<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kalça Revizyon Artroplastisi &#8211; Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</title>
	<atom:link href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/kalca-revizyon-artroplastisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.omerfarukbilgen.com</link>
	<description>Diz Protezi, Kalça Protezi, Ayak Protezi ve Omuz Protezi Ameliyatları, Protez Cerrahisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 May 2020 19:55:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8.2</generator>

<image>
	<url>https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2019/12/cropped-ofb-logo-200x39-1-32x32.png</url>
	<title>Kalça Revizyon Artroplastisi &#8211; Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</title>
	<link>https://www.omerfarukbilgen.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Enfekte Total Kalça Protezi Tedavisinde Çift Aşamalı Revizyon</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/enfekte-total-kalca-protezi-tedavisinde-cift-asamali-revizyon/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=enfekte-total-kalca-protezi-tedavisinde-cift-asamali-revizyon</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2020 19:53:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Revizyon Artroplastisi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde total kalça protezi (TKP) uygulamasının artmasıyla birlikte, nedenden bağımsız olarak revizyon yapılan hasta sayısı da artmaktadır. Primer total kalça protezinde periprostetik eklem enfeksiyonu (PEE), başarısız sonuçta üçüncü sıklıkta (%15) görülmekteyken, revizyon vakalarında ilk sırayı almaktadır. Enfeksiyon insidansı Birleşik Krallık’ta %1, Birleşik Devletler’de %2,2’dir. Revizyon total kalça protezinde ise derin enfeksiyon oranı Birleşik Krallık, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/enfekte-total-kalca-protezi-tedavisinde-cift-asamali-revizyon/">Enfekte Total Kalça Protezi Tedavisinde Çift Aşamalı Revizyon</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünya genelinde total kalça protezi (TKP) uygulamasının artmasıyla birlikte, nedenden bağımsız olarak revizyon yapılan hasta sayısı da artmaktadır. Primer total kalça protezinde periprostetik eklem enfeksiyonu (PEE), başarısız sonuçta üçüncü sıklıkta (%15) görülmekteyken, revizyon vakalarında ilk sırayı almaktadır. Enfeksiyon insidansı Birleşik Krallık’ta %1, Birleşik Devletler’de %2,2’dir. Revizyon total kalça protezinde ise derin enfeksiyon oranı Birleşik Krallık, Kanada ve İsviçre için sırasıyla %12, %14,5 ve %12,9’dur.  Enfekte Total Kalça Protezi Tedavisinde Çift Aşamalı Revizyon.</p>



<p>Total kalça
protezinden sonra görülen enfeksiyon, nadir bir komplikasyon olsa da tedavisi
zor ve tedavi maliyeti yüksektir. Enfeksiyon tipi, implantlar, konak kemik
durumu ve hastaya bağlı faktörler göz önüne alınarak tedavi planlanmalıdır.
Kurt ve ark. yaptıkları çalışmada, enfekte total kalça protezi tedavi
maliyetinin enfekte olmayan total kalça protezine göre 1,76 kat fazla olduğunu
bildirmiştir. Başka bir çalışmada da, septik total kalça protezi revizyonunun
aseptik revizyona göre maliyeti 2,8 kat iken, primer total kalça protezine göre
4,8 kat olarak hesaplanmıştır.</p>



<h2><strong>Çift Aşamalı Revizyon Sınıflandırma</strong></h2>



<p>İlk cerrahiden
sonra enfeksiyon bulgularının saptandığı zamana kadar geçen süre, tedavi
planlamasında önemlidir. Filtzgerald ve arkadaşları tarafından yapılan
sınıflandırma, Toms ve arkadaşları tarafından modifiye edilmiştir. Tsukayama ve
arkadaşları tarafından da dördüncü evre tanımlanmıştır (Tablo 1).</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="835" height="487" src="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/periprostetik-eklem-enfeksiyonu.png" alt="" class="wp-image-3612" srcset="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/periprostetik-eklem-enfeksiyonu.png 835w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/periprostetik-eklem-enfeksiyonu-300x175.png 300w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/periprostetik-eklem-enfeksiyonu-768x448.png 768w" sizes="(max-width: 835px) 100vw, 835px" /></figure>



<h2><strong>Çift Aşamalı Revizyon Tanı</strong></h2>



<p>Enfekte total
kalça protezinde, stafilokok türleri en sık izole edilen mikroorganizmalardır.
Ancak, izole edilen bakteri türü ve antibiyotik direnci bölgeden bölgeye
farklılık gösterebilir. Bu da evrensel bir tedavi protokolü belirlemeyi
zorlaştırmaktadır. Ülkelerin ulusal artroplasti kayıtlarına baktığımızda,
koagülaz negatif stafilokok insidansı artmaktayken, gram negatif bakteri
insidansı azalmaktadır (Tablo 2).</p>



<p>Metisilin
dirençli S.aureus (MDSA), metisilin dirençli S.epidermitis (MDSE) ve vankomisin
dirençli enterokok (VDE) gibi yüksek dirençli mikroorganizmaların tedavisi
zordur. Saureus türlerinin metisilin direnci %30–35 iken sefalosporin direnci
%5’tir. S.epidermitis metisilin direnci %30–41, enterokokların vankomisin
direnci ise %30 olarak bildirilmiştir.</p>



<p>Vücuttaki
tüm yabancı cisimlerde olduğu gibi total kalça protezinde de, kolonize olmuş
mikroorganizmalar tarafından biyofilm tabakası oluşturulmaktadır. Biyofilm
tabakası içindeki bakteriler organize bir yapı sergiler. İmplant üzerindeki
biyofilm oluşumu dakikalar içinde başlayabilir. Bu biyofilm tabakası,
glikokaliks matriksten meydana gelir ve bakteriler bu tabaka içinde durağan
büyüme fazına girer, burada organize olup çok hücreli bir organizma gibi
davranır. PEE tedavisinde biyofilm önemli bir sorun oluşturur. İlk olarak,
hücresel savunma ve antibiyotik tedavisi yetersiz kalır. Bunun nedeni,
biyofilmin bakteriyi fiziksel olarak korumasından ve biyofilm içindeki
bakterinin yavaş çoğalmasından dolayı, antibiyotik etkinliğinin azalmasındandır.
İkinci olarak da, biyofilm tabasından ayrılan parçacıkların çevre dokulara
bakteriyi ekip enfeksiyonu yaymasıdır.</p>



<p>PEE için,
hiçbir test %100 duyarlılık ve özgünlüğe sahip değildir (Tablo 3). Doğru tanı
için, klinik şüphe, dikkatli fizik muayene, laboratuvar tetkikleri ve
radyolojik tetkikler gerekir. Etkenin eklemden izole edilmesi “altın standart”
değildir. Bunun yerine, Kas-iskelet Sistemi Enfeksiyon Derneği <em>(Musculoskeletal
Infection Society) </em>tarafından geliştirip PEE üzerine Uluslararası Konsensus
Toplantısında <em>(International Consensus Meeting) </em>revize edilen ve
Hastalık Kontrol Merkezi <em>(Center for Diesase Control)</em> tarafından kabul
edilen kriterlere göre PEE tanısı konmaktadır. Buna göre, aşağıdaki
kriterlerden en az biri olmalıdır:</p>



