</p>



<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen&#8217;in diğer videolarını izlemek için <strong><a href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/">buraya</a></strong> tıklayınız.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/hayata-dair-programi/">Hayata Dair Programı Kanal On6</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
