fbpx

Anlatacak Çok Şey Var – Yalın Yaklaşım

Prof. Dr. Ömer Faruk BİLGEN'in Katıldığı TV Programları Ve Verdiği Röportajları Videolar Sayfasından Takip Edebilirsiniz.

Hakkımda

Prof.Dr. Ömer Faruk Bilgen 1957 yılında Mersin’in Tarsus ilçesinde doğdu. Evli ve 2 kız babası olan Prof.Dr. Ömer Faruk Bilgen 1981 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

Güncel Videolar

Takip Edebilirsiniz

Prof.Dr. Ömer Faruk Bilgen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Ümit Zileli: Ümit Zileli ile Söz Sizde programını artık biliyorsunuz. Her konuda, her alanda söz sahibi olan kişilerin gelip bizi bilgilendirdiği bir program bu. Her alanda, ekonomiden kültüre, sağlıktan eğlence dünyasına, siyasetçi de olabilir. Şimdiki konuklarım da tıp dünyasından iki profesör konuğum var ve sizin belki de bugüne kadar pek değil, belki de hiç duymadığınız bir konudan bahsedeceğiz. Sağlıkta Yalın yaklaşım, hastanelerde yalın yaklaşım diye bir sistemden söz edeceğiz. Ama tabi bunun ne olduğunu, tabi hastaneler, sağlık sistemi, israflar, bunun sonunda getirdiği müthiş bezginliklerden de bu arada söz etmiş olacağız. Ben size hemen konuklarımı tanıtayım. Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı… Diğer tarafımda da Prof. Dr. Aysun Yılmazlar var.  Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı… Hoş geldiniz. Siz Bursa’da çalışıyorsunuz ve bir hastaneniz var. Medicabil Hastanesi, ağırlıklı olarak bir konuda mı uzmansınız?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Bizim hastanemiz daha çok ortopedi ağırlıklı bir hastanedir. 5 yıldır faaliyetteyiz. Biraz da bölgede referans merkezi olduk sayılır. Çünkü birçok hastalıkların, gelen hastaların özelliklerinden dolayı bunu biraz fark edebiliyoruz. Zor olan vakalar ya da herhangi bir yerde yapılmış, başarılı olamamış olguların gelip bize müracaat edilmesi.

Ümit Zileli: Düzeltilmesi mi?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Birazcık öyle bir hastane niteliğimiz var. Bu arada hastanemizin bir özelliği daha var. Yoğun bakım ünitemiz oldukça güçlü. Hem yatak kapasitesi adına, hem de orada çalışanlar adına oldukça güçlü ve oranın başında da Aysun Hocamız var. Bu şekilde sağlıkta ihtiyacı olanlara en iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz.

Ümit Zileli: 5 sene aslında o kadar da uzun bir süre değil, ama referans merkezi olmak da önemli.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Çok değil, birazcık ortopedi ağırlıklı olması, bu konuyu gündeme getiriyor. Bizim biraz ortopedi konusu son yıllarda çok güncel oldu. Özellikle bir 15-20 yıldır ve son yıllarda, 10 yıl içinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde (tabi her şeyin en lideri onlar olduğu için sonuçta), bakıyorsunuz ortopedi ve plastik cerrahi bugün en çok aranan ve ihtiyaç duyulan branşlardandır. Dolayısıyla ülkemizde de o tarafa doğru kayış var. Çünkü sonuçta gelişmiş ülkelerin izledikleri yollar.

Ümit Zileli: Ortopedide iyi yapamayız dediğiniz bir şey var mı hocam?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Yok.

Ümit Zileli: O kadar eminiz. O güzel bir şey. Ama insanın bir tarafını kırması kadar kolay bir şey yok. Bir de travmatoloji ekleniyor buna.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Ortopedinin 7 branşı var ve bu branşların hepsi bizde aktif olarak mevcuttur. Omurga cerrahisi, tümör, benim uğraştığım artroplasti, spor hekimliği, çocuk ortopedi, el cerrahisi hepsi mevcut.

Ümit Zileli: Ortopedi deyip geçme, dur yolcu demek lazım. Hocam yoğun bakım ama, zaten sizin alanınız da, anestezi de çok korkutucu gelir insanlara. Ben baya ameliyat geçirmiş biri olarak işi biliyorum biraz. Fakat onda da çok müthiş gelişmeler yaşandı değil mi?