<p><strong>1-</strong> Periprostetik doku veya sıvılardan
alınan iki farklı kültür aynı mikroorganizmanın izole edilmesi.<br>
<strong>2-</strong> İmplantla ilişkisi olan sinus ağzı.<br>
<strong>3-</strong> Aşağıdaki minör kriterlerden en az üçünün olması:<br>
<strong>a- </strong>Serum C-reaktif protein (CRP) ve eritrosit sedimentasyon hızının (ESH)
artması.<br>
<strong>b- </strong>Sinoviyada beyaz kan hücreleri sayısının artması veya sinoviyal sıvı
lökosit esteraz (LE) strip testinde ++ değişiklik.<br>
<strong>c-</strong> Sinoviyal sıvıdaki polimorfonükleer nötrofil yüzdesinin artması
(PMN).<br>
<strong>d- </strong>Periprostetik dokunun histopatolojik incelenmesinde, en az beş alanda
(400 kez büyütülmüş) beşten fazla PMN görülmesi.<br>
<strong>e- </strong>Periprostetik doku veya sıvıdan alınan bir kültürde üreme olması.</p>



<p>Yukarda
verilen kriterlerin alt sınırları Tablo 4’te özetlenmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="835" height="491" src="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-kullanılan-testlerin-duyarlılık-ve-özgünlük-düzeyleri.png" alt="" class="wp-image-3613" srcset="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-kullanılan-testlerin-duyarlılık-ve-özgünlük-düzeyleri.png 835w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-kullanılan-testlerin-duyarlılık-ve-özgünlük-düzeyleri-300x176.png 300w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-kullanılan-testlerin-duyarlılık-ve-özgünlük-düzeyleri-768x452.png 768w" sizes="(max-width: 835px) 100vw, 835px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="403" height="226" src="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-minör-kriterlerin-alt-sınırları.png" alt="" class="wp-image-3614" srcset="https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-minör-kriterlerin-alt-sınırları.png 403w, https://www.omerfarukbilgen.com/wp-content/uploads/2020/05/PEE-tanısında-minör-kriterlerin-alt-sınırları-300x168.png 300w" sizes="(max-width: 403px) 100vw, 403px" /></figure>



<p>PEE tanısı
için biyomarkırlar üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Lökosit esteraz (LE),
enfeksiyon durumunda aktive nötrofillerden salgılanan bir enzimdir. Sinoviyal
sıvıya uygulanan basit idrar strip testi ile LE düzeyi belirlenebilir. Eğer
sonuç (++) ise, test müspettir. Bu durum sinoviyal lökosit sayımına eşit kabul
edilir ve minör kriterler arasındadır. LE testi basit, ucuz, hızlı ve etkili
bir testtir. ESH, CRP, sinoviya WBC sayımı, sinoviya PMN % ile LE arasında
yüksek korelasyon vardır. Üzerinde çalışılan bir başka biyomarkır ise, alfa
defensindir (a-defensin). Sinoviyal sıvıdaki nötrofillerden salgılanan
a-defensin, patojen organizmanın hücre duvarına yapışarak antimikrobiyal etki
gösterir. İmmünoassay testi ile sinoviyal sıvıdaki düzeyi belirlenir ve 5,2
mg/L üzerindeki düzeyler pozitif kabul edilir. Test sonuçları, antibiyotik
tedavisinden veya sistemik inflamatuvar hastalıklardan etkilenmez. Duyarlılığı
ve özgünlüğü %100’e yakındır. Sinoviyal CRP ile birlikte PEE tanısı için,
a-defensinin gelecekte önemli bir markır olacağı düşünülmektedir.</p>



<h2><strong>Çift Aşamalı Revizyon Tedavi</strong></h2>



<p>Kalça
protezi sonrası oluşan PEE tedavi seçenekleri arasında; antibiyotik
baskılaması, cerrahi debridman, tek aşamalı revizyon, çift aşamalı revizyon ve
rezeksiyon artroplastisi/ampütasyon sayılabilir.</p>



<h3><strong>Antibiyotik Baskılaması</strong></h3>



<p>Cerrahi yapılmadan
sadece antibiyotik ile enfeksiyonu baskılama, ancak yandaş hastalıklardan
dolayı cerrahi yapılamayan hastalarda, cerrahi tedaviyi kabul etmeyen
hastalarda, cerrahinin teknik olarak mümkün olmadığı durumlarda ve ağızdan
alınacak toksik olmayan antibiyotik ile enfeksiyonun baskılanabileceği
durumlarda uygulanabilir. Burada amaç, enfeksiyonun eradikasyonu değil
baskılanmasıdır. Her ne kadar medikal tedavi ile enfeksiyon baskılansa ve
hastaların ağrılarında gerileme görülse de, uzun dönemde fonksiyonel durumlar,
revizyon cerrahisi yapılan hastalara göre daha kötüdür. Debridman ve
İmplantların Korunması</p>



<p>Total kalça
protezinden sonra akut başlayan PEE’de debridman yapılıp implantların
korunması, sadece mobil parçaların değiştirilmesi için, birçok koşulun beraber
sağlanması gerekir. Öncelikle enfeksiyon akut başlamalıdır (Evre I veya Evre
III), implantlar stabil olmalıdır, yumuşak doku bütünlüğünün bozulmamış olması
gerekir ve etken olan mikroorganizmanın biyofilme geçen antibiyotiklere
(rifampisin, siprofloksisin, fosfomisin) karşı dirençli olmaması gerekir.
Tedavide, artrotomiden sonra, geniş sinoviyektomi, radikal debridman,
irrigasyon ve mobil parçaların değişimi yapılır. Tekrar enfeksiyon oranı,
tecrübeli ellerde bile %18, %29 ve %74 olarak bildirilmiştir. Özellikle etkenin
antibiyotik direnci fazla ise, tekrar enfeksiyon riski de çok fazladır.</p>



<h3><strong>Tek Aşamalı Revizyon</strong></h3>



<p>Son
zamanlarda, tedavi maliyetlerini düşürdüğü, fonksiyonel sonuçların daha iyi
olduğu ve hasta memnuniyeti fazla olduğu için, tek aşamalı revizyon cerrahisine
ilgi, özellikle Avrupa’da giderek artmaktadır. Başarı oranının %75–100 arasında
olduğunu bildiren birçok çalışma vardır. Ancak, önceden iki kez tek aşamalı
revizyon yapılmış ve nüks olmuşsa, hastada sistemik sepsis semptomları varsa,
etken mikroorganizma izole edilememişse, polimikrobiyal ve/veya MRSA gibi
yüksek dirençli enfeksiyon, hastada ciddi yumuşak doku bozukluğu varsa,
kontrendikedir.</p>



<p>Cerrahide,
kalçadaki tüm protez materyalleri çıkarılır. Enfekte yumuşak dokular
temizlendikten sonra, yeniden implantasyon yapılır. Ameliyat esnasında yeniden
kültür alınıp çıkarılan implantlar, sonikasyona gönderilir. Antibiyotik
tedavisine üç ay devam edilir.</p>



<h3><strong>Çift Aşamalı Revizyon</strong></h3>



<p>Çift aşamalı
revizyon Kuzey Amerika ve başka birçok merkezde PEE tedavisi için en etkili
metod ve altın standart olarak kabul edilmektedir. Başarı oranı %88–96 iken, 12
yıllık takipte antibiyotik yük-lü çimento <em>spacer (Prosthesis of Antibiotic
Loaded Acrylic Cement –PROSTALAC) </em>ile uzun dönem başarı oranı</p>



<p>%90’dır.
Cerrahide tüm implantlar çıkarılır, enfekte dokular debride edilir, kültür
alınır, antibiyotik yüklü <em>spacer </em>konur. Altı–on iki hafta sonra ikinci
aşamaya geçilip, yeniden implantasyon yapılır. Aradaki bekleme süresinde,
hastaya genelde altı hafta antibiyotik tedavisi uygulanır. Antibiyotik tedavisi
sonunda, iki hafta antibiyotik verilmeden hasta izlenir, CRP ve ESR düzeylerine
bakılır. Eğer inflamatuvar markırlar yüksek ve hastada enfeksiyon bulgusu
varsa, ponksiyon yapılabilir. İdeal bekleme süresi 10–12 haftadır.</p>



<p>Antibiyotik
tedavisinin süresi hakkında tartışmalar devam etmektedir. Uzun dönem ve kısa
dönem antibiyotik tedavisinin farklı olmadığını söyleyen çalışmalar varken,
birçok çalışmada birinci ve ikinci aşama arasında altı hafta parenteral
antibiyotik tedavisinin devam edilmesi gerektiği bildirilmiştir.</p>



<p>İki aşamalı
revizyonda, yumuşak doku bozukluğu, hastada cerrahilere bağlı daha fazla
fonksiyonel kayıp olması ve uzun dönem verilen antibiyotiklerin toksisitesine
bağlı mortalite ve morbidite daha fazla görülür. Ancak bu durum, hastaların
yandaş hastalıklarına ve daha kompleks enfeksiyonla yapılan mücadeleye de bağlı
olabilir.</p>



<p>Hastalarda,
birinci aşmada debridman yapıldıktan sonra antibiyotikli <em>spacer</em>’lar
kullanılır. Böylece, aşırı skar dokusunun oluşumu engellenir, ekstremite
uzunluğu, eklem stabilitesi ve yumuşak doku dengesi sağlanır. Bunun yanı sıra,
erken mobilizasyona izin verdiğinden ve rehabilitasyonu daha kolay olduğundan,
hasta memnuniyeti de fazla fazladır. Ayrıca, ikinci aşamada cerrahi yaklaşım
daha rahat olur. Genel pratikte, <em>spacer</em>’larda yüksek doz antibiyotik
bulunur ve böylece intravenöz yolla verilemeyecek kadar yüksek dozda bir
konsantrasyon sağlar. Eklemleşmeyen (statik) ve eklem yapan (dinamik) olmak
üzere iki tip <em>spacer </em>vardır. Statik tipte eklem hareketi olmaz; buna
bağlı kemik kaybı, kas atrofisi, artrofibrozis gelişir. Bunun yanı sıra,
dinamik <em>spacer</em>’lar eklem hareketine izin verir; böylece daha az kemik
kaybı ve skar oluşumu gerçekleşir, ikinci aşama cerrahi kolaylaşır. Dinamik <em>spacer</em>’larda
hasta memnuniyeti daha fazladır, ancak kırılma ve dislokasyon gibi komplikasyonlara
neden olabilir. Dinamik <em>spacer</em>’ların, hazır olanlar ve ameliyat
esnasında hazırlanmanlar olarak iki tipi vardır. Çimentodaki antibiyotik
konsantrasyonu yüksektir (paket başına &gt;1 gr). Vankomisin, teikoplanin ve
gentamin veya tobramisin kullanılır.</p>



<p>İkinci aşama
cerrahinin ne zaman yapılacağı, ayrı bir tartışma konusudur. Tekrar
implantasyon için, laboratuvar bulgularının, radyolojik ve klinik bulguların
düzelmiş olması gerekir. Antibiyotik tedavisi sırasında ESH ve CRP haftalık
olarak izlenmeli, kademeli olarak düştüğü ve normal değerlere döndüğü
görülmelidir. Ancak, inflamatuvar markırlar enfeksiyonun eradikasyonunu
tespitte yetersiz kalabilir. Yara yerinin kuru ve hiperemik olmaması da önemli
bir faktördür. Tedavi sonunda iki hafta antibiyotik verilmeden beklenip, ERH ve
CRP düzeylerinin normal değerlerde kaldığı teyit edilir. Bu aşamadan sonra,
ikinci aşama planlanabilir. Eğer CRP yüksek devam ediyorsa, enfeksiyon
dışındaki nedenler araştırılmalıdır. Genelde, yüksek CRP’nin nedeni
inflamatuvar artrittir. Eğer hastanın kalçasında ağrı yoksa ve CRP
yüksekliğinin enfeksiyona bağlı olmadığı düşünülüyorsa, hastaya uygun tedavi
verilmeli ve ikinci aşamaya CRP normale döndükten sonra geçilmelidir. Tedaviye
rağmen CRP yüksekliği devam ediyorsa, altı hafta daha antibiyotik tedavisi
uygulanmalıdır. Eğer bu ikinci altı hafta sonunda da CRP normale gelmezse veya
enfeksiyon bulguları mevcutsa, hastada birinci aşama tekrar yapılır. Yine
bulgular düzelmezse veya tedavi edilemeyen dirençli bir enfeksiyon varlığında, <em>spacer</em>’lar
çıkarılıp Girdlestone artroplastisi yapılır. İkinci aşamada hastanın <em>spacer</em>’ları
çıkarılıp, genelde çimentosuz revizyon total kalça protezi uygulanır. Eğer
hastada makroskopik olarak enfeksiyon bulguları mevcutsa, birinci aşama
tekrarlanmalıdır. Hastanın doku ve sıvı kültürleri alınır, çıkarılan <em>spacer</em>’lar
da kültüre ve sonikasyona gönderilir. İkinci aşamadan sonra kültürler
negatifse, oral antibiyotiğe geçilir; eğer kültürlerde üreme olursa, intravenöz
antibiyotik tedavisine devam edilmelidir.</p>