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Tabi benim asistanlığım döneminden bugüne gelecek olursak, ben kendi içimde de bunun çok büyük fark kaydettiğini bilhassa söyleyebilirim.

Ümit Zileli: Anestezi bir ameliyatın neredeyse en önemli bir bölümünü temsil ediyor, değil mi?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Yani ben şunu söyleyeceğim şimdi. En önemli bölümü deyince, ben söylüyorum, ben düşünüyorum sanırdım. Aysun Hoca’ya “anesteziler çok önemlidir, anesteziler şöyledir.”, diye söylerdim. Şimdi ilk defa sizden duyuyorum, çok önemli bir şey.

Ümit Zileli: Kendimi tebrik ediyorum. Şimdi bizde sağlık ne durumdayız? Çok uzun işlerdik. Ama ben bakıyorum tam gün yasasından sonra, sağlıkta müthiş devinimler, müthiş düşüşler de yaşandı. Bu hastanelerden profesörler çekildi. Cerrahpaşa Hastanesi’nde 200-220 olan ameliyat sayısı 20’lere düştü. Ben müthiş bir israf olduğunu düşünüyorum sağlık sisteminde, katılıyor musunuz buna?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Evet.

Ümit Zileli: Siz katılıyor musunuz hocam?

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Evet, ben de katılıyorum.

Ümit Zileli: Ama sadece parasal değil, her anlamda. Zamanda, malzemelerde, hastaların beklemeleri benim yüreğimi parçalıyor. “Bunlar olmasa olmaz mı?”, diye kendi kendime sordum. Sizin bana bu yalın yaklaşım diye biraz önce bilgilenmek için sorduğumda çok hoşuma gitti. Çünkü yalın yaklaşım hastanelerde israf meselesine personel, malzeme, zaman israfına ve sonuçta da tabi bütün bunlar tüm israfları ortadan kaldırmaya yönelik bir hareket değil mi? Peki, nedir ilk tanımı ile yalın yaklaşım?

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Sağlıkta yalın yaklaşıma geçmeden önce ben özellikle sağlık çalışanlarının sadece hekimler değil, işlerini yaparken bir standardizasyon çerçevesinde yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Sadece ben değil, şu anda Sağlık Bakanlığımızın da hastanelerde uygulanmasını zorunlu tutuğu, sağlıkta kalite standartları var. Bunları zaten uygulamamız gerekir hastanelerimizde. Bu anlamda her yıl denetimden geçiyoruz. Biz de geçiyoruz ve gururla söylüyoruz ki puanımızı hiç 96-97’nin altına düşürmedik. Şimdi bu çalıştırdığımız iş süreçlerimizde, eğer hastamıza değer katmayan bir faaliyet varsa, bu çalışanın gereksiz hareketi olabilir, gereksiz bir malzeme olabilir. İsraf olarak yalın yaklaşımda görülen, tüm değer katmayan faaliyetleri ayırt etmek o süreçlerden. Tabi bunu yapabilmek için sağlık çalışanlarının tümünün eğitimden geçmeleri gerekiyor. Bunu ben sözlü olarak söylerken çok kolay geliyor, ama beyinlerimizi bu şekilde çalıştırabilmek için, sağlık çalışanlarımızın bu işi yapabilmesi için, yalın yaklaşım nedir, tam olarak mantığını algılamaları ve işlerini bu yönde düzeltmeleri için yalın araçlar dediğimiz de bir takım metotları öğrenmeleri gerekiyor.

Ümit Zileli: Bu dediğimiz çok yeni değil mi?

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Yeni diyebilirim. Ama üretim sektöründe yeni değil. Japonya’da doğmuş bir felsefe bu. Daha sonra batıya yansımış ve batıda bunu sağlığa uyarlayalım demişler. Çünkü batıda görmüşler. Hep Amerika Birleşik Devletleri en iyi tip uygulama orada. Biz de zamanında çok gittik oraya. Hakikaten çok iyi tıkır tıkır işleyen bir sistem var. Ama orada bile beklemeler, hasta ve hasta yakınlarının bekletilmeleri meselesinin işte bu yalın yaklaşım ile çözülebileceğini, bir endüstri mühendisinin mantığı ile bir kavram ortaya atılmış. Bu anlamda kitaplar yazılmış ve birçok ünlü hastane kapılarını açmış. Birçok çalışmalar yapılmış.