<h2><strong>Tartışma</strong></h2>



<p>Kalça PEE
tedavisinde birçok metod tanımlanmıştır. Her hasta ve her enfekte total kalça
protezi farklı olduğundan, hastaya uygun tedavinin belirlenip uygulanması
gerekir. Tedavinin en önemli kısmı, enfekte dokuların uygun şekilde debride
edilmesi ve etkenin izole edilip enfeksiyon hastalıkları uzmanı tarafından
uygun tedaviye başlanmasıdır. Debridman yeterli olmazsa, enfeksiyon eradikasyonu
sağlanamaz. Akut başlangıçlı enfeksiyonlarda, komponentler stabil ise debridman
yapılabilir. Etken izole edilmiş ve hastanın yumuşak doku sorunu yoksa, tek
aşamalı revizyon planlanabilir.</p>



<p>Çift aşamalı
revizyon, kalça PEE tedavisinde altın standarttır. Oussedik ve arkadaşları
yaptıkları çalışmada, 52 hastanın 12’sine tek aşamalı revizyon, geri kalan
39’una çift aşamalı revizyon yapmışlardır; tek aşamalı revizyon yapılan
hastalarda tekrar enfeksiyon görülmezken, çift aşamalı revizyon yapılan
hastaların ikisinde tekrar enfeksiyon gözlenmiştir. Fonksiyonel sonuçlar ve
hasta memnuniyeti, tek aşamalı grupta anlamlı olarak fazla bulunmuştur. Ancak,
çift aşamalı grupta hastalar ya daha virülan etkenlerle enfekte olmuşlar veya
polimikrobiyal enfeksiyonlar görülmüş. Bu çalışmada iki grup eş değer olmadığı
için, birbiri ile karşılaştırılamaz ve kesin bir sonuç çıkarmak mümkün
değildir. Son zamanlarda bu konu ile ilgili iki derleme yayımlanmıştır. Beswick
ve arkadaşları tek aşamalı revizyon ile tedavi edilen 1225 hastanın %8,6’sında
tekrar enfeksiyon saptamışken, çift aşamalı revizyon yapılan 1188 hastanın
%10,2’sinde tekrar enfeksiyon görülmüştür. Diğer derlemede ise, Leonar ve
arkadaşları enfeksiyon eradikasyonunu ve fonksiyonel sonuçları değerlendirmiş,
enfeksiyon tekrarlama oranını, tek aşama ve çift aşamalı revizyonlarda, sırayla
%16,8 ve %10,6 bulmuştur. Her iki grupta da fonksiyonel açıdan anlamlı fark
saptamamıştır. Her iki çalışmada da, yazarlar, çalışmaların genel kalitesinin
düşük olduğunu, randomizasyon yapılmadığını, tanımların ve metodolojinin
farklılıklarından dolayı sonuçları karşılaştırmanın zor olduğunu
belirtmişlerdir. Ayrıca, çalışmaların çok azında klinik sonuçların değerlendirilmesi
yapılmıştır. Engesæeter ve arkadaşları Norveç artroplasti kayıtlarına dayanarak
yaptıkları çalışmada, tek aşamalı revizyon ile tedavi edilen hastalardaki
tekrar revizyonun rölatif riskini, çift aşama revizyon ile tedavi edilen
hastalarla karşılaştırmışlardır. Buna göre, herhangi bir nedenden dolayı
revizyon riski 1,4 kat fazla, enfeksiyondan dolayı revizyon riski ise iki kat
fazla bulunmuştur.</p>



<p>Sonuç olarak, PEE’de ideal bir tedavi üzerinde uzlaşılamamıştır. Tek aşamalı revizyon, belirtilen kriterlere uyan seçilmiş hasta grubunda uygulanabilir, ancak bunun da uzun dönem sonuçları bilinmemektedir. Çift aşamalı revizyon, günümüzde en sık tercih edilen tedavidir. Dinamik <em>spacer </em>kullanılarak yapılan revizyonlarda, uzun dönemde fonksiyonel sonuçların iyi ve enfeksiyon eradikasyonunun başarılı olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Özellikle polimikrobiyal enfeksiyonlarda, dirençli etkenlerde, tek aşamalı revizyonun kontrendike olduğu durumlarda, çift aşamalı revizyon seçilecek tek tedavidir.</p>



<p>Yazarlar: Ömer Faruk Bilgen, Osman Yaray, Müren Mutlu</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/ameliyatlari/enfekte-total-kalca-protezi-tedavisinde-cift-asamali-revizyon/">Enfekte Total Kalça Protezi Tedavisinde Çift Aşamalı Revizyon</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm</title>
		<link>https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[omerfb]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jan 2020 09:41:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Diz Revizyon Artroplastisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalça Revizyon Artroplastisi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Ayak Bileği Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Diz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Kalça Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Total Omuz Protezi]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.omerfarukbilgen.com/?p=3138</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeliz Cengiz (Sunucu): Merhabalar, günaydınlar dileyerek Olay Sağlık’tan bugün de sizlere merhabalar diliyoruz tekrardan. Bugün protez cerrahisi ve komplikasyonlarını işleyeceğiz. Konuğumuz Medicabil’den Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, bizlerle birlikte olacak. Kendisi ortopedi ve travmatoloji cerrahi alanında uzmanlık yapmış. Sayın Bilgen, yayınımıza hoş geldiniz. Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen: Hoş bulduk. İyi seneler diliyorum. Sizlere ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/">Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube aligncenter wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Prof. Dr. Ömer Faruk BİLGEN, Protez Cerrahisi, MEDICABIL (Part 1)" width="800" height="600" src="https://www.youtube.com/embed/j-jcjZOWa2Y?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Merhabalar, günaydınlar dileyerek Olay Sağlık’tan bugün de sizlere merhabalar diliyoruz tekrardan. Bugün protez cerrahisi ve komplikasyonlarını işleyeceğiz. Konuğumuz Medicabil’den Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, bizlerle birlikte olacak. Kendisi ortopedi ve travmatoloji cerrahi alanında uzmanlık yapmış. Sayın Bilgen, yayınımıza hoş geldiniz.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Hoş bulduk. İyi seneler diliyorum.
Sizlere ve seyircilerimize</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <strong><em>Nasılsınız?</em></strong></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Teşekkür ederim. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Protez cerrahisi dedik ama tanımlamasından gidersek, protez cerrahisi nedir? Kimlere uygulanır?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Daha önceki programlarımızda bu konuyu
işlemiştik ama daha çok yürümesi sıkıntı olan, kalçasında dizinde ağrısı olan
ve günlük yaşam aktiviteleri azalmış hastalara suni eklem yapılması işlemine
protez cerrahisi diyoruz. Hastanın ya da insanın vücudunun içerisine konulan
eklem yerine hareket edebilen bir cihaz, bunu yerleştiriyoruz ve günlük
yaşamını daha kaliteli hale getirmeye çalışıyoruz. Daha önce konuşmuştuk
bunları ama burada sanki hep iyi tarafları anlatıldı. Ne güzel bir şey protezi
yapalım insanlar yürüsün günlük yaşamları iyileşsin, ağrıları geçsin. Fakat
tabi bunun sorunları da var. Belki bunlardan biraz bahsetmek gerekebilir.
Protez cerrahisine gidecek, ameliyat olacak hastanın bilinçlenmesi adına ya da
yakınlarının bu konuda bilgi sahibi olmaları adına önemlidir. Çünkü bu işin
başarılı olmasında çok ciddi bir etken bilinçli olmak, nerede ameliyat
olacağız? Nasıl ameliyat olacağız? Bununla ilgili sorunlar var mı? Ameliyat
olacak insanla ilgili kendi vücudunda ne gibi sorunlarımız var? Bunların
hepsinin bilinmesi lazım. Ben biraz bunlardan bahsedersek daha iyi olur diye
düşündüm. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu): </strong><em>Öncelikle tanımlamasından gitmek istiyorum. Modern tıbbın bize kazandırdıklarıyla protez cerrahisinde getirmiş olduğu yeniliklere de değinelim. Örneğin hastanenizde ne gibi yenilikleri uyguluyorsunuz? Bu cerrahi yöntemi hangi hastalara uygulanmakta sıklıkla?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi daha çok bu eklemleri bozulmuş
hastalarda öncelikle ve burada yaş sınırı yok. Bu sınır yok derken çocukluk
çağında da uygulanır ama onların özel protezleri var. Bizim burada
konuşacağımız genç, orta yaş ve ileri yaş hastalarda eklemler içerisine
yapılacak, eklemin kendisinin değiştirilmesi ile ilgili bir işlem. Bu, günlük
yaşamları sıkıntıya girmiş insanlar için uygulandığında gerçekten 20. yüzyılın
bypass ameliyatından daha çok fayda sağlayan bir ameliyat olduğu ABD’de yapılan
bir araştırma sonucu ortaya çıkmıştır. Hasta adına fayda sağlayan bir ameliyat,
ben 25 yıldır bu iş ile uğraşıyorum. Ortopedi ve Travmatoloji alanı içerisinde
bizim üniversitede bütün branşlarına yıllar önce ayrıldık. Bizim hocalarımız
daha önceki programlarda bahsettik. Bizi ayırdı ve herkesin kendi branşı var
dedi. Uzun yıllar protez cerrahisi ve diğer bir tanım ile artroplasti cerrahisi
ile uğraşıyorum. Buradaki hastaların seçimi oldukça önemlidir. Kime nasıl bir
ameliyat yapacağınız ve bundan ne kadar fayda sağlayacağını az çok ameliyat öncesinde
bilmeniz ve bunu hastaya anlatmanız gerekir. Ağrısı olan, yürüme zorluğu olan,
günlük aktivitelerini yapamayan bu tür hastalara yaşı da uygunsa beklemeden
ameliyat yapılabilir. Fakat bu şu demek değil, hastanın birazcık ağrısı oldu
hemen gel sana bir ameliyat yapalım değil. Hastanın klinik, radyolojik
bulguları, günlük yaşam aktiviteleri bunlar hepsinin bu ameliyat olabilme
sınırları içerisinde olması gerekir. Şununla karışmasın, eklem, kalça, diz
ağrısı olabilir, protez cerrahisi en son iştir. Geri dönüşü olmayan bir