Ümit Zileli: Sonuçta parasal anlamda da müthiş bir şey getiriyor.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: O da maliyete yansıyor. Sağlıkta yapılan her türlü düzeltmeler sonuçta maliyeti düşürüyor.

Ümit Zileli: Hasta memnun kalıyor mu bu işten?

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Hasta da memnun kalıyor. Çünkü hastanın en çok istemediği şey bekletilmek. O hizmeti uygun görülen optimum bir zaman içerisinde alması gerekiyor. Ben hasta olarak gitsem, ben de aynı şeyi isterim. Bunu hallediyor.

Ümit Zileli: Başlıklar halinde bakalım. Ne gerekiyor bunun için?

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Burada Aysun Hoca’nın söylediklerine bir katkı olarak, hastane içerisinde sağlık sisteminde çalışanlar, sağlık çalışanları, hastalar, hasta yakınları, bunların güvenliğini sağlayacak, bunları mutlu edecek ve bir sürü iş yapıyoruz bilimsel olarak. Bunları yeni gelişmeler ışığında, bilimsel doğrular eşliğinde, uygulama alanına sokularak en mütevazi şekilde yapılması halidir. Bunu gerçekleştirmek lazım. Bunun için hocanın da söylediği gibi başta eğitim. Herkese baştan aşağıya bu mantığı yerleştirilmesi lazım ve bu hep konuşuyoruz kendi aramızda da, hayal ederek başlıyor. Bir işi önce hayal edeceksiniz, “ben bunu yapacağım”, diyeceksiniz.

Ümit Zileli: Bu sadece sağlık sisteminde değil, hayatın her alanında olması gereken bir şey. Yani yüzde 50’sini hayal et, olmuş bil derler ya…

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Hayal ederek başlayacak ve bu işin sonunu bilerek, biz bu işi yapıyoruz sonunda. Bunu elde edeceğiz diye, bir ameliyata başlıyorsunuz. Sonunda ne yapacağınız belli, o yüzden hayal ederek başlamak lazım ve doğru bir şekilde bitirmek lazım, bunun başı da eğitim.

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Hasta ve hasta yakınlarından aldığımız bilgiler, ki bunlar öneri ya da şikâyet olabilir, bunlar hep iyileştirme fırsatları hastane için. Ciddiye almak lazım. Sizin görmediğiniz ve kör olduğunuz her konuda bilgi alabilirsiniz.

Ümit Zileli: Kör olabilirsiniz dediniz, çok haklısınız. Siz işin içinde çok yoğun olduğunuz için göremeyebileceğiniz şeyler vardır. Bizde de öyledir. İyi yazı yazarım, kelime, cümle düşük der. O zaman görebilirim ben. Aynı şey.

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Yarım gün panel şeklinde, yalın hastane, yalın gelişmelerin nasıl olduğunu, teorik şekilde anlattığımız, biraz önce bahsettiğim workshoplar uygulanır. Problem çözme teknikleri ile yalın yaklaşımda da bir takım araçlar vardır. Problem çözmeye yardımcı araçlar. Beyin fırtınası, yedi israf, kök sebep analizi, Kaizen çalışmaları gibi, bunların eğitimini verelim dedi Ömer Hocamız. Hangi problemde, hangi aracı kullanarak o problemi çözüp, o problemi iyileştirmeye yarayan metotları öğretmek lazım sağlık çalışanlarına.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Bunun üzerinde Kaizen çalışması, “5 S” çalışması, bunların hepsi kaliteye yönelik çalışmalardır. Bir şeyin kaliteli olması için, “şunu bu kadar zamanda yaparsam kaliteli olur”, diye belirlemem lazım. Hayır o süreç içerisinde geçen zamanın kısaltılmasıdır.

Ümit Zileli: Ama bunun çoğunluğunda da gereksiz olduğu söylenir, ben size bırakayım sözü.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Biz yalın çalışmalar içerisinde, nasıl sadeleştiririz şeklinde hareket ettiğimizde etrafımıza bakıyoruz. Bu işi yapıyoruz. Ama bu işi daha az enerji ile, daha az israf ile, daha kısa zamanda nasıl yapabilirim? Buna bir örnek verelim. Bizim ameliyathanemizde bir gün ameliyat masası olduğu gibi malzeme dolu ve bu malzemelere baktığınızda yüz tane malzeme var. On tanesini kullanmışız. Tekrar steril ediliyor. Burada iş gücü kaybı, enerji kaybı, sterilizasyon makinesinin çalışması kaybı, insanların bunları taşırken harcadıkları efor, olası bu işleri yaparken çıkabilecek sakatlıklar, bunların hepsini bir anda önlemiş oluyorsunuz. Bizim yaptığımız çalışma da beşte birine düştü. Bunu her yere uygulayabilirsiniz. Örneğin; ameliyathanenin kapısının açılıp kapanması, onu getir aç, bunu getir aç, içeri gir çık, ne oldu? Enfeksiyon riski arttı. Ne yapıyoruz? Bütün malzeme ihtiyacımızı ameliyattan önce belirliyoruz. Biz ameliyattan önce neler olabileceğini hayal etmişiz aklımızda. Başımıza bir sorun geldiğinde nasıl çözeceğimize dair planımızı yapmışız. Yardımcı malzemelerimizi de belirlemişiz. Hepsini getirip ameliyathanemizin içerisine koyuyoruz. Başıma bir iş geldiğinde onlar benim imdadıma yetişiyor. Kapı yüz kez açılıp kapanacağına yirmi defa açılıyor.

Ümit Zileli: Hasta enfeksiyonu kaptı ve o şekilde hayatını kaybetti. Hastane sterilizasyonu çok önemli o yüzden. Peki sizin hastanenizde bu ne kadar uygulanıyor?

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Enfeksiyon önleme standardı var. Bu akreditasyon standartları içerisinde, kalite standartları içerisinde. Bize Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü ve zorladığı diyelim, ki bence mutlaka olması gerekir. Yine aynı şekilde JCI var. ABD’de kar gütmeyen bir kurum ve biz o kurum tarafından da denetlendik. Onun belgesi de var. Gerek JCI, gerekse Sağlık Bakanlığı’nın kalite standartları içerisinde çok önemli olan enfeksiyon önleme standartları vardır. Orada ne diyorsa biz kurumumuzda bunu uygulattırıyoruz.

Ümit Zileli: Ne kadardır yaptırıyorsunuz? Başından beri mi?

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Başından beri.

Ümit Zileli: Peki ne kazandığınızı düşünüyorsunuz? 5 senede bırakın insan ilişkilerini, mali olarak da kazanmış olmanız lazım.

Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Mali olarak da bir şeyler kazanıyoruz. En önemlisi tabi hasta sağlığıdır. Ben kendimden örnek vereceğim. Ben artroplasti ile uğraşıyorum. 25 yılın üzerinde bizzat tek başına o işle uğraşıyorum. Ortopedinin yedi branşı içerisinde ve burada benim pirimer, yani ilk vakasını benim yaptığım kalça ya da diz protezi olgularımda, bir tane diz hastamızda, iki yıl sonra ki o da ameliyata bağlı olarak değil, enfeksiyon oldu. Kalçada enfeksiyon oranım sıfır, beş yılda.

Ümit Zileli: Demek ki çok önemli bir şey bu.

Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: Tabi çok önemli bir standart bu. Yani, bunun işte gerek bizim ülkemizdeki kalite standartları gerekse JCI’nın önerdiği enfeksiyon önleme kurallarını vurgulamamız lazım. Bunun başında el yıkama geliyor. Çünkü vücudumuzda en kirli yerler ellerimiz. Hastaya dokunmadan el yıkanacak, hastadan ayrılınca el yıkanacak, ilk kural budur. Bunu çözdüğümüzde, bütün sağlık çalışanları içselleştirdiğinde, o hastanede enfeksiyon riski sıfıra yakındır. Bu da bir yalın yaklaşımdır. Çünkü enfeksiyon olduğunda, antibiyotik tedavisi başlıyor. Yani maliyet başlıyor yükselmeye.

Ümit Zileli: Düşünmek çok önemli. Sadece sağlıkta değil, her alanda düşünmek gerekiyor. Size çok teşekkür ediyorum Hocam, Ömer Bey. İnşallah bir dahaki karşılaştığımızda daha çok yayılmış olsun bu yalın yaklaşım. Sevgili izleyiciler gerçekten çok yeni bir şey, ben de yeni öğreniyorum. Ama izledikten ve dinledikten sonra görüyorsunuz ki eğer başarılabilirse, sağlıkta bir devrim olacak. Keşke her alanda yapılıp o devrimi yaşayabilsek. Bir başka programda başka konular ve konuklarla olmak dileğiyle görüşmek üzere.