ameliyattır. Bu söylediğim çok önemlidir. Bir diz için söyleyeyim; menüsküs,
düzeltme, başka bir takım cerrahi yöntem yapılabilir. Ama en sonunda her şey
yapılmış, bitmiş ondan sonra protez cerrahisi yapılabilir. Yani bir önceki
aşama yapılacak hastaya tutup hadi gel sana protez ameliyatı yapalım demek
yanlış bir uygulamadır. Bunu da hastaya anlatmak lazım. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Sayın Bilgen, sizin de söylediğiniz gibi sosyal hayatı olumsuz etkileyen bir rahatsızlıkla karşı karşıyayız. Geçtiğimiz programdan da Olay sağlık izleyicileri de mutlaka hatırlayacaktır. Biz sizinle kalça çıkığına da değinmiştik. Bu konuyu geniş kapsamlı ele almıştık. Dilerseniz bu doğumsal kalça çıkığında da görülen protez cerrahisi uygulanmakta mıdır? Yaş skalası olmadığını söylemiştiniz.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yaş şöyle bu protez cerrahisi
uygulanacak hastalarda yaş nerede en çok önemli oluyor. 25, 23, 30 yaşında bir
hasta geliyor. Şikâyetim var diyor. Biraz irdeliyorsunuz. Bazen psikolojik
sıkıntılar da olabilir. Psikolojikten kastım, hasta aksayarak yürümek istemiyor
kalça çıkığında ben toplum içerisinde hoşuma gitmiyor diyor. Mutsuz bir hasta
ile karşı karşıya kalıyorsunuz ve o zaman çok iyi düşünmeniz lazım. Ben bu işi
ne kadar iyi yapıyorum hekim olarak diye düşünmeniz lazım. Bu çok önemli, ben
bu işi ne kadar iyi yapıyorum diye öz eleştirinizi yapmanız lazım. Bu çok iyi
yapıyorum demek hata yapmayacağım ve yanlış olmayacak demek anlamına gelmesin.
Kesinlikle değil. Burada hastaya durumu çok iyi anlatmak lazım. Ama ağrıyı
oluşturan unsurları siz muayene sırasında tespit ederseniz, hastanın
hareketleri kısıtlı, muayene sırasında ağrıları oluyor, radyolojik olarak
röntgeninde ağrıyı oluşturan unsurları görüyorsunuz, kıkırdak azalmasını, orada
oluşan kireçlenmeleri ve deformiteleri görüyorsunuz ve bunların varlığı söz
konusu ise ve hasta da size söylüyorsa yapacak bir şey yok. Ağrısı var ameliyat
yapmak lazımdır. Kalça çıkığında sadece kalça bölgesindeki ağrının oluşturacağı
sıkıntı veya ileride oluşturacağı sıkıntı göz önüne alınarak ameliyat etmek
yetmez. Bunun yanı sıra kalça eklemi, insanın belini ve diz eklemini de çok
yakından etkileyebilir. Buradaki eklemlerin, beldeki ve dizdeki eklemelerin
bozulmasına sebep olarak ileriki yaşamında ağrılara sebep olacaktır. Ameliyatı
erken yapmanın bir nedeni de budur. Bu ameliyatları uygun hastalara, zamanında
yapmanın faydaları budur. Bir, kalça çıkığı bir hastayı ameliyat yaptığınız
zaman mümkün olduğunca düzgün yürümesini sağlayacaksınız. İki, belinde ve
dizinde oluşacak ileriye yönelik bozuklukların gelişmesini engelleyeceksiniz.
Bunları hastaya çok iyi anlatmak lazım, bunlar çok önemli şeylerdir. Burada
genel olarak bakacak olursak yani diz ve kalça protezi yapılacak hastalara,
hastanın ameliyat öncesi değerlendirilmesi, yani bu hasta kimdir? Bizim
karşımıza geldi ama ne gibi sorunları var ek bir hastalığı var mı? Kaç yaşında?
Ek hastalık değerlendirilirken, kalp, diyabetik olabilir, romatizmal bir hasta
olabilir ya da sistemik lupusu olabilir. Bunların çok iyi değerlendirilmesi
lazım. Neden değerlendirilmesi lazım? Örneğin diyabetik hastaya siz protez
ameliyatı yapacaksınız. Örneğin diz ameliyatı yapacaksınız, bunun damarları
nasıl? Hastanın yaşına göre bozukluklar değişebilir elbette. Mesela 3-5 yıllık
diyabet hastalığı olan biri ile 30 yıldır diyabet olan hastanın sorunları,
vücudunda oluşacak sıkıntılar ve bu hastalığın yapmış olduğu bozukluklar farklı
olacaktır. Biz de hekim olarak bunu ameliyat edeceksek eğer, bunun bilincinde
olmamız lazım ve hastaya bunu anlatmamız lazım. Örneğin, bir hastada film
çektiğiniz zaman diz filmi, orada onun arterlerinin, yani atardamarlarının
kireçlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Şimdi siz bu hastayı alıp ta biz genelde
turnike kullanarak yapıyoruz. Son 10-15 yıldır turnike kullanılmadan yapılıyor.
Yani hastanın bacağına bir manşon sarıyoruz ve dolaşım olmasın orada ameliyat
sırasınca rahat ve temiz, kansız ortamda ameliyat yapılsın istiyoruz. Başka
yöntemler de gelişti anestezide, mesela hipotansip anestezi dediğimiz,
anestezinin en aza indirilerek ameliyat sırasında yapılması ile kansız bir
ortam sağlanıyor. Sonuç olarak diyabetik bir hastada (şeker hastalığı olan
birinde), eğer bu durumu dikkate almadan yaklaşırsanız, ortaya çıkacak
sorunlarla mücadele etmesini de bilemezsiniz. Onun için hastaya bunu anlatmak
lazım. Örnek olarak, sertleşmiş bir damara manşonu sıkarsanız, damarı bir
yerinden sıkıntıya uğratırsınız. Ameliyatta sorun yaşayabilirsiniz. Oranı çok
azdır; ama başımıza gelebilir, dikkat edilmelidir. Şeker hatalarında, dokular
bozulduğu için, hastalık damarları etkilediği için enfeksiyon oranı yüksek
olur. Normal romatizmal bir hastalıkta, normal osteoartrit, yani bizim
kireçlenme ile ilgili bir hastalığı olan kişi ile kıyasladığınızda dört beş
katı oranda enfeksiyon gelişme riski vardır. Bu riski hastaya anlatmanız lazım,
anlatmadığınız takdirde olmaz.&nbsp; Hasta da
başına ne geleceğini bilmelidir. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Efendim müsaadenizle geçtiğimiz aylarda bize konuk olduğunuzda bir izleyicimizin maili vardı. Ancak süremiz yetmediği için o soruyu yöneltememiştim. Konumuz ile de alakalı olduğunu düşünüyorum. Adnan Sönmez ablası için soru yöneltmiş bize; “Ablam bir buçuk yaşında çift kalça çıkığı tedavisi oldu ve tamamen iyileşti. Şu an hamile ona normal doğum mu? Sezaryen yöntemle mi doğum yapmasını önerirsiniz?”</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Bir buçuk yaşındayken yapılan tedavi
yönteminin büyük ihtimalle pelvisin çıkışını bozmayacak şekilde ameliyat
yapılmıştır. Tabi bir röntgeni görülse veya çocukluk döneminde o süreçte
yapılan bir röntgeni görülse kalça filmi, oradan bunu rahatlıkla doğumun nasıl
yapılacağı konusunda bilgi verilebilir. Bazı ameliyatlar var; kalça çıkığında
çocukluk döneminde yapılan, pelvisin çıkışını daraltan ameliyatlar. Eğer iki
tarafına birden yapıldıysa daralmıştır. Doğal olarak normal doğumu yapmasında
sıkıntı olabilir. O zaman sezaryen önerilir. Ama pelvis çıkışını daraltamamış
ise normal doğumunu yapabilir. Bunun da röntgen filmini görmek lazım, öbür
türlü bir şey söylemek yanlış olur. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Teşekkürler, umarım izleyicimizi aydınlatmışızdır. Peki efendim. Bu hasta profillilerine göre tedavi yöntemlerine değineceğiz. Dilerseniz biraz da eklem kireçlenmesine bağlı olarak uygulanan protez cerrahisinden bahsedelim.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi burada tabi bu, şöyle söylemek
lazım; romatoid artit, diyabet hastalar bunlarda oluşacak sorunlar hastanın
kendisine spesifik sorunlar, yani özel. Genel olarak baktığımızda hastanın
şişmanlığı, sigara içmesi de birer sorundur. Genel olarak kireçlenmesi olan
hastalarda yapılacak tedavide bunun için hastaların ameliyat öncesinde iyi
hazırlanmaları lazımdır. Genel olarak enfeksiyon riski, damar tıkanıklığı,
hastalara hep böyle söylenir. Damarınız tıkanabilir, ameliyattan sonra sorun
yaşayabiliriz. Öncelikle enfeksiyondan bahsedelim. Burada hastanın kendisine
ait bir takım faktörler vardır. Burada vücudunun herhangi bir yerinde
enfeksiyon odağı varsa hastamızın; ne gibi? Dişinde bir şey olabilir, kadın hastalıklarından
ya da idrar yolu enfeksiyonu olabilir veya ayağında tırnak batması olabilir. Bu
da enfekte bir ortam yaratabilir. Bu hastaların sorgulanıp, ameliyattan önce
enfeksiyon odağı olup olmadığı mutlaka tespit edilmesi gerekebilir. Hastaların
bazıları bilinçli bir şekilde geliyor bize ve “benim dişimde enfeksiyon var. Önce
bunu mu halletsem?” diyor. İnsanın hoşuna gidiyor. Bilinçli hasta konuştuğu
zaman. Enfeksiyon oranı dünyada nedir dediğimizde, bütün herkes bununla
uğraşıyor. Mücadele bu. Enfeksiyon oranını aşağıya indirmek, yani yüzde 0’a
çekebilirsek ne güzel. Ama bu bazen mümkün olmuyor. Dünyada bazı merkezlerde
artık bunları yıllık verilmeye başlandı. Bu yıl enfeksiyonum yok. Önümüzdeki
yıl var. Toplamını verdiğiniz zaman mutlaka bir şeyler çıkıyor. Büyük
merkezlerde bu oran 0’a kadar inebiliyor. Ama normal şartlarda kitabi olarak
baktığımızda, yüzde 1 ila 2, bazı merkezlerde 3’tür. Kabul edilebilecek sınır
budur. Yani 100 tane ameliyat yaptığınızda 3 tanesi. Daha fazlası enfekte
olduğu zaman sorun var demektir. Ne gibi sorun var? Ya hastayı iyi
hazırlamıyorsunuz ya da cerrahinizdeki uzamalar veya çevresel faktörlerde
sıkıntı vardır. Ne gibi? Ameliyathane şartlarınız iyi değildir. Hastayı
ameliyathanede iyi hazırlamamışsınızdır. Sterilizasyonunuzda sorun vardır.
Bunların hepsini göz önüne alıp bakmak lazım. Bazen benim vücudum protezi kabul
etmiyormuş deniliyor. Vücudun protezi kabul etmemesi gibi bir olay çok az bir
şeydir. Metal alerjisi olabilir ancak. Ama enfeksiyon varsa, sebepleri
sırasıyla hastaya ait faktörler, hastayla ilgili sıkıntılar, yapılan cerrahi
ile ilgili sıkıntılar ve çevresel faktörler, yani ameliyathane şartlarıdır. Ne
yapıyoruz? Nasıl bir işlem uyguluyoruz? Aletlerimiz steril mi? Bunların hepsi
bununla ilgilidir. Ameliyathanede protez cerrahisinde hava akımı düzgün olan,
yani laminer air flow denilen hava akımının düzgün olduğu ameliyathanelerde
bunların yapılması lazım. Yoksa ameliyattan sonra “ben hastaya antibiyotik
veririm, bununla enfeksiyon olmaz” ve “benim enfeksiyon oranım düşük” demek
standart bir uygulama değildir.</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Bu söylediğiniz de çok önemli. Yani uygun hastane koşulları ve başarılı eller tarafından bu ameliyatlar gerçekleşmesi ve sonrasında bu geri dönüşü olmayan bir operasyon olduğuna da değinmiştiniz. Sayın Bilgen, ülkemizdeki bu protez cerrahisi uygulamasını yöntemi nasıl buluyorsunuz? Avrupa’ya baktığımız zaman.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Zor soru soruyorsunuz. Neresinden
baksanız… Ülkemiz öyle bir yer ki, biri de var onu da var. Yani ortada buluşmak
o kadar zor ki. Ne oluyor? Kimse yanlış anlamasın ama bunun yapılacağı yerler
önemli yerler olmalı. Bunun Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu uygulamalar çok
güzel. Bu bizi ileriye götürecek bir uygulamadır. Özellikle özel hastanelerde. Tabi
özel hastanelerin bu konuda titizlikle incelenmeleri çok güzel. Ama devlet
hastaneleri de var. Özel hastaneler bu işi yaparken ben sadece kendi branşım
ile ilgili kısmını söylüyorum. Artroplasti ve protez cerrahisi ile ilgili
kısmını söylüyorum. Devlet hastanesinde ya da başka bir yerde bu yapılırken
başka bir hastanede olmaz. Böyle bir şey yok. Hepsinin iyi olması lazım. Çabamız
hepsinin iyileştirmek olmalıdır. Yani kimseye “siz iyi ameliyat yaparsınız ya
da kötü ameliyat yaparsınız” demek gibi bir lüksümüz yok. Herkesin kendi el
becerisi ve kendi eğitimi, bu konuda kimseyi eleştiremeyiz. Ama çevresel
faktörleri iyileştirmek hepimizin görevidir. Kimin görevidir? Bu işi yapacak
hekimin görevidir. Burada bu şartları sağlarsanız bu ameliyatları yaparım demek
lazım. Yoksa kim olursa olsun hasta bizim hastamız sonuçta. Bir defa olmaz, iki
defa olmaz, beş defa olmaz, on defa olmaz. Ama bir tane olduğu zaman o hasta
için bu yüzde 100 demektir artık. Onun için bu sorumlulukla hareket etmemiz
gerekiyor. Bu her ortamda tartışılabilecek şeyler. Ben bunları söylerken sakın
yanlış anlamayın, kendini bir şey sanıyor anlatıyor değil, bunlar gerçeklerdir.</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Estağfurullah, doğruları söylüyorsunuz sayın Bilgen. Müsaadenizle bir telefonumuz var. Bursa’dan Murat Akbulut hattımızda.</em></p>



<p><strong>Murat Akbulut (Seyirci):</strong> <em>İki defa menüsküs ameliyatı geçirdim. Ağrılarım 6-7 ay geçiyor ve sonra yeniden ağrı olmaya başlıyor. Acaba sebebi nedir?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Menüsküs ameliyatı geçirdiniz. Acaba
menüsküsünüzde ne vardı? Kaç yaşınızdasınız Murat Bey?</p>



<p><strong>Murat Akbulut (Seyirci):</strong> <em>36 yaşındayım.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Yaşınız bu iş için uygun bir yaş.
Baktığımızda 50 yaşında olsanız, niye yapıldığı sorgusu aklımıza gelebilir.
Burada menüsküs ameliyatında bilmiyorum doktorunuz ne dedi size? Bir parça
dikildi mi? Çıkartıldı mı? Bunlara bakıldı mı? En önemlileri bunlar. Yapılan
tedavinin uygun olduğunu düşünürsek, benim en çok karşılaştığım bu tür
uygulamalardan sonra hastalarımızda ağrı olma sebebi yetersiz egzersizdir. Yani
sizin dizinize yapılan. Dizinize yapıldı değil mi?</p>



<p><strong>Murat Akbulut (Seyirci):</strong> <em>Kamera ile yapıldı. Kapalı ameliyat yapıldı.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Kapalı ameliyat yapıldı dizinize. Çünkü
bazen kalçaya da yapılıyor ve orada da menüsküse benzer dokular var. Ona da
menüsküs deniliyor. Onun için dedim size. Dolayısıyla egzersiz azlığı, yani
adalelerin kuvvetlendirilmesindeki yetersizlik. Çünkü ameliyat yapıldıktan
sonra oradaki patolojinin, bozukluğun ortadan kaldırılması bu tür tedaviler için
yeterli olmuyor. Bunun için tamamlanmasındaki en önemli faktör, egzersizlerin
yeteri kadar yapılmasıdır. Bilmiyorum doktor arkadaşımız bu konuda size bilgi
verdi mi? Fizik tedaviye gönderdi mi? Bunlar yapıldı mı? Bazen hekim söyler ama
hastalar yapmaz. Belki siz yapmadınız. Bunları lütfen bir gözden geçirin. Egzersizlerinize
bir bakın. Doktorunuzla bir daha görüşün. Şikayetlerinizin azalmadığı konusunda
umarım size yardımcı olacaktır. </p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Teşekkür ediyoruz ve Murat Bey’e de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Peki sayın Bilgen. Biz protez cerrahisinde hastaların ön hazırlık aşamasından yeterince bahsettiğimizi düşünüyorum. Hasta profilleri başlıkları altında bu cerrahi yöntemleri nasıl uygulamaktadır? İzleyicilerimiz de takdir edersiniz ki merak ediyorlardır. Geçtiğimiz programda kemik tümörlerinden bahsettik. Onların temizlenmesinde ben size bir soru yöneltmiştim. Bir uzvun kesilmesi gerekiyor mu? Daha sonrasında bu protez uygulaması nedir? Biz protez cerrahisi denildiğinde neyi anlamalıyız?</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Programın başında da söylediğim gibi
protez cerrahisi bir eklem için yapılacak en son iştir. Ondan sonra işlemin
geri dönüşü yoktur. Suni eklem, metal plastik veya seramiklerin birbirleriyle
ikili oluşturarak yaptıkları hareketlerdir. Diz için söyleyeyim. Dizi
açıyorsunuz. Buradaki bozulmuş kıkırdakları kemiğe kadar kesiyorsunuz. Bunun
özel kesi aletleri var. Onlarla kestikten sonra, kaç numara protez
kullanacaksanız? Ayakkabı numarası gibi aynı. Kaç numara kullanacaksanız? Onu
ameliyat öncesinde belirleyip, ameliyat öncesinde de belirliyorsunuz. O ölçüye
göre kesi yapıyorsunuz ve sonra protezi yerleştiriyorsunuz. Ondan sonra burada
en önemli iş, bunların uygun ve yeteri kadar kabul edilebilir sınırlarda düzgün
yerleştirilmesidir. Bu işi yaptıktan sonra, normal dışarıda muayene ediyor gibi
dizi muayene ediyoruz. Her şey yolundaysa kapatıyorsunuz. Aynı şeyler kalça
için geçerli. Kalça için de bazen küçük ya da büyük açılır, hastaya göre bu
değişir. Hastanın kilosuna, boy uzunluğuna göre değişir. Burada da yine aynı
şekilde kalça için biraz daha fazla eklem hareketi yaptığımız yerin bir kısmını
kesiyorsunuz, oraya protez bir kemiğin içerisine yerleştiriyorsunuz. Çanak
dediğimiz kısma da bir protez yerleştiriyorsunuz. Bu şekilde bunların ameliyat
sırasında iyi muayene ederek sorunsuz bir şekilde yerleştirdiğinizden emin
olduktan sonra yarayı kapatıyorsunuz. Peki, burada örneğin kalçada ne olabilir?
Yerleştirdiniz ya da yerleştiremediniz veya başka bir şey oldu. Kalçada en
önemli sorunlardan birisi, ameliyattan sonra çıkık olmasıdır. Bu orana
baktığınızda yine aynı enfeksiyonda olduğu gibi yüzde 1 ila 3 oranında değişir.
Çıkık, biraz tehlikeli bir şeydir. Çünkü yaptığınız işlemin bozulması anlamına
geliyor. Tekrar yerine koyabilirsiniz kalçayı. Yani redükte edebilirsiniz. Ama
hep aklınızda soru işareti olarak kalır. Acaba bir daha çıkacak mı? Nerede
yanlış var? Hasta yanlış bir şey mi yaptı? Ben bunu yanlış mı yerleştirdim?
Devamlı olarak bu soru aklınızda kalır. Kalçada çıkık dizden daha fazla
görülür. Bu da çok uygun ve iyi şartlarda yerleştirilmesi lazım protezin.</p>



<p><strong>Yeliz Cengiz (Sunucu):</strong> <em>Sayın Bilgen, bir telefonumuz var. İstanbul’dan Cevriye Sönmez hattımızda.</em> </p>



<p><strong>Cevriye Sönmez (Seyirci):</strong> <em>Benim hocamıza bir sorum var. Eşime diz protezi takılması lazım. Fakat damar tıkanması var ve şeker hastası. Damar doktorları diyor ki ameliyat olamaz.</em> </p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Şimdi ne yapalım diyorsunuz değil mi?
Beyefendi kaç yaşında?</p>



<p><strong>Cevriye Sönmez (Seyirci):</strong> <em>76 yaşında, zor yürüyor ve dengesini kaybedip düşüyor.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> Peki, dengesini kaybedip düşmesinin
sebebi dizindeki bozukluktan diye mi söylediler? Yoksa beyin damarlarında da
sıkıntı var, bacağına giden kanda azlık var, ondan dolayı mı oluyor? Onu ayırt
edebildiler mi? Söylediler mi? </p>



<p><strong>Cevriye Sönmez (Seyirci):</strong> <em>Beyin damarlarında da sıkıntı var. Fakat yürüyemediği için de düşüyor. Oturduğu yerden zor kalkıyor.</em></p>



<p><strong>Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen:</strong> O kadar zor bir durumla karşı
karşıyayız ki çünkü turnike kullanamadan ve bacağı sıkıştırmadan kansız bir
ortamda da ameliyat yapılabilir. Ama şimdi bizim anesteziyoloji cemiyetinin
oluşturduğu bir skala var. Beş gruba ayrılır bu. Hastamız ortada 3 ya da 2’de
yapılabilir. Ama 3 ya da 4 grubuna giriyorsa çok dikkatli olmak lazım.
Yapılmasına karar verilirse çok kısa sürede yapmak lazım. Gerçekten yanlış
anlamayın ama bu işi tecrübeli olan, yeni başlayan ya da uzun yıllardır yapan
hekimlerin her birisinin yapma hızları farklı olabilir. Onun için bu işle
uğraşmış bir hekim bulmanızda fayda var. Bunların size önerdiği yolda
gitmenizde fayda var. Bu ameliyat için olmaz diyen kardiyovasküler cerrahların
ya da dahiliye uzmanlarının sözünü dinlemekte fayda var. Bazen ameliyatı
yaparsanız sorun çıkar. Bir damar tıkanıklığı var diyorsunuz. trombüs varsa, bu
trombüs ameliyat sırasındaki hareketlerle toplar damarda bir trombüs varsa
oradan kopup gidip akciğere yerleşebilir ve Allah korusun hastamızı iki üç
dakika içerisinde kaybedebiliriz. Bunlar çok önemli. Onun için kararı sizi
ameliyat yapacak hekimlerin sözlerini dinleyerek karar verin. Sonuçta belki
karar verme işi size kalacak, “yapalım mı? Yapmayalım mı?” diye? </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com/videolar/olay-saglik-programi-protez-cerrahisi-1inci-bolum/">Olay Sağlık Programı (Protez Cerrahisi) 1&#8217;inci Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.omerfarukbilgen.com">Ortopedi Doktoru Prof Dr Ömer Faruk BİLGEN</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
